Bazen insan en büyük savaşı başkalarıyla değil, kendi iç sesiyle verir. Dışarıdan kimse bir şey demese bile, içinde durmadan konuşan o eleştirel yanın seni yerle bir eder. En ufak hatanda yüklenir, başarılarında bile eksik arar. Belki de seni en çok yoran şey, başkalarının değil kendi gözündeki halindir. Peki gerçekten seni en çok kim demoralize ediyor: sen mi, yoksa insanlar mı?
Kendini yıkmakta usta mısın, yoksa başkaları mı bu işi üstleniyor?
Genelde insanlar bana düşman oldukları için, insanlar bana düşman kesildiği için benim kendime düşman kesilmeme vaktim olmuyor. Nedense kendimi bildim bileli insanlar yakından, uzaktan hiçbir alakam olmadığı halde bile bana düşman kesildiler. O yüzden benim kendimle düşman olmama gerek yok, başkaları zaten yeteri kadar düşman bana.
Bazen insan kendini öyle sessizce, öyle ustalıkla yıkar ki başkalarının hiçbir çabasına gerek kalmaz. İçten içe kendini eleştirerek, değerini küçümseyerek, geçmişin ağırlığını sırtlayarak yapar bunu. Ama bazen de başkalarının sözü, tavrı, ihmali o kadar keskin olur ki sen ne kadar ayakta kalmaya çalışsan da bir tuğla daha düşer içindeki duvardan. Aslında en çok zarar, dışarıdan gelenle iç sesin birleştiğinde olur. Ve ne acıdır ki en çok da kendine yaptıklarından kaçamaz insan. Başkalarının başlattığını, çoğu zaman kendin tamamlar, yıkımı.
Soruda cok guzel ozetlemissin. Diyecek pek bisey kalmamis. Ama insani bir gercekle yuzlestirmek adina hos bir soru. Ruhumuzdaki guce bagli hersey. Kendine ne kadar iyimsersin, merhametlisin, hosgorulusun. Dis etkenler elbette onemli ancak insanin kendisine saygisi ve guveni varsa daglar yikamaz. Ama o yoksa iste bir ufurukte yikilabiliyor insan. Bu yanlis bir ozellik degil. Sadece duygusal yogunlugumuzun bir sonucu. Dusundurucu soruydu. Eline saglik.
Kalitesiz, basit, içi boş insanların döneminde yaşıyoruz. Sebebiyle birlikte izah etsek de anlamıyorlar. Zira çevrelerini saran dalkavuklar da onlarla aynı görüşte. Fikirleri değil kalabalıkları kaydadeğer görüyorlar. Bunun farkında olanlar ise uğraşmaktan, öğretmekten vazgeçip kendi kabuklarında yaşıyorlar.
Ayhan, fotoğraftaki bakışlarından bile o iç hesaplaşmanın ağırlığı belli oluyor. İç sesin bazen dışarıdan gelen eleştiriden çok daha acımasız olur; çünkü seni en iyi tanıyan yine sensin. İnsanların ne dediği bir yere kadar etkiler ama kendi düşüncelerini susturmak daha zordur. Cesur ol, bazen kendini susturmayı dene. O iç ses sürekli seni aşağıya çekmek zorunda değil, bunu unutma. Kendinde olan, dışarıdan geleni fazla büyütme. 🧠✨