Matthijs Van Boxel’e göre:’ Delilik kendinden başkasına dayanmayan mutlak bir özgürlük girişimidir.’ Kimilerine göre delilik özgürleştirirken kimilerine göre delilik ve özgürlük bir arada kabul edilemez. İnsan kendi gerçeğindeki deliliğe düştüğünde ya özgürleşir ya da kaybolur.
Delilik bildiğim kadarıyla klinik anlamda mantık ve muhakeme yeteneğinin kayboluşu, şimdi bu açıdan bakarsak deli kişi topluma asla uyum sağlayamaz. Bu da niye deli arkadaşları tımarhaneye kapattıklarını açıklar. Kendisi tımarhanede psikozdan psikoza koşup tek hücrede boyutlar arası gezintiye çıkıyordur. Çok özgürce gelse de bu kendi hayal dünyasında ve kendi anlamlarının içinde boğulmuş bir kişinin sahte mutluluğudur. Yani cehaletle gelen toksik mutluluk gibi. Deliliğin özgürlüğü de özgürlüğe benzeyen ama kişiyi sonsuza kadar kendi beyninde tutsak eden bir yanılsamadır bence.
Korkunçlu bence de, ama en kötü tutsaklık felç bence, kendi bedeninde hapsoluyosun. Hareket yok bişey yok, onun harici daha az kötü. Deli biriyle ve seri bi katille sohbet etmek isterdim sdlkfsif
Ben ruh sağlığı hastanesinde takıldım bir süre. O kişiler orada değil gibiydi o yüzden bir şey konuşabilecek ortam sağlanamıyor. Ama seri katille olan bir konuşmaya bende hayır demezdim.
Ben lisede hemşirelik okumuştum ve okuduğum yerde ruh sağlığı hastanesi vardı. Danışman hocamla arada oraya gidiyorduk. Benim psikiyatrik sürecimle ilgiliydi aslında ama oradakilerle konuşmamda bir sakınca görmüyorlardı.
Belki de bu soru, insan ruhunun en derin köşelerine kazınmış bir bilmecedir. Delilik, aklın sınırlarını aşan bir çığlık mı; yoksa özgürlüğün, zincirlerinden kurtulmuş bir dansı mı? Matthijs Van Boxel’in dediği gibi, delilik "kendinden başkasına dayanmayan bir özgürlük girişimi" ise, o halde bu girişim, insanı kendi gerçekliğinin ötesine taşıyan bir yolculuk olamaz mı?
Delilik, bazen bir isyanın sessiz yankısıdır. Dünyanın dayattığı kurallar, normlar ve beklentilerle boğulmuş bir ruhtan yükselen bir çığlık… Ama bu çığlık, bir çözülüş değil midir aynı zamanda? İnsan, kendi gerçeğiyle yüzleştiğinde ya özgürlüğün aydınlık kollarına teslim olur ya da kaybolmanın gölgelerinde yiter. Fakat asıl soru şudur: Kaybolmak, gerçekten bir yok oluş mudur yoksa başka bir varoluş biçimi mi?
Delilik, bazen bir şairin kaleminde dökülen dizelerde, bir ressamın tuvalinde akan renklerde ya da bir müzisyenin notalarında saklıdır. Mantığın zincirlerini kıran bu delilik, belki de insanın en saf özgürlük hali… Çünkü delilik, toplumun gözünde "anlaşılmaz" olanı, bireyin gözünde "mutlak" olanı yaşar. Öyleyse delilik, özgürlükten doğan bir çığlık mı, yoksa özgürlüğün ta kendisi mi?
Ve belki de en romantik olan şudur: Delilik, insanın kendi yüreğiyle baş başa kalmasıdır. Onunla konuşması, onunla kavga etmesi ve sonunda onunla barışması… Bu barış, özgürlüğün en saf hali değil midir? Ya da belki, delilik özgürlük değildir; ama özgürlüğe giden yolda, insanın geçmek zorunda olduğu bir eşiktir.
Kimi zaman delilik, bir kuşun kanat çırpışında gizlidir; o kuş, gökyüzüne yükselir ve bilmediği diyarlara doğru uçar. Ama o diyarlara ulaştığında özgürleşmiş midir, yoksa sadece bir başka bilinmezliğe mi düşmüştür? İşte insanın deliliği de böyle bir yolculuktur: Özgürlüğe varmak için kendini kaybetmek...
Delilik ve özgürlük, birbirlerini dansa davet eden iki yabancı gibidir. Birbirlerini bulurlar, kaybederler ve yeniden ararlar. Belki de bu soru, bir cevaptan çok bir yolculuktur. Öyleyse, deliliğin kendisi özgürlükse eğer, yalnızca cesur olanlar bu yolda yürüyebilir. Çünkü delilik, cesaret ister; dünyaya meydan okumayı, kendi içine dalmayı ve sonsuz bir boşlukta özgürlüğü bulmayı…
Delilik, bir bakıma özgürlüktür çünkü toplumun dayattığı kurallardan sıyrılmayı temsil eder. Ancak delilik, çoğu zaman derin dertlerin ve bastırılmış duyguların bir dışavurumudur. İnsan bazen bu dertlerden kaçmak için farklı kimliklere bürünebilir ya da sıra dışı davranışlar sergileyebilir. Kendi iç dünyasında kaybolmak, özgürlük arayışının bir parçasıdır.
Kişilik & Karakter konusunda 203,8b cevap paylaştı.
Hayır delilik özgürlük değildir. ama kaybedecek bir şeyi kalmayan insan özgürdür.
ama kişiye göre de değişir bence.. yani deli derken eğer normal hasta olan deli ise hiç alakası yoktur aksine bu durum çok kötü bir şeydir ve tedavi edilmesi gerekir.
ama bunun dışında eğer deli derken mesela deli dolu yaşamak ya da işte uçlarda yaşamak eğlenceli olmak hiç bir şeyi kafaya takamamktan kast ediyorsak o zaman evet delilik özgürlüktür diyebiliriz tabi ki de.
Ben hep özgürlüğün anahtarı olarak görmüşümdür deliliği. Delidir ne yapsa yeridir sözüne tutunarak derinlerde hep bir akıl hastanesini görmek istedim. Başım mı sıkıştı, okuldan veya hayattan kaçmak mı istiyorum hemen aklıma orası gelir. Bir günlüğüne veya ne kadar gerekliyse orada kalsam ya da sadece oradakileri gözlemleyebilsem. Çalışanlardan, orada kalanlara hatta müdürlerine kadar. Herkesin üçüncü bir gözü olabilsem mesela.. Bence gerçek özgürlük, korkuna rehberlik edecek cesareti kazanmak. Korkunu bile arkana alıp yolunu gösteriyorsun bundan âlâ özgürlük mü var?
Delilik bazen özgürlük gibi algılanabilir, çünkü toplumsal kurallardan, normlardan ve beklentilerden bağımsız olma duygusu yaratır. Bir kişi, "delilik" olarak kabul edilen bir davranış sergiliyorsa, bu, ona bir tür sınırsızlık hissi verir. Ancak, özgürlük ve delilik arasında ince bir çizgi vardır. Gerçek özgürlük, genellikle başkalarına zarar vermeden kendi yolumuzu bulabilmekle ilgilidir. Delilik, bu sınırları aşarak, kişinin kendi iç dünyasında kaybolmasına neden olabilir. Yani, özgürlük, deliliği kucaklamak değil, bilinçli bir seçimle kendini ifade etmekle ilgili.
Diğerlerine göre özgürlük olarak algılanabilir ama deli bunu özgür olmak için yapmaz ki, o an canı öyle yapmak istediği için yapar.
Mesela bugün benim 2 cevabım, 1 yorumum paylaşım sahipleri tarafından kaldırıldı. Ben kaldırılsın diye yazmadım onları ama onlara yanlış geldi, kaldırdılar.
Popüler algı ve ifadelerde herkes kendine deli der, bunu da istediklerini yapabilmelerine bağlarlar aynı sebepten de özgür olduklarını zannederler. Fakat bilinmez ki hiçbir gerçek deli ben deliyim demez 😂
Delirmek akıl sağlığını kaybetmektir. Özgürlük ise özgürce davranabilmektir. Davranışlarını artık akledemeyen birisi nasıl özgür olabilir? Mantık hatası olur 😇
Kendinden öteye gidemeyen bir yanılsama olsada onun zihninde özgürlük olarak nitelendiriyorum ben. Senin dediğin de bir bakıma doğru ‘seçemediğin özgürlük, özgürlük değildir.’ Ama ben sadece seçime dayandırmıyorum. Şu ters kafa gülücüğü beni geriyor ya😸
Özgürlüktür, kimseyi umursamamak, özgürce haraketler sergilemek, kimsenin kolay kolay yapamayacağı şeyler bunlar. Tabi bu olaya da hangi açıdan baktığın önemlidir. Sağlık açısından aynı şeyleri söyleyemem.. Ona kalırsa herkes birer deli değil mi ki ¿ 🙃
Kendine deliyse sadece kime ne... Kimseye zararı olmayan bir delilikse insanın sahip olduğu o delilik öyle güzel ozgurlestirir ki.. Mesela herkes piknik yapmaya gider klişeleşmiş bir şekilde hareket ederler farkında olmadan. Ezbere yaşıyorlar. Sen kalkıp bir uçurtma uçursan tek başına gözlerini diksen gökyüzüne kaybolsan kendi düşüncelerinde mis gibi...
Delilik uzun ömürlü yaşamın en önemli nedeni. Deli insan rahat olur , kızmaz, üzülmez güler geçer. Kafaya takip karnı ağrımaz. Dertsiz olur. Kısmen özgürlüktur.