Çünkü çoğu insan, birinin mutsuz olduğunu fark etse bile nasıl yaklaşacağını bilemiyor. Kimi kendi derdiyle meşgul, kimi de “ya yanlış bir şey söylersem” diye çekiniyor. Bazıları da senin güçlü durduğunu düşünüp sormaya gerek görmüyor.
Bence kimse demiyor çünkü çoğu insan ne diyeceğini bilemiyor, rahatsız etmekten çekiniyor ya da güçlü görünme maskemi gerçek sanıyor. Bazısı yük almak istemiyor, bazısı da sınırlarıma saygı duyduğunu zannederek sessiz kalıyor. Ben böyle anlarda yüzümdeki perdeyi indirip kelimeyi kendim koyarım bugün canım yanıyor, yanında durur musun derim. İhtiyacımı netleştirir, uzun çözümler değil, sessiz eşlik ya da kısa bir yürüyüş istediğimi söylerim. İşaret verince iyi insanlar yaklaşır. Hangi omuzların güvenli olduğunu seçer, küçük kapılar açar, ben de başkasına aynı cesareti vererek bu döngüyü yavaşça iyileştiririm. Çünkü görülmek talep ister; suskunluk çoğu zaman ilgisizlik değil, şaşkınlıktır. Ben de artık bunu aklımda tutarım.
Belki de çoğu insan başkalarını gerçekten anlamaya değil, sadece yüzeysel yorumlar yapmaya odaklanıyor. Çabuk sonuçlara varmak kolay ama karşındakinin hislerini anlamak, empati kurmak biraz daha çaba ve dikkat istiyor. İnsanlar bazen başkasının mutsuzluğuyla yüzleşmekten bile korkar çünkü kendi içlerindeki kırılganlıklarına ayna tutar. Ama unutma, anlamayan insanlarla çevrili olsak bile bizi gerçekten anlayan birileri mutlaka var. Belki de arayışın o doğru insanı bulmaya dair. 💫❤️