Bir yalanı bilerek inanmak mı daha çok yoruyor insanı, yoksa gerçek olmasını umarak beklemek mi?

Sen bazen bir yalanın farkında olursun ama yine de ona inanmaya devam edersin. Çünkü gerçek, o an için fazlasıyla acımasız gelir. Yalanın sıcaklığına sığınırsın, bile bile aldanırsın, çünkü umut etmek yokluktan daha kolaydır. Ama işte tam da orada başlar içindeki savaş. Her inandığında, biraz daha eksilirsin. Diğer yanda, gerçeğin bir gün ortaya çıkacağına inanarak beklemek vardır. O bekleyişte zamanla umut ağırlaşır, gözlerin sabırsızlaşır, yüreğin yavaş yavaş yorulur. Ve sen, hangisinin seni daha çok tükettiğini bazen fark bile edemezsin. Peki, sen kendine kaç kez sustun da, bir yalanın içini ısıtmasına izin verdin?
Bir yalanı bilerek inanmak mı daha çok yoruyor insanı, yoksa gerçek olmasını umarak beklemek mi?
Bir yalanı bilerek inanmak mı daha çok yoruyor insanı, yoksa gerçek olmasını umarak beklemek mi?
Cevapla