İnsanoğlu gibi harekette olan her şeyin yöneleceği bir yer vardır. Bu yönü kaybettiği veya hedefini tutturamadığı zaman, muhakkak hem kendisi hem de çevresindekiler zarar görür. Nasıl ki, çaylar, dereler ve ırmaklar, şiddetli yağışlarda yataklarını bırakıp taşarlar ve böylece çevrelerine zarar verirler. Bunun gibi, bu dünya içinde Allah'ına giden bir kişi, doğrudan doğruya veya çeşitli yollarla önüne çıkan türlü sebepler, engeller yüzünden yolunu kaybederse, hedefine ulaşamaz, içinde bulunduğu âlemde bocalar durur. İnsanın iç dünyası, insanın duyumsal yaşantısıdır. İç dünya insanın gövdesiz olarak kendi yaşantısıdır. İnsan öyle bir mücerret (soyut) varlıktır ki, iç dünya dediğimiz insanın yürümek için ayağa, görmek için bu bildiğimiz göze, işitmek için bu kulağa ihtiyacı yoktur. İç dünya gövdeli de olsa yaşar, gövdesiz de aynı yaşantısıyla yaşar. İç dünyada uyku yok, iç dünyada yemek içmek yok. İç dünyada uzak yakın, perde siper yok. İç dünya kendi kendine yaşar yaşatır. Mutlu olmak için çeşitli yollar arar insan. Benimde gökyüzüne baktığımda hayallerim geliyor aklıma ve mutlu oluyorum.
En İyi Cevaplar