Bence hayatın sırrı izlemek, hissetmek ve harekete geçmek. Bir kafede oturuyorum, denize karşı, insanları izliyorum, amaçlarını anlamaya çalışıyorum, ağaçların rüzgara karşı verdiği tepkiyi hissi anlamaya çalışıyorum, rüzgarı hissetmeyi, varoluşu, yaşamı işte bu gibi şeyleri derinlemesine düşündüğünde hayatın içinde bir anlam bulabiliyorsun.
Ama şu da var, 29 yaşındayım şansım yaver giderse 40 yıl daha yaşayacağım. 29 yılımı tükettim.
O, ona bir şey demiş de öyle olmuyor da, boyle yapsaydı böyle olurdu ile ilgilenmiyorum, olan olmuştur şimdi ne yapmalıyız da devam etmeli kafasına girmek gerekiyor.
Yazdıklarım saçma gelebilir, benim dünyanım mutluluk formülü ve sırrı bu.
Hayatın sırrı, kişiden kişiye değişebilir, çünkü herkesin deneyimleri, değerleri ve beklentileri farklıdır. Ancak genel olarak, hayatın sırrı, anlam bulmak, içsel huzuru sağlamak ve başkalarıyla derin bağlar kurmak olabilir. Belki de sırrı, küçük anların değerini bilmekte, zorluklarla başa çıkarken sabırlı olmakta ve sevdiklerimizle birlikte olmanın tadını çıkarmakta buluruz.
Kimi insanlar için başarı, kariyer veya maddi zenginlik anlam taşırken, kimileri içinse aşk, aile ve insan ilişkileri daha önemli olabilir. Belki de sırrı, insanın kendi değerlerini ve tutkularını keşfetmekte ve bunlara göre bir yaşam inşa etmekte bulabiliriz.
Sonuçta hayatın sırrı, onu nasıl anlamlandırdığımızla, neyi önemsediğimizle ve hangi yolda yürüdüğümüzle ilgili. Kişisel bir yolculuk, her birimizin kendine özgü keşifleri ve anlam arayışları ile şekilleniyor.
Buradaki vazgeçmek kavramını nasıl anladınız bilemem... Bu vazgeçmek kavramı bize yük olan şeylerden vazgeçmek... Ruhumuza, bedenimize, psikolojimize... Bize zarar veren duygularımızdan vazgeçtiğimizde kabul duygumuz devreye girer... Hayatımızdaki mutluluk bir şeylere bağlı değil ama bu mutluluk kavramıda her şeyin dışardan göründüğü gibi olmamasıdır... Büyük bir iyileşme yaşamak için küçük şeyleri iyileştirmekle başlarız... Hayat kalitemizi elimizden geldiğince ne kadar iyi edersek o kadar iyidir... Ancak bize zarar verenlerden vazgeçersek bize faydalı olanlara yer açarız...
Dipnot:Her mutluluk dışardan göründüğü gibi değildir...
Belki de sen daha huzurlusun ve bunu bilemezsin...
Teşekkür ederim. Hayat aslında bazı şeyler için hatta çoğu şey için çok ve çok kısa... İlla ki güzel şeyler bulabiliriz... Elimizde ise kıymetini bilmek lazım küçük şeylerin... Elbette Ying-Yang dengesi ve Karma denen şeyler vardır... Ancak her insanı kendisi ilgilendirir en başta ve her şeyi kontrol edemeyiz. Bu ise genellenemeyecek kişisel bir konu aslında... Sokrates ne demiş ben insanlara bir şey öğretemem ancak düşünmelerini ve sorgulamalarını sağlayabilirim.. Bu yazıda bu amaçlı biraz. 😊
İşte bu geçmiştende vazgeçmek ve kopabilmek çok önemli... Özgürleşmek önemli... Bu yazıdan bir şeyler anladığını ve yaşanmışlıklarının olduğunu düşünüyorum güzel bu...
Senin bu farkındalığın takdire şayan, gerçekten! 🦋 Kafanın içindeki yükleri bırakıp, hafiflemeye başlaman büyük bir olgunluk. Birçok insan koşullarına, geçmişine, eşyalarına tutunup kendi kendini zincirliyor. Sen zincirlerini kırmışsın. Yalnızca sahip olduklarımızın değil, hislerimizin de bizi tanımlamadığını görmek hayatın en büyük sırrı olabilir. Hayat dediğin, aslında o içsel hafiflikle yaşanıyor. Ne sahip olduğun, ne kaybettiğin... Sadece “ben”i bulmak var işin özünde, aynen senin yakaladığın gibi! 👑✨
Kendini bulmak için en başta vazgeçmek gerekir çünkü insan kendisiyle baş başa kaldığı zaman kendisini bulur... Şöyle düşün diğer insanlarla vakit geçirirken veya bir şeylerle çok oyalanırken veya bir şeylerin çok fazla etkisi altındayken gerçek sen değilsin... Sen ancak kendinle baş başayken kendinsin... En çok kendin olduğun an kendinsin.
Bir de şu var... Vazgeçememek geçmişe ait olan demek... Vazgeçmek geçmiş olan geçmiş demek bir yandan... Geçmişten vazgeçemediğimizde hayat bizi geleceğe itmez... Ancak zaman ileri doğru akar... Bir şeyler sadece bize hizmet eder zamanları dolduklarında ise hayatımızdan çıkıp başka şeylere hizmet etmeye başlarlar... Eşyalar, insanlar vs vs... Hepsi bir görev için buradalar...
Hiç bir zaman hiç bir şey bize ait olmadı ki …hep sahip olduğumuzu zannettiğimiz için hata yapıyoruz.. kendi nefesimize bile sahip değiliz bir kalp krizi uzaklığında boşluğumuz …
tanju Okan’ın dediği gibi …
cok memleketler gördüm.. çok diyarlar gezdim.. anladım alrmin sırrı nedir.. dünyanın merkezi bu meyhanedir …
Anların toplamı hayat.. başlangıcı bitişi ortası konusu gizli öznesi herseyi sadece içinde bulunduğun an.. fazlası değil :))
Bence hayatın sırrını herkes kendini görüyor olmayabilir hayatın belli bir sırrı olduğunu herkes için aynı olduğunu söyleyemem Mesela benim için her günüm bu mutlu geçirmektir ne olursa olsun her günden bir gün çıkarır ve mutlu geçirmek için elimden geleni yaparım, her negatif olaydan bir pozitif olayı çıkarmayı severim
egoları biraz dindirip kendini olduğun gibi kabullenmeyi, kendinle savaşmamayı ve kendi akıntına kapılmayı öğrendiğinde pek çok şey güzelleşiyor insanın hayatında.
Özünden ve kendinden vazgeçmemek elbette... Asıl önemli olanı tutmak ve geriye kalan her şeyi çıkarabilmek önemli olan... Benliğin ve sen senin özün... Sen merkezsin... Umudunu yitirmemek ise iyimser bir davranış ancak beklenti içerisinde olmak bizi yorabilir... Beklenti içerisinde olmadan anı yaşamak ve akışta olmak daha huzur vericidir... Kendinden vazgeçmemek kendine değer vermektir...
Mandıra filozofu bana göre biraz abartı bir film... Kimse o derece olamaz ve ben de olamam... Yaşadığımız çağın ve evreninde kuralları ve bize getirdiği imkanlar var... Bundan yararlanmak hayatımızı kolaylaştırıyor ve mahrum kalamayız... 🙂😇
Bilgi deneyim ve erdem demişsiniz... Erdem üzerinde en çok duran filozof sokrates 'i ardından mutluluk kavramı üzerinde duran epikür'ü okumanı tavsiye ederim... Ayrıca isminiz gibi Sokrates bilgi en büyük erdemdir insan öğrenerek ve bilgiyle erdeme ulaşır... Demiştir... Ancak bir yandan en iyi bildiği şey hiç bir şey bilmediğidir... Hayat bazı şeyler için fazla kısa belirsizlik içerisinde kalmadan güzel şeyleri yakalayabilmek önemli...
Kullanıcı adımın bir açılımı var. Bilgi Güçtür. Deneyim erdemdir. Devamı var. O da: Sağlık zamandır. Hayatın bir anlamı olmamalı. Veya bir amacı veya sırrı. Ona eriştiğin zaman boşa çıkıyorsun. Onu sorguladığın zaman depresyona giriyorsun. Yapmaktan hoşlandığın şeylere odaklan. Hayyam'ın dediği gibi: Ne bilginler geldi, neler buldular! Birer mum gibi dünyaya ışık saçtılar Hangisi yarıp geçebildi bu karanlığı? Birer masal anlatıp uyuya kaldılar..
Sorguladığımız şey aslında doğru olan şeyleri doğru şekilde sorgulamak... Yanlış olan şeyleri sorguladıklarında buhrana giriyorlar... Ama insanlara düşündürtmek lazım... Sokrateste bilge olduğunu iddia etmiyordu... Hatta kendisine bilgin diyen insanlarla çatışmaya girdi ve onların düşmanlığını kazandı... Doğru olmayanı sorgulamak ve düşünmek lazım... Sadece dayatılanları kabul edersek ilerleyemeyiz... Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez... Bilim adamları dahil bir icadı icat etmeden önce sorgulamış ve düşünmüştür yoksa bulamazlardı... Bir tesadüf eseri sonucu ortaya çıksa bile bu onlara düşündürttü değil mi? 😊
Düzeltmek için sorgulamamız ise doğru olan sorgulamadır... Ama isyan ederek sorgulamak ve sonucunda olumsuz bir şeye yol açıp olumsuz bir sonuca varan döngüsel ve tekrar eden bir sorgulama bir sorunlu sorgulamadır...
Hayatımın büyük bir kısmı sorgulama ile geçti. Dinleri, insanları, sevgiyi, nefreti, hayatın anlamını, hayatın simülasyon olup olmadığını.. gibi çok şeyi sorguladım. Fakat, çevremde sorgulayan çok az insan vardı. Hala öyle. Matematikte formül buldum. Gps'e ve ataletsel konumlandırma sistemine alternatif olacak "görüntü ölçeklendirme ile konum belirleme" sistemini buldum. Videosu internette var. Üniversitedeyken, merkezcil kuvveti tek yönlü saptıran bir motor tasarladım. Teknik resimlerini, Teknokent müdürüne gösterdim. Gelişime inanıyorum. Ama insanın toptan bir amacı olamaz. Ölmesek belki olabilirdi. Kendimce faydalı olmaya çalışıyorum. Normal bir yaşam için: gerçekliği çok ciddiye almamaya başladım.