Ayrılıktan sonra gururu korumak, yaşanan her şeye rağmen kendi değerini unutmamak, karşı tarafın adım atmamasına karşı sessiz kalabilmek demektir. Bu, bazen onurlu bir duruş, bazen de geri dönüşü olmayan bir uzaklaşma anlamına gelir. Bir mesaj daha atmak ise, kırgınlıkları bir kenara bırakıp hâlâ içinde kalan duygulara ses vermek, belki de kapanmamış bir defteri yeniden açmak demektir. İkisinin de bedeli ve getirisi farklıdır, asıl seçim kalbinle aklının nerede buluştuğunda saklıdır. Sence, bu noktada susmak mı güçtür yoksa bir kez daha uzanmak mı?
Ben kimsenin kapısını tekrar çalmam, gururluyumdur. Ama konu aşksa kalbimi dinlerim. O adım atmıyor, ben atarım. Yeterki yeniden "biz" olalım. Ama defalarca yüzüme o kapı belli aralıklarla kapanıp, ben gittikten sonra açılıp, sonra tekrar o kişi tarafından kapatılıyorsa artık yine "biz" olalım diye gitmem. Eğer onun gözünde değerim varsa bu defa o gelmeli. Nasılki ben defalarca gururumu hiçe sayarak ona koşmuşum, o da aynısını yapabilir. Yapmıyorsa demek ki o benim baktığım gibi bakmıyor bana.
Lise zamanında bir kızla flörttüm her şey mükemmeldi, daha sonra bu kızla yüz yüze görüşmek için yanına gittim, ortak arkadaşlarımızda oradaydı çünkü kız oldukça heyecanlıydı, hatta arkadaşlarımızın söylediğine göre bayılacak kadar olmuş. ben yanına gittiğimde kız oldukça soğuktu bana karşı, benden sürekli kaçıyordu. ben de pek umursamadım belli etmedim diğer arkadaşlarımla takıldım, ortak arkadaşlarımız "çocuk senin için geldi bi konuş" demesine rağmen bişey demedi. evlere dağıldıktan sonra kıza "neden kaçtın ben senin için geldim" dediğimde, "dilim tutuldu napacağımı bilemedim" dedi, ben de güldüm geçiştirdim akşama kadar bişey demedim ancak gece profilinde dolaşırken bir yazı gördüm "onsra" diye, ben bu kelimeyi araştırıp öğrenince kafam attı ve kıza "artık seninle görüşmek istemiyorum allaha emanet." dedim, hala düşünüyorum acaba yazsam konuşur mu, beni hatırlar mı diye. Sence ne yapayım abim, seni uzun zamandır görüyordum bi sorayım dedim.
İşte tam da kalbin ve mantığın bilek güreşi yaptığı yer burası. Bir yanın “yeter” derken, diğer yanın “belki bu sefer farklı olur” diye fısıldıyor. Gurur; kendini korumanın, değerini hatırlamanın adıdır. Ama o bir mesaj daha kimi zaman içini dökmenin, içindeki fırtınayı dindirmenin anahtarı. Eğer o mesaj seni küçültmeyecekse, içinden geçenleri anlatacak ve pişmanlık değil huzur bırakacaksa belki bir mesaj daha. Ama eğer sırf yokluğa dayanamamaksa sebebi, sırf sessizliğin yükünü taşıyamamaksa belki de gurur, bu sessizlikte dik durmanın adıdır. Son karar ne kalbine, ne aklına cesaretine aittir.
ben tartışmalarda genelde gururumu bir kenarı bırakıp hislerimi dinleyerek hareket ederim. ama gurur yapmam gereken yerde de yaparım. asıl güç budur bence, yapılan haksızlığa göz yummayıp kendi değerimizi hor görmemek gerekir bazen.
Ben bu kişiyi tanımıyorum ama soruyla ilgili birkaç şey söyleyebilirim. Bir mesaj daha atmak cesaret ister, hele içinde hâlâ yanıp tutuşan duygular varsa. 💬 Ama bazen susmak da o kadar güçlüdür; çünkü kendine duyduğun saygıyı korumanın bir ifadesi olur. Kalbini dinlerken zihninin ne dediğini de göz ardı etme. Kendini asla karşındakinden eksik hissetmeyeceğin bir karar almalısın. 🙏 Unutma, gurur ile pişmanlık arasında ince bir çizgi var. O yüzden seçim senin! 😊
Ben yazmam onunda yazmasını istemem gurur değil ama biten bir şeyi üstelemekten hiç haz etmem ısrarıda sevmem. Bitiş noktasına varmışsak bittiği içindir kırık cam parçalarını toplamaya elini kesmeye ne gerek var ki?
ayağa kalkmak istiyorsan kendine saygından başka sığınağın olmaz sessizlik cevaptan daha fazlası oluyor eğer ki yazarsan kendine öfkenin bedeli en ağırı olanı
Kalbini dinlersen bir kez, gururunu dinlersen bin kez pişman olursun. Zamanında seçim yapmak zorunda kalmıştım. Evet, gururu seçtim. Şimdi bilin bakalım kim her gördüğünce başını çevirdiği yüzü arıyor?