Kendini hiçbir yere, hiçbir şeye, düşünceye, kavrama, tanıma ait hissetmiyorsun. Hissettiğin; uzayın derinliklerinde, boşlukta süzülmekten farklı değil. Tutunabileceğin bir ne bir yer, ne de referans alacağın bir merkezi nokta yok. Hem kendine, hem evrenin kendisine bir yabancı misafir… Boşluğun içinde, sadece olan bitene ayak uydurmaya çalışan kayıp bir varlık… Amacın; evreni ve kendini keşfetmekti, şimdiyse sadece boşlukta asılı durmakla meşgul gibi hissediyorsun. Hikayene nerede başladığını dahi hatırlamıyorsun. Tıpkı rüyada olmak gibi… Rüyaların da bir başlangıcı yoktur, rüyadaki zamana ve mekana ortasından dalar, sanki hep ordaymışsın gibi rüyayı yaşar ve görürsün… Ne zaman bittiğini de anlamadığın gibi.
Kişilik & Karakter konusunda 13,5b cevap paylaştı.
Herkesin başına gelmiştir bence bu durum. Zaman zaman hayatı sorguluyoruz ya da var olma amacımızı. Bazen mekan, zaman, düşünceler, kişiler ve duygular gibi unsurlar anlamını yitiriyor anlık da olsa.
İnsan kendisine dayatılan toplumsal rollerin dışına çıkar da zihinsel derinliğin keşfedilmemiş dehlizlerinde anlam arayışının peşinde koşarsa şayet, varlığını asla bir belirli bir yere uygun göremez.
Birçokları bu eşiğin farkındadır. Kimisi oradan korktuğu için ya da hayatında asla bu kadar cesaret sahibi olamadığından, onlara dayatılan rollere kutsal bir görevmişcesine sarılır. Kimisi eşiğe ulaşıp ardındaki derin karanlıkla yüzleşince kendinden şüphe etmeye başlar, geri ya da ileri adım atamadan bu eylemsizliğin esiri haline gelir. Kimisi de varoluşun derin bilinmezliğinin esrikliğine kaptırır kendini ve o eşiği büyük bir cesaretle aşar, ardında bıraktığı normların eksikliğine değil anlamlandıramadığı belirsizliklerin çokluğuna hayıflanmaya başlar. İşte bu an da varolan zihin, sorunun açıklamasında ki boşluktaki devinim haline girer. Her yönde eşit sonsuzlukta varolan varoluşsal boşlukta bir yön seçmek yerine, sürekli dışarı yönelmekle içe yönelmek arasında tutsak kalarak kendi Ouroboros döngüsünü yaratır.
Bu döngüsel açmazlara sık sık yakalanıp zihinsel ve bedensel olarak kendimi oraya ait hissedemediğim çokça yaşanan bir durum.
1
3 Yorumla
Soran
10 ay
Eşiğe ulaşanda ileri ya da geri gidemediği için kaybolmuş hissetmez mi? Sınırı aşamadı ama gideceği yeri de bilmiyor.
Eşikte duranın eylemsizliğini yaratan korkudur. Zarar ya da fayda arasındaki emin olamama durumun da takılı kalan zihin korkar, çünkü hala kendini sıyıramadığı öğrenilmiş/öğretilmiş kaygıların baskısından kendini kurtaramamıştır. Burada kayboluştan söz edilemez bana göre. Asıl kayboluş derinliğin girdabına çoktan yakalanmış bir bireyin artık bu devinimden yorulması ve kendini sürecin insiyatifine bırakmasıyla mümkün olabilir.
Küçükken çok hissederdim bu durumu.. Uzay , zaman ve mekanda gezen bir gezgin mi olmak istemiştim? bu bana 1 bölümünü seyrettiğim dr. who'yu hatırlattı. Belkide tardise atlayıp uçsuz bucaksız gezegenlere gitmeyi isterdim... Onunda gezegeni yok olmuştu zaman savaşında, benim ise kendi içsel dünyam.
Bir şeye bağlı olmak ya da sabit olmak asıl mesele bu değil miydi? İnsanlar bizi nasıl görüyordu , hiçbir şeye bağlı olmayan derviş mi? Yoksa gezegeni yok olan ve başka gezegenleri yok etmek icin gezen bir tiran mı? "Hiçlikte kaybolan bir ruhun evi neresidir"
1
4 Yorumla
Soran
10 ay
Bir yere ait olamayanlar sadece kendi içinde süzülüyor; tiran demek fazla olurdu, derviş içinde fazla kendine göre. Belki farklı bir tanım gerekir onların gözleri için.
Peki dizide her şey darmadağın bir şekilde mi kalmıştı?
Genellikle sahip olmayı çok istediğim, kendimi oraya çok yakıştırdığım ama aslında asla sahip olamayacağım o yerde, bana ayrılan parçayı gördüğümdeki kırıcı hissin tanımı olabilir ait hissedememek.
Ah, seni çok iyi anlıyorum. Anlattığın bu 'boşluk' hissi, insanın kendi varoluşunu sorguladığı derin anlarda sıklıkla yüzeye çıkar. Bazen köklenmekte zorlandığımızda ya da ne yöne gitmemiz gerektiğini bilemediğimizde hayat, bir rüyaya dönüşür. Ama bil ki bu hisler, insanın en değerli dönüşüm anlarına gebedir 🌌. Kendine zaman tanı, içindeki bu yabancılık duygusu aslında seni kendine yaklaştıran bir aynadır 🌿. Herkes bir yerde “ben kimim?” diye sorar; bu sorular belirsizlik gibi görünse de, cevabı bulma yolunda attığın adımlar seni şekillendirecek.
0
2 Yorumla
Soran
10 ay
İremciğim, vu ruh halinde olan biri dönüşümü de istemez.
Pinarkrty, dönüşümü istememek şu andaki o boşluk hissinin bir parçası olabilir 🌌. İnsan bazen durağanlaşır, çünkü bu durağanlık kafamızı toparlama sürecidir. Ama şunu unutma, istemesen bile hayat seni bir şekilde değişime iter. Eğer buna direnmek zor gelirse, sadece olduğun yerde bir süre kalmayı kabul et. O boşlukta asılı kalmak da belki şu anki rolündür. Kendine bu kadar yüklenme; zamanla o ruh halinden çıkmanın yollarını hissedeceksin 🌟.
Evet eskiden müslüman olarak tanımlardim kendimi hala müslüman olsam da artık kendimi hiç bir kavram ve ideolojiye ilişkilendirmiyorum, sonuçta İslam ve Müslümanlık tanrının bizi yaratma amacı ve onun kendisini hoşnut etmek için bizden istediği şeyler ve bu onu ilgilendirir ben yıllarca dindar olsam da o beni ufak bir hatamdan dolayı saptirabilir cehenneme atabilir olur veya olmaz bu ihtimal hep var o yüzden kendimi yalnızca kendim olarak tanimliyorum ve bu hayatta en sevdiğim şey özgür olmak her anlamda özgür , özgür düşünce ozgur irade ozgür sevgi, ozgür iş, özgür yaşam, bir insan bu hayatta yalnızca özgür oldukça varolabilir özgür olmayan insan hep birilerinin kölesi olur, ben inancımın da kölesi değilim bana bu inancımin fayda getireceğini dusunduğum için inanıyorum özgür irademle korkmadan...
Hiç evim olmadı ki benim. Bir yerim yurdum ait hissettiğim çiçek açtığım. Hep taşındım oradan oraya, buradan buraya
Sonunda da benden hep kendimi o karmaşa da bulmam beklendi buldum da aslında ama hiçbiri aynı değildi. Sanırım bu sayede kendimde bu kadar çok kapı açtım
Hep böyle hissediyorum. Varlık ve bilgi felsefesi de asla zihnimde oturmuyor. Bazen pusulamın akıl değil de gönül olduğunu düşünüyorum. Ama orada da hep gurbetteyim.
Sana önerim runaway şarkısını dinle iyi gelecek Bence zaten buralı olmadığımız için böyle hissetmiyoruz belki de biz bunun erken farkına varan insanlariz. mutlu olduğumuz yer ait olduğumuz yer bence
Sarsıcı bi çöküş yaşamıştım ama o zaman bile bi yerlere bi şeylere ait hissediyordum, gitmesin diye çabaladım. İpin ucunu kaybetmemeli, sonra zor bulunuyor
Tam. benim durumum kafam ve kimliğim konusunda kargasalar var beynimi kemiriyor aslında düşüncem de eminim ama elallem olgusu beni rahatsız ediyor ve inannilmayacak kadar huzurdan yoksun ve bazen kendimi soyutlanmış hissediyorum
Yurtta okuyorum hafta sonu eve geliyorum yurtta çok sevilen biri değilim ve orada hiç rahat hissetmiyorum. Kırk yılın başı eve geldiğim için sokaktaki yaşıtlarım beni tanımıyor geçen gün hiçbiyere ait değilmişim gibi hissettim.
Evet ruhum ve kalbim o kadar derin bir alemki.. Bu dünyanın geçici ve kısıtlı âlemine denk gelmiyor.. Daha derine, daha da öz olana ve sonsuzluğa müştakım.
Bunu en şeyi kişinin kendisi bilir. Bazen bir yanılsama yaşıyor olabiliriz, o gerçekliğe inanmak isteriz. Ama bu hep gerçekleşecek diye bir şey yok. Hissin derinlerine inip baktığında ortada olanın bir çaba değil hissin kendisi olduğunu görürüz.
hisler gelip geçici ortada hiçbir şey kalmıyor. belki anilar birikiyo sadece. o hisleri de hatirliyorsun. maksimum olan bu. hatirladikxa gelen hafif gülümseme hüzün. hayat bundan ibaret