Yerfıstığı ekili alanda domıuz nöbeti tutan bir dostla... Soyadı Gülperişan. Göksu yanıbaşında yaktığım ateş köze durunca 2 Ahmet Kaya şarkısı açıverdim. Suphi ve Yüreğim Kanıyor. Doldurayım mı, yakayım mı, içer misin, yakar mısın olmak üzere ve karşılığında eyvAllah, olur dışında tek kelam etmedik. O kadar çok şey anlattık ki o geceden sonra ne anlatacak ne dinleyecek bir ihtimal olmamasına da dikkat ediyorum... Dert konuşunca azalır, paylaştığında katlanırmış sevinçler falan tamamen palavra... Aynı derdi kaç defa anlatabilirsin? Anlattığında derdine karınca kararınca da içindeki ateşe su serpme gayreti kaç dosta sahip olabilirsin? Bazen kendimle bazende şeytanla sesli düşünür, konuşurum üç beş sonrası : Sus, kimseler duymasın...
Bu bezm-i dil-güşâya mahrem olmaz Bâkiyâ herkes Di gelsün ehl-i diller gelmesün bîgâneler dönsün
güven meselesi değil benim ki anlatsam nolacak ki çözüm bulamadıktan sonra kaldı ki o anlattığım kişinin de kendine göre derdi Tasası var yük olmaya gerek var mı 🤔 Pırpır_Kelebek