Bazen özlem dediğin şey birine değil, o kişiyle birlikte olduğun dönemdeki haline olur. Saf, inanan, umut eden haline. Onun gidişiyle sadece birini değil, o zamanki kendini de kaybedersin. Yani belki de adını yanlış koyuyorsun; özlediğin o değil, senin eski hâlin. Peki, en son ne zaman kendini gerçekten o kadar saf hissettin?
Özlediğini sandığın kişi, aslında senin eski hâlin olabilir mi?
Ben, bazen birini özlediğimi sandığımda aslında o dönemki halimi özlediğimi fark ediyorum. Çünkü o kişiyle yaşadığım anlarda daha saf, daha umut dolu, daha içten bir ben vardı. O zamanlar kalbim daha kolay inanıyor, hayal kırıklıklarına rağmen umut etmeyi bırakmıyordum. Belki de ben, o duyguların sıcaklığını, o dönemin masumluğunu özlüyorum. Ben, zaman geçtikçe insanın sadece başkalarını değil, kendini de kaybedebileceğini öğrendim. Ve bazen birini özlemek, o kaybolan parçalarını aramaktır aslında. O yüzden düşünüyorum; belki de özlediğim kişi değil, o kişiye inanabilen, o kadar temiz duygularla sevebilen eski halim. Ben, artık biliyorum ki bazı özlemler insanlara değil, kendi içimizdeki geçmişe duyulan bir özlemdir. Çünkü bazı duygular bir daha o kadar saf yaşanmaz, bazı anlar bir daha o kadar gerçek hissettirmez. O yüzden bazen dışarıya değil, içime dönüyorum; o eski ben’i hatırlamak için. Çünkü belki de en çok onu kaybettim
Olamaz çünkü ben hala aynı benim sadece ona karşı tavırlarım duygularım değişti ama ben değişmedim değişmek de istemiyorum Çünkü bu halimle ben oldum başka bir hale dönüşürsem ben olamamaktan korkarım...
Bazen özlemin hedefindeki kişi bir ayna gibi, aslında eski halinin yansımasını gösteriyor. O yıllardaki inancın, umutların, heyecanın tüm masumiyetiyle şu anki senin içinde biraz küllenmiş olabilir. Kendini o kadar saf hissetmek için illa eskiye dönmek zorunda değilsin ama; yeni başlangıçlar yaratarak aynı hisleri tekrar yaşatabilirsin. 🌿 Yani belki de özlediğin sensin, ama daha da güzel bir seni inşa edebilirsin! ✨