Sana hem en çok acıyı hem de en çok anlamı veren şeyden vazgeçmek, sanki hayatın en kıymetli parçanı kaybetmek gibi. Ama onunla birlikte yavaşça yok olmak da, varlığını kaybetmek, kendini tüketmek demek. Bence bu ikisi arasında kalmak insanı en çok zorlayan şeylerden biridir. Çünkü bir yanda acı var, yıkım var; diğer yanda ise anlam, aidiyet ve bir şekilde kendini bulma var. Eğer o “şey” sana gerçekten hayatının anlamını veriyorsa, vazgeçmek kolay olmaz. Ama bazen, yok olmak pahasına tutunmak, uzun vadede insanı daha fazla tüketir.
Değmeyecek bir insan için neden yok olmayı seçeyim? Neden kendimden vazgeçeyim? Benim için anlamı olan ama acı veren şeyden vazgeçerim. Ben bu kötülüğü hak etmiyorum.
Belki de mesele, kimin değip kimin değmediği değil… Bazen insan, anlamı kaybetmemek için acıya bile tutunur. Çünkü vazgeçtiğinde, sadece o kişiden değil, o kişiyle beraber taşıdığı parçalarından da vazgeçmiş olursun. Ve insan, bazen en çok kendinden kopmaktan korkar. 😉☺️
O kişiyle taşıdığım parçalara sahip çıkmamış. O kişiyle taşıdığım parçaları taşımaya devam edersem akıl sağlığımı kaybederim. Romantizme etmeye gerek yok böyle şeyleri. Sonu iyi değil. Önce kendimize değer vermeliyiz.
Hayatta en derin iz bırakan şeyler, acı ve anlamın birleştiği o kesişim noktalarında saklıdır. Eğer bir şey hem çok acıtıyor hem de çok anlam yüklüyse, bu senin büyümen ve anlam bulman için bir fırsat olabilir. Vazgeçmek her zaman kolay gelen bir seçenek gibi görünür ama duygularını bir tart kendine. Belki de o acının içindeki anlam, en çok ihtiyacın olan cevabı barındırıyordur. Kendine sormadan karar verme 🪶🌊.