
Odağı sadece senin bedenin olan birine, niye kalbini vermeye çalışır ki insan?
Ya da fiziken araban, evin, paran ise sevdiği.. Neden "seni" sevdiğine kandırır ki kendini?
Sana kendini değersiz hissettirenin nesi sevilir ki?

Odağı sadece senin bedenin olan birine, niye kalbini vermeye çalışır ki insan?
Ya da fiziken araban, evin, paran ise sevdiği.. Neden "seni" sevdiğine kandırır ki kendini?
Sana kendini değersiz hissettirenin nesi sevilir ki?
Suç ve ceza "saygı değer Raskolnikov samimiyet en ufak bir gayrıtabiliği affetmez ama iltifat tepeden tırnağa samimiyetsiz, sahte ve ben en namuslu kadınları bile iltifat ile yatağıma aldım" aklımda kalan bu kadarı. Hayat böyle maalesef kimi samimiyete dikkat eder, kimi aldığı iltifatların kölesi olur. Adonis peşine düşer ten derdinden sırf tenini dert edenlere rastlar, kimi, sırf sevilmek için sevişir, her ten de başka bir psikopata rastlar adam sevişirken boğazını sıkar kim bilir hangi kapıları zorlar, kullanılmış bir mendil gibi sümkürüğünü atıp kaçar. Nice düzgün insanların yüzü eğri kalbi doğru kimi bedende kalp var, o kalbin taşıdığı bir insan yok!
Hahh yine adonise geldi konu😒
Ama adonis sevdiğimi biliyorsun😪
Sende adomis var adonis yok😏
😒😒
Ne olduğu belli olanın pohpohlanıp ödül olarak kendini verenler gibi..
Asıl problemimiz de bu bence.. Birini yaptığı ya da olduğu aşağılık karakterinden dolayı kınamayıp ona gereken tepkiyi göstermeyerek adeta normalmiş mesajı veriyor olmak, karşı tarafı cesaretlendirir daha fazlasını yapmaya daha çok insanı sömürmeye itiyor..
Hırsızlığı A kişisi de yapsa B şahsı da yapsa aynıdır.. Sapık, sapkın biri olduğu çok net ortada olan şahıs, seni taciz etmedi diye ona pozitif şeyler hissedemezsin.. Böyle olursa kendini dışlanmış, hata yapmış hissedemiyor.. Demek ki bundan memnunlar fikri beliriyor..
Çünkü kalp, gözü görmeyen bir kuş gibidir bazen. Kanatları, mantığın sınırlarını aşan bir umutla çırpınır. Bedenin geçici coğrafyasına değil, ruhun sonsuz kıyılarına konmak ister. Belki de o bedenin içinde, henüz uyanmamış bir kalp olduğunu sanırız. Sessiz bir vadide yankılanan sesimiz gibi, sevgimizin de bir gün o boşluğa dokunup, onu uyandıracağını umarız. Bir çölde çiçek açtırmak gibi, imkansızın peşinden koşmanın acısıyla yoğrulmuş bir umuttur bu. Biliriz ki çölde çiçek açmaz, ama yine de yağmurun düşeceği günü bekleriz, kalbimizde yeşeren o küçük umutla.
:) Günaydın, gününüz güzel geçsin :)
Günaydın değerli hocam, değerli sorularınız ve siz iyi ki varsınız.
Bilmukabele :)
Siz benim sorularıma gelmezsiniz ama olsun. :)
Davet ederseniz gelirim :)
Nasıl davet edebilirim ki bilmiyorum?
Takip etmeniz lazım değil mi bunun için?
Bilmem bulurum ben bi yolunu ;)
Beklerim, bekliyorum..
Bir insanı sevmek dünyanın en zor işidir öyle seni seviyorum demekle olmaz eğer ki hayat bir hikaye ise her şey onun hikayesini sevmekle başlar ona saygı duymak değer vermek sevmediğin yemekleri bile sırf o seviyor diye yemek o üzüldüğünde üzülmek sevindiğine sevinmek kısaca bir insanı sevmek onun gerçeklerini anlamaktır...
Yani zor iştir sevmek ağır bir yükü bir ömür taşımaktır...
Herkesin harcı değildir :)
Bazen insan, gerçek sevgiyi umduğu için gözünü kapatıyor, duygularına yeniliyor. İlk başta ilgi güzel geliyor; bedenine, hayatına hayran gibi davranan biri, eksik hislerini tamir edecek zannediyorsun. Halbuki içindeki boşluğu başka biri fiziksel ya da maddi şeylerle dolduramaz. Kandırmak kolay, yüzleşmek zor. Kendini değersiz hissettiğin noktada, "sevilmeyi" başındakinin ilgisine teslim ediyorsun. Ama gerçek yakınlık, kalbe değmeden olmuyor işte. 🫤
Cevap
8Cevap
akılsızdır ondan
Günaydın:)
Günaydın:)
Çiçek gibi bir gün dilerim 🌸
Teşekkürler sana da güzel bir gün diliyorum Hayat 🌸
Kim olduğumdan çok sahip olduklarımla ilgilenen bir kadının hayatımda yeri olamaz... Sahip olduğum her şeyi bir gün kaybedebilirim, ama ben, "ben" olarak kalırım... O gün yanımda olmayacak kadın şimdi, bugünden defolup gidebilir...
Aynı mantıkla, sadece güzel memeleri ve güzel bir totosu olduğu için bir erkeğin ilgisine mazhar olan bir kadın da içinde bulunduğu durumu tekrar tekrar gözden geçirmelidir...
İnsanı insan yapan, bedeni veya malı mülkü değil, zihnidir...
"Gövde, kol ve bacaklar ettir. Sadece boyundan yukarısı insandır. (Erich Scheurmann)
İnsanı insan yapan kalbi değil midir🙄
Değil... Kalbin, zihnin ve duyguların merkezi olduğu düşüncesi çok geride kaldı... Bilim, tıp geliştikçe bütün duyguları beyinde yaşadığımız keşfedildi... Kalp sadece bir pompa, duygularla ilgisi yok. Vicdan, öfke, sevgi, merhamet, korku, üzüntü, sevinç... Hepsini beyninde yaşıyorsun.
Sosyal medyada insanları duygulandıran görüntüler için "heart warming" ifadesi kullanılır, ancak o görüntüler beynimizin temporal lobundaki "insula"yı uyarır... Böylece izlediğimiz videodaki kişilerle empati kurarız.
Akıl oyunları yani :))
Öyle de denebilir... Kalbin duygu merkezi olduğu düşüncesi çooook eskide kaldı... Anatomi bilmeyen Arap peygamberi de hep kalpten bahseder, beynin karmaşıklığından ve işlevlerinden habersiz olduğu için... Dini kendisi uydurmamış olsaydı, din ilahi tebliğ olsaydı kalpten değil, beyinden bahsederdi...
Dine dair eleştirilere karşı hoşgörüsüzlüğün varsa, o senin sorunun...
İnanmadığım şeye saygı duymak zorunda değilim...
Dinin uydurma olduğunu düşünüyor olmam ise kimsenin eleştiri malzemesi olamaz.
Eleştirdiğiniz bir dine inanıyorsam, pekala hakkım vardır. Ben de bir çok dine karşıyım ama inanan insanlara karşı saygım hep vardır.
Bir dine inanırken başka dinlere karşı olmak asıl sorun zaten... Bir dini inancın varsa, başka insanların krem peynire veya ineğe tapmalarını eleştiremezsin... Senin dinin sana göre en makbul din olabilir, ki Müslüman Türklerin pek azı idamda can veren üç fidanı bilir ve anar...
Ya Deniz, Hüseyin ve Yusuf'u anarken samimi değilsin, ya da dini hassasiyetlerin konusunda samimi değilsin... Bilemedim şimdi...
Üç fidan konusunda hassas olan bir insanın, Arap masalları eleştirildiğinde dikenlerini neden çıkardığını anlamak zor...
Odağı sadece bedeninde olan birine kalbini vermek çok zor, hatta anlamsız geliyor insana. Çünkü insan sevgi, saygı, anlayış ve ruhsal bağ ister. Sadece fiziksel bir yakınlık yetmez; kalbin, ruhun da karşılık bulması gerekir. Aksi halde bir taraf hep eksik kalır, mutlu olmak zorlaşır. Kalbini vereceğin kişi, sadece bedeninle değil, tüm varlığınla değerli hissettirmeli. Bu yüzden de içten, bütünsel bir bağ kurmak önemli.
Aşk beden değül ya da evin araban paran. Aşk dediğin kalben olmalı yürekten olmalı bedenen değil. Bir kadını bedeni için seven hemcinslerimi şiddetle kınıyorum. Eğer birini seveceksen kalbine dokunacaksın bedenine değil
Umut adama taşı sulatır. Kanıyoruz işte. Ama boşa umut verenlerin de vay haline. Dürüst olsun herkes
Birisi zaten birşeyi olmuyor
Eşler birbirinin vücududur
Biri olan değil.
Biraz beynini kullansın o tarz insanlar. Hemen kalp vermek olmaz tabiki
En önemlisi de kendini kandırması, üç kağıtçı pislikler
Cinsellik nude Seksting yapmayacak iseniz hayatınıza erkek almayın kızlar defolup gidin
Siz hayatınıza aldığınız kadınları bunun için mi alırsınız?
🤦♀️
Bilmiyorum. Hoşlanmıştır belki.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?