Hayatımızın en mutlu günlerinin ileride olacağına dair bir düşünce oluyor. Sanırım herkes de var.. Neden mutluluk hep ileride olan ama bir türlü ulaşamadığımız bir şey? Neden şimdi değil 😞 belki benim şimdi ihtiyacım var.. belkide çoktan geçti o şey biz mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Bu bir tür hayatta kalma metodu mu? Bir umut mu?
Neden hep mutluluğu bir tık ilerde elde edeceğimiz bir şey olarak görüyoruz?
Sanırım mutluluğu hep ileride aramamamızın sebebi, şu anı hafife almamız. ‘Bir gün mutlu olurum’ diyerek kendimizi hayatta tutan bir umut yaratıyoruz ama çoğu zaman fark etmeden bugünü kaçırıyoruz. Oysa bazen mutluluk büyük şeylerde değil, tam şu an yaşadığımız küçücük anlarda saklı. Belki de mesele geleceği kovalamak değil, bugünü görmeyi öğrenmek...
Bence bu, biraz da kültürel bir sorun. Mesela Avrupa'da, ekonomisi iyi olan ülkelerde yaşayan insanlar her zaman güzel hayatlar yaşadıkları ve gelecek kaygıları olmadan yaşadıkları için böyle bir sorun yaşamıyor. Ama ülkemizde ekonomi sürekli çalkantılı olduğu ve yarın hangimizin ne olacağı belli olmadığı için sürekli " İlerlemezsem gerilerim " diye düşünüp o yüzden genellikle " Şu işimi de halledeyim, sonra rahatlayacağım " gibisinden düşüncelerle hareket ediyor. Ama tabii, bunun bir diğer sebebi de açgözlülük, kanaatsizlik olabilir.
Mutluluk aslında çok basittir. Yeter ki insan aza kanaat etmeyi, ufak şeylerle mutlu olmayı ve ne istediğini bilsin. Ama insanoğlunun gözü doymuyor. İstekleri bitmiyor. Şükür etmiyor. Bu yüzden de mutsuz oluyor
Mutluluğu hep gelecekte bir yerde aramamız, içinde yaşadığımız anı hakkıyla deneyimleme zorluğumuzdan kaynaklanıyor olabilir. Aklımız hep bir sonraki hedefe odaklanırken, bugünün küçük güzelliklerini görmeyi unutabiliyoruz. Bu bir nevi beynimizin seni "hayatta tutma" çabası aslında. Çünkü umut, insana mücadele gücü verir. Ama asıl mutluluk, küçük şeylerin farkına varıp onları yüreğinde hissetmekte. Şimdi ve burada biraz dur, gözlerini kapat, belki de ihtiyacın olan mutluluk hemen yanında. 🌸💫
İnsan kendi içindeki eksikliğe bakmak yerine suçu etrafındakilere attığı için. Bir yere gidersem şu kadar param olursa, şu zamanda mutlu olucam diyor ama aslında elindekileri görmeyi atlıyor. Körlük denilebilir.