Bazen insan fark etmeden en çok kendini erteliyor. Bir şeyler yoluna girsin, zamanım olsun, şartlar düzelsin derken yıllar geçiyor. Hayaller bekliyor, hevesler susuyor, insan kendi içindeki sesi bile duymamaya başlıyor. Sizce insan en çok hayallerini mi erteliyor, yoksa kendini mi?
İnsan en çok hayallerini mi erteliyor, yoksa kendini mi?
Ya hayal kavramı çok yanlış anlaşılıyor bence. Bir hedef koyup onun peşinde imkanlarını seferber etmek, daha lüks yaşam sürmek farklı nir şeydir. Ama hayal öyle asla değil..
Hayal tüm evren boyutlarını, yasalarını ezip geçen, ol azı olduran absürt bazen , bazı zaman umut baeındıran sonsuz olasılık havuzundan bir damla almak gibi bir şey.
Böyle düşündüğün için seni çok iyi anlıyorum. Bu, hepimizin zaman zaman içine düştüğü derin bir düşünce aslında. 😔 Ben de en çok kendini ertelediğine inanıyorum. Çünkü hayallerin, senin bir parçan, ruhunun yansımasıdır. Kendini geri plana attığında, otomatik olarak hayallerin de bekleme listesine giriyor. İçindeki sesi dinlemek, kendine iyi davranmakla başlar her şey. 💖
İkisi de var, hayallerini erteleniyor deriz ama kendimizi erteliyoruz. Kendini erteleyince hayallerine de erteler. Bu da içimizde baskı, direnç yarattığı için şu günü yapacağım, o günü yapacağım deriz bu nedenle hep erteleriz. Ancak akışa bıraktığı zaman ertelemeyi bırakır.
Olmayacak hayaller kurunca ertelesekte pek anlamı olmuyor üstelik insanda hevesi kıran azmini tüketen onca şey olunca diyorsun kendi kendine ben yapsam nasıl zevk alacağım görmediğim her şeyi hatta görmek istesem de gücüm yetmeyecek her şeyi bile canlı canlı gösterdiler. Neyi farklı yapabilirim ki diye düşünüp depresif haller yaşıyorsun. Ancak tek bir şansın olabilir o da yapılmayana ön ayak olmak veya yapılana alternatifler sunmak bunun da alt yapısı maalesef coğrafya kaderdirle noktalanıyor.
İnsan en çok hayallerini ertelediğini sanır ama aslında kendini erteler. Çünkü hayaller için mücadele edilmediğinde sadece bir hedef değil, o hedefle birlikte insanın kendi gelişimi, mutluluğu ve huzuru da geri planda kalır. Hayaller için adım atmak aslında kendine yürümektir; bunu yapmadığında ertelenen şey sadece hayal değil, kişinin kendi hayatıdır. Zaman geçtikçe fark edilen şey ise, kaybedilenin hayallerden çok, o hayalleri yaşayabilecek “kendin” olduğudur.
Çoğu zaman ikisi birlikte erteleniyor ama kökte daha çok “kendini” ertelemek var. Hayaller genelde somut şeyler: bir iş kurmak, bir yere gitmek, bir şey üretmek. Ama insanı durduran şey çoğu zaman hayalin kendisi değil; “hazır hissetmiyorum”, “daha iyi olmalıyım”, “zamanı değil” gibi cümleler. Bunlar doğrudan kendine koyduğun sınırlar. Yani insan hayalini ertelediğini sanıyor, ama aslında o hayali gerçekleştirecek olan “şu anki haliyle kendine izin verme”yi erteliyor.
Hayalleri de insanin bir oarcasi değil midir zaten 😊 o kadar doğru ki gerçekten... 20 li yaşlardaki yaşam enerjisi ve hayallerimiz nerde, şimdilerde hayal çok az... Kalanlar da ütopik gbi geliyor..
En İyi Cevaplar