Yani neden insanlık için tüm her şeyi katlediyoruz ama yinede tamam işte bu diyemiyoruz hep daha fazlası neden..

Yani neden insanlık için tüm her şeyi katlediyoruz ama yinede tamam işte bu diyemiyoruz hep daha fazlası neden..

İnsanda doyumsuzluk sendromu vardır, hep daha iyisini ister; bu bazen salt bir ilgi, güzellik de olabilir ya da maddi manadaki bir yetinememe.
Başarmak aslında anahtar kavramdır burada; çünkü hayalin doyumsuzluğunu tatmin edeceği alanı bu düşüncede bulur. Örneğin; burnunu beğenmeyen bir insan estetik olur, yeni hali çok güzel olsa bile o ayrıntıda bile noksanlık aramaya başlar.
Başarmayı bazen pozitif anlamda da kullanmayabilir, şans oyunlarından küçük bir miktar kazanır. Talih kuşu başıma kondu der ve hayali bu sefer daha fazlasıyla satın alır ve başarı mekanizması altında hayal mastürbasyonu yapmaya başlar; bu onun tatmin edici, ihtimali milyonda bir olan olasılığının doyumsuz başarısıdır.
İnsanın asıl sorunu sahip olmamak değil, yetinememek. Elimizdekine alışıyoruz, alışınca da onun değeri gözümüzde küçülüyor. Sonra bir tık fazlası olursa mutlu olurum diye düşünüyoruz. Ama o fazlası gelince de bu kez başka bir eksik buluyoruz.
Bence tatminsizlik biraz da kıyas yapmaktan geliyor. Başkasının hayatını, mutluluğunu, başarısını görünce kendi yaşadıklarımız yetersizmiş gibi hissediyoruz. Oysa herkesin yükü başka, ama biz genelde sadece vitrine bakıyoruz bir de insanın içindeki boşluk meselesi var. Eğer içimizde bir huzursuzluk varsa, onu para, ilişki, başarıyla doldurmaya çalışıyoruz. Doldurduk sanıyoruz ama aslında o boşluk yerinde duruyor. Bu yüzden hep daha fazlasını istiyoruz.
Kısaca benim düşüncem şu
Tatminsizlik dışarıda değil, içeride başlıyor. İnsan kendisiyle barışmadıkça, neye sahip olursa olsun hep bir şey eksik kalıyor.
Ev alırsın ardından araba gelir, sonra ev eşyaları değişir, sonra hadi bir yazlık, olmadı aaa arabanın modelini yükselteyim, dur yazlığa tadilat yaptırayım, çocukların okullarını daha iyi olan ile değiştirelim, hep bir değişim yarışı hep bir koşuşturma hep bir şeyler peşinde koşuşturmacalar, derken son 8 yıldır vazgeçtim, artık dünya işlerinin tamamen gereksiz ve şatafata duyarsız kalmayı keşfettim, Zira neticede 3 metre çukur 5 metre kumaş ile göçüp gideceğiz buradaki sınav bitecek ve gerçek sınav orada başlayacak, ta ki o amana kadar insanlık adına daha iyi şeyler yapma derdimdeyim.
Çünkü aç gözlüyüz Belki de bir yanımız eksik o eksikliği tamamlamak için hep daha fazlası istiyoruz ya kaçırdıysam ya daha iyisi varsa bisiklet süren bir motosiklet motosiklet süren bir araba araba süren biri daha farklı bir şey sürmek isteyebiliyor hep istiyoruz kıyaslıyoruz istiyoruz istifliyoruz daha çok istiyoruz egolu tatminsiziz biraz da Aslında bu eksiklikten de değil kendini dinlememekten kendini geliştirememekten insan kendini dinlediğinde stabil kaldığı zaman vicdanının sesini o iç sesini dinlemeli bir insan genelde hiç sesini dinlemeye korkar istemez:))
İnsanın asli sorunu, içindeki boşluğu dışarıdaki şeylerle doldurmaya çalışması bence. 🌪
Beynimiz hayatta kalmak için “daha fazla”ya programlı, ama ruhumuz “anlam” istiyor.
Sahip oldukça tatmin süresi kısalıyor, çünkü mesele eşya, para, statü değil; görülmek, sevilmek, değerli hissetmek. 💔
Tatmin, “yeterinceyim” diyebildiğin anda başlıyor, “daha fazlasını hak ediyorum” demeyi bıraktığında değil. 🌿
Cevap
21Cevap
Aslında benim hayattan istediklerim asla aşırı şeyler değil ama olmayacak şeyler biraz galiba
çünkü doyumsuzlar ve kişilikleri yok o yüzden
İnsan vücudu aklı sürekli bir şeyin peşinden koşmak sürekli çalışma bilgi edinme üzerine bir yaratılışı var beyin ne kadar zorlarsan zorla öğrenmeyi bırakmaz ya da birşeyleri hep bitti demez sürekli yeni birşeye atılır ya da onu devam ettirir bu yapısında var
Bence insanın asıl sorunu neyi aradığını tam olarak bilmemesi. Daha fazlasını istiyoruz çünkü içimizde bir boşluk hissi var ve onu dışarıdan doldurmaya çalışıyoruz. Sahip olduklarımız artıyor ama tatmin duygusu gelmiyor. Bu yüzden tüketiyoruz, zorluyoruz, yetmiyor… Aslında eksik olan şey çoğu zaman “daha fazla” değil, iç huzur.
Daha fazlasını isteyen elindeki ile yetinmeyi bilmeyen biri zaten nankördür ben öyle biri değilim
Ben öyle bir sorunum veya gayem hiç olmadı. O şekilde hareket eden insanlar düşünsün 🤷♀️🤦♀️
İnsanlığın doğasında bu var galiba ama bu olgu olmasaydı belki de hala mağaralardan çıkamamıştık
İnsanın fıtratında bu var olanla mutlu olmaz daha fazlasını ister
Sahip oldukları ile mutlu olamayan birisi için hayar hep yarıştır.
Mükkemmeli arıyoruz aslında yok diyoruz yakındakilerimizi de görmüyoruz bence
İnsanın gözü midesinden büyüktür derler nefis sahibiyiz ve nefis tüm dünyayı versen doymaz.
İnsanın özü sonsuza dönük. O nedenle sonlu olan bu dünya insanı tatmin etmiyor
İnsan şükrü ve kanaati unutunca böyle oluyor maalesef 😔
Doyumsuzluk çirkeflik hep buna odaklanılır "daha fazla nasıl olur"
Kanaat etmek, yetinmek ve olanı değerli kılıp onunla yaşamak ağır geliyor nefsimize.
Bu bir arayışın şekli
Kapitalizmin dayattığı aç gözlülük
Doyumsuz varlıklar olduğumuz için.
Çünkü açgözlü ve şükürsüzüz insanoğlu doymaz
Doyumsuzluk aç gözlüklük..
Doyumsuz işte hiçbir şeye şükür etmezler
Kendi adina yaz ablam
İnsanoğlu doymuyor aç gözlü yani.
Olurrr laaa
İnsanoğlu böyledir
açgözlülük
aç gözlülük
Doyumsuz maalesef
Gözümüz aç
Doyumsuzluk
Evet öyle ilte
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?