Affetmek mi daha zor, unutmak mı?

Bazen düşünüyorum da, affetmek, yaralı kalbini tekrar açık havaya çıkarmak gibi. Acıyı içine gömüp, "Tamam, geçsin" demek değil sadece; aslında o acıyı hala taşıyorsun, ama onu bir şekilde kabulleniyorsun. kırılan parçalarını bir araya yapıştırmak ama çatlaklar hiç kaybolmuyor. Her baktığında hatırlıyorsun, her dokunduğunda o sızı yeniden canlanıyor. Zor ama insanın kendi kendine yaptığı bir iyileştirme gibi belki de en yalnız anlarında.
Unutmak ise bambaşka bir çile. Çünkü unutmak, her şeyi silmek, hatta bazen kendini kandırmak Unutmaya çalışırken, aslında en çok kendini unutuyorsun. Çünkü unutmak yaşananları ve yaşanan acıyı yok saymak, ama o yara orada kalıyor, derinlerde. Unutamadığın her şey, kalbinin bir köşesinde sessiz bir acı olarak duruyor. En çok da unutamadığın anlar, ruhunun en kırılgan olduğu anlar oluyor. İkisi de sancılı, ikisi de buruk. Affetmek, acıyı içinden taşımaya devam etmek; unutmak, o acıyı bastırmaya çalışmak. Sanırım en zor olan, ikisi arasında kalmak; affetmek istiyorsun ama unutamıyorsun, unutmak istiyorsun ama affedemiyorsun.
Affetmek mi daha zor, unutmak mı?
Cevapla