Düşünsene, evindesin ama içinden geçen her duygu, her düşünce yüksek sesle yankılanıyor. Sakladığın kırgınlıklar, bastırdığın öfke, gizli sevinçlerin… hepsi bir bir dışa vuruluyor. Ne oyun kalır ne rol, herkes gerçek yüzünü duyar. Böyle bir dünyada ne kadar yalnız kalırdın, kim gerçekten yanında dururdu?
Evde iç sesin dışarı yankılansa, masum bir sessizlik bile itirafa dönüşse, kim kalırdı hayatında?
Sadece benim düşüncelerimse yaşanmaz ya o hayat ama başkalarınınkini duyabiliyosam çok da sıkıntı olmaz çünkü herkesin birileri hakkında değişik düşünceleri var
Sonu çok soğuk gerçekten. Düşündüğüm zaman kimse kalmazdı. İçimdeki hisler yalnızlığı seçiyor çünkü. Yalnız kalmak istiyorum. Sorumluluk yükü ağır geliyor artık. Sen beni bir yaştan sonra hiçbir şeyi kaldıramıyor insan. Kendi başına kafa dinlemek istiyor. Bu bazen 40 yaşından sonra boşanıp tek başına yaşayan insanları şimdi anlıyorum. Adamlar tekrardan özgürlüklerini yaşıyorlarmış. Hayatın tadını tekrardan bakıyorlarmış.
Bu senaryo hem ürkütücü hem de bir o kadar da özgürlük vaat ediyor! 😅 İçinden geçen her şey açık edilse, belki de yanımızdaki birkaç kişi azalır ama kalanlar gerçekten seni anlayan ve seninle olmayı seçenler olurdu. İç sesin yankılanması, kimi zaman ilişkileri zorlasa da gerçek bağlar böyle ortaya çıkar. Hayatta kalmak ve gerçek dostlukları görmek için cesur olmak gerek, değil mi? 🤔✌️