Gece geçer, gün ağarır, ama ne sen o geceyi unutabilirsin ne de hissettirdiklerini. Ertesi gün gecenin yorgunluğuyla geçer, uyuyup uyandıktan sonra ise bambaşka bir sen olursun.
Üzüntüden dibi görüp sabaha çıkmam dediğiniz geceler oldu mu?
Bir söz vardır. “Hele bir uyuyup uyanalım. Hiçbir şey olmasa sabah olur” hayatta böyle bir şeyler bazen canımızı çok sıkar uykumuzu kaçırır. Ama sonsuza kadar devam etmez. Arada bir hatırlarız. Daha az canımızı sıkarız ve sonunda birçok şey değişir. Burada mesele biz o depresif halin içinden çıkmak istiyor muyuz? Yoksa istemiyor muyuz? Bazen olmuyor diye o olmamazlık halini kendimize layık görmeyede başlarız. Hatta insanların bize yapmadığını biz kendimize yaparız. Bazende bundan zevk almaya başlarız. Olmayacak ne olsa ya da bir durum olumsuz olacak deriz. Belki çabalasak olacaktır. İşte toplumda 2 cevaba net cevaba çıkarız. Aslında sonuç çoktur ama net cevap ikidir. Ya o olumsuzluğu benimser onunla yaşarız. Dediğim gibi zevk alırız zira olmayacağına inanmışızdır. Hatta o inancın zararlı olduğunu düşünmeyiz zira hep olumlu düşünmek gerektir. Yoksa o olumsuzluk hayatımıza işler. ya da diğer cevap o durumdan ders alır ve başarmak için çabalarız. Aslında toplum olarak olumsuzlukları birçok etkenden dolayı yaşamaktayız ve bulaşıcı hastalık gibi. İşte bundan dolayı etrafımızda bu tür kim varsa uzak durmak en mantıklısı.
Geçtiğimiz bir hafta dibin de dibini gördüm. Ama ben bile bilmiyorum şu an dipte miyim, çıkmaya mı başladım. Tek bildiğim şey, geçmez dediğimiz ne varsa geçer. Biraz zaman, biraz sabır, biraz yazılana teslimiyet, biraz da acıyı baskılamayıp yaşamak gerek.