
Her zamanki gibi, Çiftçi (filozof) bir sabah uyandı, kahvaltısını yaptı, günlük işlerini tamamladı ve evinden çıkıp sokağa çıktı. Her zamanki normalden farklı olan yoğun bir kalabalıkla karşılaştı. Kalabalığın olduğu yere doğru yöneldi ve insanları izlemeye ve dinlemeye başladı. İnsanlar, inandıkları dinin temsilcilerine saygı duyuyor ve tapıyorlardı. Bu durumu anlamak için Çiftçi (filozof), insanların neden bu dini figürlere taptığını sorguladı.
Bir kişiye, "Bu rahiplere neden tapıyorsunuz?" diye sordu.
Kişi şöyle cevap verdi: "Efendim, bu din adamları o nehrin kıyısına bir adam gönderdiler. Adama bir parça kağıt verdiler, sonra elleriyle havaya garip şekiller çizdiler ve nehrin karşısındaki adamın elindeki kağıda yazdılar. Biz bunun mucizevi bir durum olduğuna inanıyoruz. Bu rahiplerin ilahi güçlere sahip olduğuna inanıyoruz ve bu yüzden onlara tapıyoruz."
Çiftçi (filozof), konuştuğu kişiye hafifçe gülümseyerek sordu:
"Peki, eğer benim mucizelerim bu din adamların mucizelerinden daha etkileyiciyse, onlara tapmayı bırakıp bana tapar mısın?" diye sordu. Köylü Çiftçi (filozof)'in güçlerinin rahipler den daha üstün olduğunu görüp inanırlar ise, ona tapmaya hazır olduklarını belirtti.
Çiftçi (filozof), "Kimin mucizeleri ve ilahi güçleri daha üstündür? Sizlere anlatayım, dinleyin ve karar verin; ''" dedi.
Sonra, kendi ilahi güçlerinin ve mucizelerinin aşamalarını anlattı. Mucizesinin ilk adımının sabah uyandığında yüzünü yıkayıp aç olduğunu fark etmesi olduğunu belirtti. Sonra, güzel bir kahvaltı hazırlayarak gününe devam etti. Halk, filozofun mucizelerini merakla dinliyordu.
Çiftçi (filozof) devam etti: "Ancak, mucizemin ortaya çıkması için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor. Ve sonunda, akşamın ilerleyen saatlerinde, yediğim yemekten dolayı karnım ağrıdığında, tuvalete gidiyorum. İşte o anda, çok merak ettiğiniz mucize gerçekleşiyor."
Halkın sabırsızlığı zirvedeydi. "Evet, işte mucizem: 'kaka'. İşte bu," dedi Çiftçi (filozof).
İnsanlar büyük bir şaşkınlıkla birbirlerine bakarken, çiftçi (filozof) şöyle devam etti:
"Her gün yediğiniz, güzel kokan ve açlığınızı gideren yemeğin, tuvalette ki görüntüsü ve kokusu ile tiksindiren yedikleriniz nasıl böyle bir şeye dönüştüğünü düşünmezseniz, o zaman, din adamı dediğiniz bu insanların yaptıklarını her hokkabazlığı da ilahi bir güç ve mucize olarak görürsünüz."
Bu hikaye, insanların eleştirel düşünce ve sorgulama yeteneğini kullanmadan, başkalarının gösterdiği basit olayları nasıl mucize olarak algılayabileceğini vurguluyor. Hikayeden çıkarılacak ders, mucizeleri ve olağanüstü olayları sorgulamanın, eleştirel düşünmenin ve gerçeği aramanın önemidir.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
mucizelere inanmam
@Barış_LonelyForever Ama ben senin mucizevi biri olduğunu düşünüyordum? ne olacak şimdi?
yav yok sıradan biriyim ne mucizesi
tamam o zaman sıradan mucizevi insansın deriz
Emeğine sağlık reis
Kızlardan ilk cevabı sen paylaş ve
3 Xper puan fazladan kazan!