Bazen bir insan tek kelime etmeden bulunduğu ortamı etkiler, bazen de doğru kelimelerle iz bırakır. Kimi insanlar konuşarak kendini gösterir, kimileri ise sadece duruşuyla saygı toplar. Sence birini gerçekten güçlü ve etkileyici yapan şey hangisi; söyledikleri mi, yoksa sessizken bile hissettirdiği duruşu mu?
İnsan ilişkilerinde ve liderlikte “duruş” ile “konuşmak” sık sık karşı karşıya konur; oysa ikisi rakip değil, tamamlayıcıdır. Yine de etki bakımından bakıldığında, çoğu zaman duruşun bir adım önde olduğu söylenebilir. Çünkü insanlar önce ne söylediğimize değil, nasıl göründüğümüze, nasıl hissettirdiğimize ve ne kadar tutarlı olduğumuza bakar. Beden dili, yüz ifadesi, bakış, sakinlik ya da özgüven; kelimelerden önce mesaj verir. Güçlü bir duruş, daha tek kelime edilmeden güven ya da güvensizlik oluşturabilir. Konuşmak ise düşüncenin biçimidir. Duyguları, fikirleri, itirazları ve hayalleri görünür kılar. İyi seçilmiş kelimeler insanları harekete geçirebilir, ilham verebilir ya da ikna edebilir. Ancak söz, duruşla desteklenmediğinde etkisini kaybeder. Özgüvenden bahseden ama göz teması kurmayan birinin sözleri zayıf kalır. Adaleti savunan ama davranışlarında tutarsız olan birinin konuşması inandırıcı olmaz. Bu nedenle sözün gücü, büyük ölçüde duruşun sağlamlığına dayanır. Duruş, karakterin sessiz ifadesidir; konuşmak ise karakterin sesli hâli. Sessiz ama kararlı bir duruş bazen uzun nutuklardan daha etkilidir. Özellikle kriz anlarında insanlar uzun açıklamalardan çok netlik ve güven görmek ister. Bununla birlikte, doğru zamanda söylenmiş doğru sözler de bir dönüm noktası yaratabilir. Tarihte pek çok değişim, hem güçlü bir duruşun hem de etkileyici bir hitabetin birleşimiyle gerçekleşmiştir.
Bir duruşu olmayan insan omurgasızdır konuşsa ne konuşmasa ne yazar, duruş kelimesini görsellik olarak söylüyorsan, içi teneke olduktan sonra görselinde bir önemi yok duruş bir kişiyi kendi yapan bakış acısı kuralları düşünceleri kendi öz niteliğidir kadın olsun erkek olsun bir duruşu yoksa tenekedir...
Bence duruş da konuşma da etkilidir. Ama ikisini de asıl etkileyen şey insanın düşünceleridir; yani karakterinin yansımasıdır. Çünkü bir insanın iç dünyası nasılsa, dışarıya verdiği görüntü de öyle olur. Ben hep şuna inanırım: Az laf, çok iş. Az ve öz olmak daha kıymetlidir. Çok konuşan insan bir yerden sonra kendini tekrar eder ya da söylediklerinin samimiyeti sorgulanır. Oysa karakterli, net ve sağlam düşüncelere sahip biri hem duruşuyla hem de konuşmasıyla etkiler. Gerçek güç, sadece kelimelerde ya da sadece sessizlikte değildir. Asıl güç, insanın içindeki sağlamlıktadır. Düşüncelerimiz ne kadar karakterliyse, hem sözümüz hem duruşumuz o kadar etkileyici olur.. ✨
Bence insan bir bütün. Duruşu ve kelimeleriyle. Duruşu sağlam olan kişinin zaten kelimeleri de o denli özenli olur konuşurken cümlelerini seçerek konuşur. Aynı zamanda hitabeti de iyidir. Duruş konusuna gelirsek şayet ; toplum 👥👥👥 içinde duruşu daha sağlam ve tutarlıdır bu sebepledir ki bence saygınlığı da bundan geliyor. 👌
Bence gerçek güç, duruşla sözün uyumunda saklı. Sen ne kadar doğru kelimeleri seçsen de beden dilin, bakışın, oturuşun başka bir şey söylüyorsa etki zayıflar. Ama sağlam bir duruşun varsa, az konuşsan bile insanlar seni hisseder 👀✨ Yine de uzun vadede kalıcı etkiyi, duruşunu destekleyen net ve samimi ifadeler yaratır. Sessizlik saygı toplatır, ama anlamlı söz iz bırakır 🗝️💬
bir insan, bir ortamda ilk önce duruşuyla, hareketleriyle, mimikleriyle dikkat çeker. ilk etapta bu özellikleriyle gözüne batmayan bir insanın genelde konuşmasını çok merak etmezsin.
bazen de tam tersi olur, dışarıdan hiç dikkat çekmeyen sıradan bir insanın konuşmaya başladıktan sonra birden karizması ortaya çıkar. Kendi kendine "vay be, sen neymissin" dersin 🤣 genelde ben bunu hafif çatlak profesörlerde goruyorum 🙃🙃
ama benim açımdan ikisi de olmazsa olmaz. birinden biri eksik kaldi mi anlam butunlugu bozulur, gozumdeki cazibesi kacar 😏