Yazın sabah 5 6 civarı açacaksın odanın penceresini, çıkacaksın cama, oturacaksın. Yazı sevmem ama özledim. O hava, atmosfer, sadece birkaç hayvanın sesi. İnsanların ve insanların neden olduğu sesler henüz yok. O kadar iyi hissettiriyor ki! Beni çoookkk eskilere, çocukluğuma götürüyor. Unutulmuş, çok eskide kalmış, hatırlamakta güçlük çektiğim çocukluğuma... Hiç büyümemişim gibi hissettiriyor, gerçekliği unutturuyor. Gerçek terapi.
En etkilisi bulunduğum şehirdeki tarihî yapıyı ziyaret etmek. Bunu en depresif anımda istisnasız icra ediyorum. Diğer zamanlar için; kitap, yürüyüş, yalnız kalıp düşünmek, enstrümantal müzik,
Kesinlikle... "Kurşunlu Cami" adlı bu mekan, içindeki yaşanmışlıklar, mimarî incelikler, verdiği hissiyat öylesine dolu dolu bir mekan ki; yüzyıllarca ummandan mahrum kalmış bir semeği bağrına basar gibi kuşatıyor... Her hal-ü kâr'da bir merhem oluyor ruhuma...
Bitmiş hali bu. Yarım kalmış gibi görünen, aslında tam olan resimler çiziyorum genelde. Bir hikayesi olmayan, öylesine çizilmiş resimler. Zamanında yarışmalarda derece alacak kadar olup şimdi körelmiş yeteneğimi ihya etme çabası diyelim. İlginiz için teşekkür ederim.
İlginç bir üslup... Yarım kalmışlıkların, tamamlanmışlıklar olarak nitelendirilmesi... Ümitvâr olmak mı, ye'se düşmek mi bilemedim... İstidanızın inkişafını dilerim.