Fakir çocuğuna paramız yok okuma çalış diyor lakin çocuk daha fazla okuyor. Zengin de çocuğum okusun diye daha fazla para harcıyor ama okusa da nafile...
Fakir ile zengin İnsanı sahip olduğu imkanlar mı yoksa mücadeleye karşı duruşu mu şekillendirir?
Sahip olduğu imkanlar diyorum. Büyük ölçüde daha doğrusu. Fakir adam için okumak bir hayaldir. Çünkü o hayalin ardında gerçekleştirmek istediği şeyler yatar. Bu da ona motivasyon sağlar. Diğer b kişisi olan zengin vatandaş da genelde her şeyi elde etmiş , geriye hayal edecek bir şeyi kalmamış bireyler oluyor. Motive edici bir sebep yok ilerisi için. Nasılsa her şey elinin altında. Neyse , burada öğrenilecek şey aslında durumlar şartlar ne kadar iyi olursa olsun çocuğunun önüne her şeyi sermenin ne kadar yanlış olduğudur. Çocuklara hayal edecek şeyler bırakmalıyız.
Aslında bu anlattığınız durum çok zengin olan kişiyle başlayalım durumu anlamak için evet çok zengin her türlü imkan var ve çocuğa her türlü konforu sağlıyorlar çocuk zora gelemiyor hayata adapte olamıyor bir sorumluluk veremiyorlar ondan sonra çocuk parasının gücüyle her şeyi yapabileceğini elde edebileceğini düşünüyor ama ilk bakışta her türlü şey ne kadar pozitif gözükse de bir noktadan sonra aslında kişisel gelişim adına çok hayal kırıklık verici bir durum psikolojisi kötü etkileniyor. Herkes aynı olmuyor tabii ki bunu genelleme de yapmak doğru değil Bu biraz şans meselesi ailenin çocuğa nasıl bir eğitim verdi ile ilgili bir durum tabii çocukların ilk doğumundan itibaren nasıl yetiştirilirse nasıl bir karaktere bürünürse onu yansıtacak hayatında da bu çok önemli o yüzden ailelerin çocuklarına sorumluluklara küçük yaşta başlamasın gerektiğini bazı şeylerin elde edilmesinin çok kolay olmadığını gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi fakir insanı göz önüne aldığımız zaman fakir insandan da çocukları çok iyi durumda olabiliyor eğitim açısından çok zeki olabiliyor ama imkan olmadığı için devam edemiyor bazısı da maalesef kötü yolları sapabiliyor yine aynı şeye geliyoruz yani sonuçta ailelerin çocuklarına ne verdiği ile ilgili bir durum.
"Mücadele" Yani sizin de çok doğru bir yaklaşım ile her şey olması gerektiği şart ve durumlar için olmuyor Zengin ya da fakir her iki durumda da Aile ve çocuğuna somut bir şeyler verip göreceği ile soyut bir şeyler verip gösterilenlerin etkileri ile şekilleniyor
Sen çok iyi anlıyorum! Diyorum çünkü belki de sen ve senin durumun da olan kişileri en iyi anlayacak kişiler gerçekten de yoksulluk ve fakirliğin ne demek olduğunu yaşamış ve bilen kişileridir.
İnsanı asıl şekillendiren, sahip olduğu imkânlardan çok, zorluklar karşısındaki duruşu ve mücadele azmidir. Fakirlik ya da zenginlik, yalnızca birer başlangıç noktasıdır; insanın hayata bakışı, karşılaştığı engelleri nasıl aştığı ve içinde taşıdığı irade onun gerçek kimliğini oluşturur.
Bence insanı asıl şekillendiren, sahip olduğu imkanlar değil, mücadeleye karşı duruşudur. İmkanlar hayatı kolaylaştırabilir, ancak insanın karakterini zorluklar karşısındaki tutumu belirler. Çünkü hayat, koşullardan çok o koşullara verdiğimiz tepkilerle şekillenir.
Mücadeleye karşı duruşu bence. Fakir insan kazanmak için çok çalışır. Zengin insanda kazanmak için çok çalışır. Birisi varlığını korumak için diğeri para kazanmak için mücadele ediyor.
Kötü bir durumdu bir gün "zengin bir baba oğluna Sen aslın da hiç bir şey başarmadın sen benim başarı ve imkanlarım ile başarılı gibi görünüyorsun sadece dediğini duymuştum ve çok üzülmüştüm zengin çocuğun haline.
Ben şu fikirle büyüdüm, dengeyi sağlayan her zaman çaba. Zengin fakir döngüsü ise bir tahtarevalli. Yukarıda her zaman çalışmaktan, üretmekten aciz zenginler var. Aşağıdaysa o çarkı döndürmekle görevli fakir insanlar. Ama bunu değiştirmekte yine çabadan geçiyor. Fakir yeterince çalışırsa yukarıya tırmanıp kendi dengesini kurabilir.
Maddiyata verdikleri değer duruşlarını etkiliyor diye düşünüyorum. Çünkü iki tarafın da görmemişi de kendini kendi imkanlarınca geliştirmişi de mevcut 🤗
Çok yakın zaman da yaşanan gerçek bir olay gündemin oldukça meşkul etmiş ve dikkat çekmişti. Dağlarda koyunlarını otlatan bir çoban, rastgele sağa sola atılmış kitapları topladı. Okuma yazma bilmeyen bu çoban, elindeki kitaplardan öğrenmeye başladı. Önce harfleri, sonra kelimeleri çözdü. Zamanla, köydeki okulun ihtiyaç duyduğu kitapları da okuyarak bilgisini geliştirdi.
İlerleyen zamanlarda, şaşırtıcı bir tesadüf yaşandı. Çoban, matematikte yeni bir denklem keşfetti! Bulduğu bu denklemi, ilkokuldaki öğretmeninin yardımıyla bir üniversiteye gönderdi. Ve böylece "matematik dehası" olarak tanındı.
Soruyorlar çobana "Nasıl başardın bunu? Bu zamana da yeni bir metmatik denklemi üretmeyi nasıl başardınız? Böyle bir bilgiyi nerden edindiniz, aldınız ve nasıl ulaştınız bu sonuca?" Çoban gülümseyerek şöyle konuşuyor "Ben dağda koyunları otlatırken çok boş vaktim vardı. Canım da sıkılıyordu. Sağa sola atılmış kitapları buldum önce bulduğum kitap ve defterlerden okuma ve yazmayı öğrendim sonra köyün ilkokul öğretmeninden bana kitaplar vermesini istedim onlar da bitince bana başak kitaplar da verdi tüm bu kitapları okuyarak öğrendim her şeyi."
Aslinda cocuklara hayal ettirtme imkani vermemiz lazim herseyi hemen isteyince alinmamak gerek bi mücadele imkani vermek lazim ve kendi isteklerimizi onlara alip vermemek lazim...