Birini kaybettikten sonra mı yoksa hiç kazanamamışken mi daha çok üzülürsünüz?

Bence ikisi de insanın canını farklı yerlerden yakıyor ama acısı aynı değil.

Birini kaybettikten sonra üzülmek; yaşanmışlıkların, anıların ve bir zamanlar vardı gerçeğinin ağırlığıyla geliyor. Ne olduğunu biliyorsun, neyi kaybettiğini net olarak hissediyorsun. Acı somut… Ama en azından denedik, yaşadık diyebileceğin bir yer var.

Hiç kazanamamışken üzülmek ise daha sessiz ama daha uzun sürüyor. Çünkü burada yasını tuttuğun şey bir insan değil; ihtimaller. Olabilirdiler, ya şöyle olsaydılar, içinde kalan cümleler… Bu acının adı belirsizlik ve insanı içten içe kemiriyor.

Kısacası; Kaybetmek kalbi acıtıyor.
Hiç kazanamamak ise zihni yormaya devam ediyor.

Hangisi daha çok yakar dersen…

İnsanın o anki yarasına göre değişir. Ama çoğu zaman hiç yaşanamamış bir ihtimal, yaşanıp bitmiş bir hikâyeden daha uzun süre akılda kalır.

Birini kaybettikten sonra mı yoksa hiç kazanamamışken mi daha çok üzülürsünüz?
Cevapla