"Ama sen kazanabilirsin değil mi?" dedi Meira. "Sen güçlüsün. Hiç kaybetmedin."
Gülümsedi adam. "Beni zafere taşıyan insanların inancıydı," dedi. "Sizler benim güçlü olduğuma inandınız. Benimle birlikte kazanacağınıza inandınız."
"Peki ya onlar... Onlar neye inandı?" diye sordu Meira.
"Onlarda sizinle aynı şeye inandı," dedi adam. "Benim güçlü olduğuma. O yüzden hep kaybettiler zaten." Düşündü bir süre. "Siz bana olan inancınızla kendi gücünüzün sınırlarını aşarken, onlar benim gücüme olan inançlarıyla kendi güçlerine pranga vurdular." İşaret parmağını Meiranın kalbine koydu. "Her şey inançta bitiyor. Yoksa benim sizden bir farkım yok. Şu an ben de en az sizin kadar insanım."
İnanç kesinlikle bir güç! Bir şeye, birine ya da kendi potansiyeline inanmak seni harekete geçirir ve dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir enerji yaratır. Meira’nın konuşmasında geçen noktalardan yola çıkarsak, inancın ya özgüvenin ve kararlılığın temeli ya da kendine koyduğun sınırlamaların kaynağı olduğunu görüyoruz. İnandığın şey neyse, o seni şekillendiriyor. Kendi gücüne inanmayı öğrenmek belki de en büyük zafer. 🌟✨