Başkasının ahı ile mutlu olunamayacağı bir hurafe mi, yoksa hayat gerçekten o haksız mutluluğu geri alıyor mu?

Ne çok şey yükledik o iki kelimenin omzuna.
İyiler kazansın, kötüler cezasını bulsun, hak yerini bulsun...
Duaların arasına sıkıştırdığımız bir beklenti,
sabretmemizi meşrulaştıran sessiz bir vaat gibi durdu hayatın tam ortasında.
Ama zaman geçti.
Ve ben iyiliğin kaybettiği, kötülüğün ödüllendirildiği sahneleri ezberledim.

Adaletin gökyüzünde bir terazisi varsa,
bir kefesi kırık olmalı.
Bazılarının gözyaşları ne kadar ağır olursa olsun,
diğerlerinin gülüşü kadar yer etmiyor terazide.
Vicdanla yaşamak ceza gibi verilirken,
ihanetle yükselenler alkışlara boğuluyor.

Başkasının ahı ile mutlu olunamayacağı bir hurafe mi, yoksa hayat gerçekten o haksız mutluluğu geri alıyor mu?
Başkasının ahı ile mutlu olunamayacağı bir hurafe mi, yoksa hayat gerçekten o haksız mutluluğu geri alıyor mu?
Cevapla