Çünkü insan sadece bedeninden değil, zihninden ve ruhundan da oluşur. Ve biz çoğu zaman sadece bedenimizi yormadığımızı fark etmeyiz. Duygularımızı bastırırız, düşüncelerimizi sustururuz, kendimizi zorlarız. “Hallederim”, “Alışırım”, “Dayanırım” deriz… Ama bir yerden sonra zihnimiz de, kalbimiz de, sabrımız da yorulur. İşte bu yorgunluk, zamanla tükenmişliğe dönüşür. Tükeniriz çünkü bazen hep güçlü olmaya çalışırız. Kimseye yük olmak istemeyiz. Her şeyi idare etmeye, herkesi memnun etmeye çalışırız. Kendimize ayıracak zaman bulamaz, ihtiyaçlarımızı erteleriz. Ve fark etmeden içimizdeki enerjiyi, hevesi, ışığı yavaş yavaş kaybederiz. Tükeniriz çünkü hislerimizi konuşmaktan korkarız. “Anlamazlar”, “Yargılarlar” diye susarız. Oysa insan, içine attığı her şeyi omzunda taşır. Zamanla bu yük ağırlaşır, biz de altında eziliriz ve bazen de sadece çok çabaladığımız için tükeniriz. Sevdiğimiz için, inandığımız için, umut ettiğimiz için… Ama her emek karşılık bulmaz, her çaba karşılanmaz. Bu da insanı yavaş yavaş bitirir. Kısacası, tükenmek insan olmanın bir parçasıdır. Ama önemli olan, neden tükendiğimizi fark edebilmek ve kendimize yeniden iyi gelmeyi öğrenmektir. Çünkü biz sadece başkalarına değil, en çok da kendimize iyi gelmekle sorumluyuz.
Çocukken babama sorardım, daha o yaşlarımdayken “Baba, bu düzen böyle mi gider? Bizim yüzümüz güler mi?” “Oğlum,” derdi, “yok.” O zamanın babamın tükenmişliği canımı sıkardı. Şimdi daha babamın yaşına gelmeden aynı durumdayım.
Tükendim. Çalışmaktan, çabalamaktan, insanlarla uğraşmaktan tükendim. Çabalamadan her şeyi elde eden insanlardan nefret ediyorum. Hayatımın her döneminde çabaladım. Bazen diyorum “Kolay bir şey yok mu bu hayatta bana?” Yokmuş.
Koduumun Azraili, nerdesin, nerde? Gel. Neyse tükensek bile düşe kalka yaşıyoruz, ölene kadar düşmek yok. Düşme gruş.
İçimde öyle bir boşluk hissediyordum ki, yalnızlık aklıma sızdı Bu kuklalar, öldüklerinde kalan boşluğu doldurmak için beni hayatta tutmuşlardı Anne ve baba, bana bu cehennem gibi hayatta neden bu kadar uzun süre beklediğimi söyleyin Ağladım ve intiharı önlemek için ağladım, ta ki zamanla bir kabuğa dönüşene kadar "Kızıl Kum Usta Sasori"
Sasori derdi sanat ulaşılamayacak derecede olan manevi huzur diye, ama kendisi ulaşamadan bu dünyadan göçüp gitti🥲. Bizde ustamızın benzer sorunlarını taşıyoruz, boşluk ve hiçlik sarmalına hapis olmuşuz. Umudum hala var ve ustamdan kalan mirası tamamlayacam
Ne güzel bir soru bu. Dolma yerken düşünmem gerekiyodu, senin sorunu seçtim.
Tükeniriz ama tekrar tekrar da ederiz. Demek ki tüketirken aslında yenileniyoruz. Tükenmek için tükeniriz. Tükenicem çünkü zeytinyağlı bu dolmanın tadını tükenmeden almam mümkün değil.
Mum da eridikçe dibinde yeniden bir şeyler birikiyor ve ateş yanarken ona şekil vermek kolay oluyor. Tükeneceğim ve tekrar şekil alacağım. Dolmanın içi de dolduğu yerde şekil aldı sonuçta. Du ben bi kabımı değiştirem ğahdhahdj
Tükenmek, çok derin bir içsel çelişkinin ve yük taşımanın sonucu. Sürekli anlayıp üzerimize almak, sonunda bizi yoruyor. Kendine biraz daha nazik olman gerekiyor. Her şeyi çözmek, herkesi anlamak zorunda değilsin. Kendine alan açıp yüklerini hafifletmen mümkün, bunu hak ediyorsun. 🕊️ Kendini yakmaktansa, ışığını koru ve başkalarına da bu ışıkla ilham ol. Unutma, dinlenmek bir zayıflık değil, bir ihtiyaçtır. 🌟
İmkansız mı diyorsun, hem de bu kadar tükenmişken? Sen bir dur ve düşün derim. 🌌 O bir sene değil belki, ama ufak aralıklarla da olsa nefes almayı bir yoluna koyman şart. Hayatın temposu hep bir koşuşturma, ama unutma: sürekli koşturan bir at bile dinlenmezse düşer. Şimdi, imkânsızı nasıl mümkün kılacağını konuşalım. Kim bilir, belki de hiç tahmin etmediğin bir çözüm saklıdır. 🌱