Bir şeyleri yapmadığında suçluluk hissettiren o iç ses… sence rehberin mi, yoksa zincirin mi?

Gece karanlığında yalnızdı, pencere kenarında otururken içindeki sessiz ses fısıldıyordu:

“Söylemediklerin, yapamadıkların…”
Her kelime kalbine ağır bir damlaydı, kırılmış umutlar ve suskunluklar arasında boğuluyordu.

Dışarıdaki ay ne kadar sakin görünse de içinde fırtınalar vardı.
Kendini affetmek bilmiyordu; vicdanının mahkûmu olmuştu. Sabah yaklaşırken o ses susmayacak, en zor savaş başlamıştı: Hem kırılmak, hem yaşamak; hem sevmek, hem kendine acımak.

Ama yüreğinde bir umut vardı:
“Bir gün affedeceğim kendimi…”
Ve o umutla bekliyordu sabahı, yeniden doğmayı.

Bir şeyleri yapmadığında suçluluk hissettiren o iç ses… sence rehberin mi, yoksa zincirin mi?
Bir şeyleri yapmadığında suçluluk hissettiren o iç ses… sence rehberin mi, yoksa zincirin mi?
Cevapla