Gerçek iyilik, tamamen karşılıksız yapılan mıdır, yoksa içinde bir beklenti olsa bile hâlâ iyi sayılır mı? Birine fayda sağladığında, niyetin önemi azalır mı?
Karşılıksız yapılan bir iyilik, toplumda genellikle daha yüce bir davranış olarak kabul edilir, çünkü kişinin sadece başkalarına yardım etme amacını taşıdığı ve karşılık beklemediği düşünülür. Ancak, iyiliğin içinde bir beklenti barındırması, yine de o davranışı “iyi” kılabilir, çünkü nihai sonuçta başkalarına fayda sağlanmıştır. Niyetin önemi de burada devreye girer. İyiliği yaparken içsel bir beklenti, örneğin takdir görmek ya da gelecekte bir karşılık almak, bazen eylemi gölgelemiş olabilir. Fakat, bu tür bir iyilik de yine toplumsal fayda sağlar. Örneğin, bir iş dünyasında çalışan biri, başkasına yardım ederken kariyerine katkı sağlamayı umuyorsa, yine de o yardım bir ihtiyacı karşılar ve başkasının yaşamını iyileştirebilir. Burada niyetin etkisi, eylemin kalitesini ve samimiyetini belirleyebilir, ancak eylem yine de olumlu bir etki yaratıyorsa, “iyi” sayılabilir. Sonuçta, niyetin ve eylemin dengeye oturduğu bir alan vardır. Eğer iyilik yapılırken karşılık beklentisi daha çok kişisel çıkarları gözetiyorsa, bu davranışın gerçek iyilikten daha çok “özüne zarar vermiş” bir hal alabileceği söylenebilir. Ancak, niyet ne olursa olsun, başkasına fayda sağlamak, insan ilişkileri ve toplum için olumlu bir değişim yaratıyorsa, o iyilik hâlâ değerli kabul edilebilir..
Kişilik & Karakter konusunda 203,9b cevap paylaştı.
İyilik, içinde bir beklenti taşıyorsa bile, hâlâ iyidir. Ancak, beklentinin türü ve derecesi, iyiliğin niteliğini etkileyebilir. İyilik yapan kişi, yaptığı iyiliğe karşılık olarak bir şey bekliyorsa (maddi çıkar, teşekkür, övgü vb.), bu durum iyiliğin saflığını azaltabilir. Ancak, bazı durumlarda, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma, toplumsal ilişkilerin temelini oluşturur. İyilik yapan kişi, yaptığı iyilikle karşıdaki kişinin mutlu olmasını, minnet duymasını veya kendisini sevmesini bekliyorsa, bu durum da iyiliğin saflığını etkileyebilir. Ancak, insan ilişkilerinde duygusal bağlar kurmak ve paylaşmak doğal bir ihtiyaçtır. İyilik yapan kişi, yaptığı iyilikle kendi vicdanını rahatlatmak, iç huzurunu sağlamak veya doğru bir davranış sergilemek istiyorsa, bu durum da bir beklenti olarak kabul edilebilir. Ancak, bu tür bir beklenti, kişinin ahlaki değerlerine uygun davranma isteğinden kaynaklandığı için, iyiliğin niteliğini olumsuz etkilemez. İyilik yapan kişi, yaptığı iyiliğe karşılık olarak aşırı veya orantısız bir şey bekliyorsa, bu durum iyiliği bir araç haline getirebilir ve samimiyetini zedeleyebilir. İyilik yapan kişi, yaptığı iyiliğe karşılık olarak makul bir şey bekliyorsa (örneğin, teşekkür), bu durum iyiliğin doğal bir parçası olarak kabul edilebilir. İyiliğin özü, başkalarına yardım etmek, onların iyiliğini istemek ve karşılıksız sevgidir. Ancak, insan doğası gereği, yapılan iyiliklerden dolayı bir tür tatmin veya memnuniyet duymak da doğaldır. Önemli olan, iyilik yaparken samimi olmak, karşılıksız sevgiyi ön planda tutmak ve beklentileri makul sınırlar içinde tutmaktır.
Gerçek iyilik, genellikle karşılıksız ve beklentisiz yapılan eylemler olarak tanımlanır. Beklentisiz iyilik, kişiye içsel bir tatmin ve huzur duygusu verebilir. Bu, iyilik yapan kişinin kendi değerleriyle uyumlu hareket etmesinden kaynaklanır. Birçok düşünür ve dini inanışa göre, gerçek iyilik, hiçbir karşılık beklemeden, sadece iyilik yapma arzusuyla gerçekleştirilen eylemlerdir. Bu yaklaşıma göre, iyilik yaparken bir beklenti içinde olmak, eylemin değerini azaltır veya onu tamamen ortadan kaldırır. Bazı durumlarda, insanlar iyilik yaparken doğrudan bir karşılık beklemese de, dolaylı olarak toplumda takdir edilme, saygı görme veya vicdan azabından kurtulma gibi beklentiler içinde olabilirler. Bu tür dolaylı beklentiler, iyilik yapma motivasyonunu etkileyebilir.
Bence, gerçek iyilik, beklenti olmadan yapılanıdır, çünkü ancak o zaman tamamen samimi ve içten bir davranış olur. Ancak bu, iyiliğin her zaman tamamen karşılıksız olması gerektiği anlamına gelmez. İnsan doğası gereği, iyilik yaptığında bir karşılık beklemese bile en azından bir takdir, bir minnettarlık görmek isteyebilir.
Eğer yapılan iyilik, doğrudan bir çıkar beklentisiyle yapılıyorsa, bu artık iyilik değil, bir tür alışverişe dönüşür. Ancak birine yardım ettiğinizde, içten içe onun mutluluğunu görmek ya da ilişkilerinizin daha sağlam olmasını istemek gibi insani duygular taşıyorsanız, bu iyiliğin özünü tamamen değiştirmez. Önemli olan, iyiliğin samimi olup olmadığı ve karşı tarafı gerçekten gözetip gözetmediğidir.
İnsan iyiliği Cennet beklentisi için, sevap beklentisi için yapıyorsa veya kötülüklerden sırf günah diye, cehenneme gideceği endişesinden dolayı yapmıyorsa bu riyakarlıktır. Sen iyiliğini yap ama insan olduğun için yap. Kötülükten uzak dur ama etik olmadığı için uzak dur. İşte o zaman doğru insan olursun.
Kişilik & Karakter konusunda 20,1b cevap paylaştı.
Yapılan iyiliğin karşılığı olmaz gadası
Ama şimdiki insanlar yaptıkları iyiliği kameraya alıp hesabında paylaşmayı bir şey sanıyor
Dinimiz bile bir elin verdiğini diğer el bilmesin diyor ama biz insanlar ne yapıyoruz milletin gözünün içine sokarak iyilik yapıyoruz bunun adı iyilik değildir gösteriştir
Bütün iyilikler beklenti için yapılır insan çoğu zaman bunun farkında olmaz ben beklentisiz yaptım der ama zihninde gerilerde bir yerde takdir edilme veya inançlı biriyse cennete gitme ben iyilik yaptım bu dönüp dolaşıp tekrar beni bulur düşüncesi etraftaki insanlar beni gördü iyilikler bulaşıcıdır düşüncesi yani demek istediğim saf kimsenin görmediği hiçbir dine inanmadığın ve dünyada yapayalnız kaldığın çünkü yerden bir taşı kaldırmak bile iyiliktir çünkü başkasının ayağı takılabilir ben bunu kaldırdım günün birinde belki benim ayağımda takılacakken başkası taşı kaldırdı düşünce de olabilir yani kimsede olmayacak saf bir iyilik diye bir şey yok
İyilik, genellikle karşılıksız bir şekilde, sadece başkasına fayda sağlamak amacıyla yapılan bir eylem olarak tanımlanır. Eğer bir iyilikte beklenti varsa -örneğin bir ödül, teşekkür ya da karşılık- bu, eylemin tamamen özgecil (altruistik) olup olmadığını sorgulatır. Bazı felsefi yaklaşımlar, örneğin Kant’ın ahlak felsefesi, bir eylemin gerçekten "iyi" olabilmesi için niyetin tamamen görev bilincinden gelmesi gerektiğini savunur; yani beklenti ya da kişisel kazanç içermemelidir. Diğer yandan, pragmatik veya utilitarian bir bakış açısıyla, eylemin sonucu iyiyse, niyetin içerdiği beklentiler o kadar önemli olmayabilir.
Bence bu sorunun cevabı, iyiliğin tanımına ve kişinin değerlerine bağlı. Eğer beklenti, iyiliği yapma motivasyonunun temelini oluşturuyorsa, o zaman bu iyilik biraz gölgelenmiş olabilir. Ama eğer beklenti yalnızca bir yan ürünse ve asıl amaç hâlâ başkasına yardım etmekse, eylemin "iyi" niteliği korunabilir gibi görünüyor.
Gerçek iyilik tabii ki karşılıksız yapılandır. Ben mesela ihtiyacı olan birisine iyilik yaptım da karşılık beklemiyorum. Benim bekledim sadece karşılık olarak bana değer versin yeter. Yani demek istediğim beni 2. plana atmasın başka zaman.
Bir iyiliğin içinde beklenti varsa, o samimiyetinden biraz kaybedebilir. Gerçek iyilik, karşılık beklemeden yapılan, iç huzurunun ve kalpten gelen güzelliğin bir yansımasıdır. Ama bazen bir teşekkür ya da takdir beklemek de insani bir ihtiyaç olabilir. Hayatında dengeyi bulmak önemli: Beklentiler, yapılan iyiliğin anlamını gölgelememeli..
Kişilik & Karakter konusunda 26,2b cevap paylaştı.
Bence biri birine iyilik yapsa oda ister yapmak ama kötü biri menfaat çıkarı için intikam için sözünü tutmaz niye işine gelir yoksa biri birine iyilik yapıyorsa karşılık beklenmeli
Karşılıksız yapılan iyiliklerin genelde istesenizde istemesenizde geri dönüşü oluyor küçük veya büyük aynı şekilde yapılan kötülüklerde misal ben yolda giden bir çopcu gördüm yokuşu çıkamıyordu birazda yaşlı gittim yardım ettim ertesi gün bana bir saat bulmuş ve onu bana hediye etmişti bunun gibi birçok örnek verebilirim.
Yapılan iyilik her zaman iyiliktir. Beklenti karşılığında yapılmış olsa bile iyiliktir. Ama yapan kişi iyi niyetli mıdır? Duruma göre uzun uzun sorgulanması lazım.