En büyük yanılgımız başkasını anlamaya çalışmak mı, yoksa kendimizi açıklamaya uğraşmak mı?

Anlamaya çalıştıkça biraz daha eksiliyordu...
Her suskunluğu kendi yorgunluğuyla yorumluyor, her kırgınlıkta “Ben nerede hata yaptım?” diye kendini sorguluyordu. Sevmeyi, anlamakla eş değer sanmıştı. Oysa sevilmek, hep onun çabasına bırakılmıştı.

İçten içe tükeniyordu. Ama kimse fark etmiyordu, çünkü hep “güçlü”ydü, hep anlayışlı.
Bir gün, başkasının acısını omzunda taşırken kendi iç sesi fısıldadı:
“Peki seni kim anlıyor?”

İşte o an sustu.
Çünkü anlamaya çalışmak güzeldi, ama hep tek taraflı olunca…
En çok kendi içini kanatıyordu.

En büyük yanılgımız başkasını anlamaya çalışmak mı, yoksa kendimizi açıklamaya uğraşmak mı?
En büyük yanılgımız başkasını anlamaya çalışmak mı, yoksa kendimizi açıklamaya uğraşmak mı?
Cevapla