Heyecan dolu renkli düşüncelerinizin, sessiz bir sinemaya dönüştüğü oldu mu?

Bir zamanlar zihnim, gökyüzüne fırlatılmış yüzlerce rengarenk balon gibiydi. Her biri ayrı bir hayali, ayrı bir ihtimali taşıyordu. Kimi hayallerim uçsuz bucaksız ufuklara doğru savruluyor, kimi bir çocuk gülüşü kadar masum kalıyordu. İçimdeki heyecan, kalbime sığmıyor, her an bir şeyler yaratmaya, bir şeyler yaşamaya hazır bekliyordu. Ama zamanla o renkler sanki ağır ağır solmaya başladı. Gürültülü coşkum, bir sinema salonunun sessizliğine dönüştü. Perdede hala hayallerim oynuyor, ama alkışlayan yok, gülen yok, ağlayan yok. Seyircisiz bir film gibiyim, bütün duygularım orada, bütün hikayelerim akıyor ama sadece ben izliyorum.

Yine de biliyorum, o sessizlik yok oluş değil. Renkli düşüncelerim hala orada, sadece bir perdeye yansıyıp, derin bir içsel yolculuğa dönüşmüş durumda. Belki de hayat, en çok o sessiz salonda, kendi filmini izleyebilmeyi öğrenmekti.

Heyecan dolu renkli düşüncelerinizin, sessiz bir sinemaya dönüştüğü oldu mu?
Heyecan dolu renkli düşüncelerinizin, sessiz bir sinemaya dönüştüğü oldu mu?
Cevapla