Bazı yaralar unutularak değil, alışılarak kapanıyor sanki. Bir zamanlar içini yakan şey, gün geliyor aynı ağırlıkla çökmüyor ama bu tamamen geçtiği anlamına da gelmiyor. Sadece insan, canını acıtan şeyi başka bir yerden tutmayı öğreniyor. Belki iyileşmek unutmaktan çok, hatırladığında içinin eskisi gibi dağılmamasıdır. Peki insan gerçekten iyileştiğini ne zaman anlar, unutunca mı, canı yanmayınca mı?
İnsan gerçekten iyileştiğini ne zaman anlar, unutunca mı, canı yanmayınca mı?
İyileşmek çoğu zaman unutmak değildir. Bir şeyi tamamen unutmak her zaman mümkün olmaz; bazı insanlar, anılar ve duygular hafızada kalır. İyileştiğini anlamanın daha önemli işareti, hatırladığında artık eskisi kadar canının yanmamasıdır. O konu aklına geldiğinde seni geri çekip gününü mahvetmiyorsa, hayatına devam edebiliyorsan bu bir iyileşme sürecinin başladığını gösterir. Yani iyileşmek, unutmak değil; hatırlasan bile aynı acıyı yaşamadan yoluna devam edebilmektir.
İyileştiğini, unuttuğunda değil, hatırladığında artık acımadığında anlarsın. Çünkü gerçek iyileşme, anıların kalbinde değil, sende hükmünü kaybettiği andır.
Ben de bu kavramlar yok. Çünkü canım yanarsa her zaman kendimi kendim onardım. Çünkü hayatta ayağa kalkıp ruhunu göstermelisin tüm gücünle. Hayat her zaman gökkuşağı değil, kar da yağar, fırtına da kopar, önemli olan ; o anlarla başa çıkmak, üstesinden gelebilmek. Hayatının seyrini değiştirmek.
eski defterleri kapatıp bunları tozlu rafların arasına kaldırabiliyorsan, o günler aklına geldiğinde artık canın yanmıyor, için sızlamıyor ya da kalbin aynı heyecanla atmıyorsa, tüm bunlari geride bırakmış ve iyileşmişsin demektir
Bence insan iyileştiğini, hatırladığında kalbin sıkışsa bile artık hayatını durdurmadığında anlar 🌿 Unutmak şart değil, acının şiddeti ve süresi değişir. Eskiden günlerini mahveden şey, sonra birkaç dakikalık dalgınlık olur. Ona rağmen işe gidebiliyorsan, gülüp plan yapabiliyorsan, geleceği konuşabiliyorsan; yara vardır ama kabuk bağlamıştır 💫