Geçmişinizle mi savaşıyorsunuz, geleceğiniz için mi?

Soğuk bir sabahın puslu rüzgârında yürüyordu. Ayaklarının altındaki taşlar, sanki geçmişin yankılarını taşıyordu her adımda. Her köşe, her sokak… bir zamanlar kim olduğunu hatırlatıyor, onun da hatırlamak gibi bir niyeti yoktu. Gözleri yola dikilmişti ama zihni başka bir zamandaydı, çocukluğunun bir çamaşır ipine asılı anılarında, gözyaşını içine akıttığı geceyarılarında.

Bir rüzgâr esti, içini ürperten değil, içini yüzüne vuran bir geçmişti adeta.
Kaçıyordu.
Ne şehir yeterdi saklanmaya, ne de sessizlik unutturmaya.
Gittiği her yerde bir "kendisi" daha bırakıyordu geride.
Bir tebessümde kırıklarını, bir sokak lambasında korkularını, bir vapurda söyleyemediklerini.

Geçmişinizle mi savaşıyorsunuz, geleceğiniz için mi?
Geçmişinizle mi savaşıyorsunuz, geleceğiniz için mi?
Cevapla