Nasıl bir çağ biliyor musunuz? Herkes birbirine çok yakın, herkes arkadaş, ama her yer birbirini kıskanan ve küçümseyenlerle dolu. Kimse birinin kendisinden iyi olmasını istemiyor, mutluluğunu zaten çekemiyor. Bize güven aşılayıp yüzümüze gülen, ama düşmemizi de dört gözle bekleyen insanlarla çevrili bir dünyadayız. İkili ilișkiler aşağıdaki resimdeki gibi zaten. Kimsenin kimseye güveni yok. Hala içi saf temiz kalanlara, zariflik gösterenlere, iyilik edenlere enayi gözüyle bakılıyor. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete bacım.
Yüzsüz toplumda hayatta kalmayı nasıl bașarıyorsunuz?
Belki de böyle insanlarla karşılaşmak, daha doğrusu çok içli dışlı olmak bana pek nasip olmadığı için, şanslıyım. Çünkü bir insanla muhabbetimin derecesini belirleyen en önemli etken, o kişinin bir başkası hakkında nasıl konuştuğudur. Bir olayı aktarmak başka, yorum yapıp küçümsemek başka. Mesela karşı bakkaldaki abi benden önce çıkan her müşterisi hakkında bir şey söyler. O adamdan olmaz, anlatabiliyor muyum? Ben böyle insanlarla merhaba’dan ileri gitmem. Ağzından şırıl şırıl cehalet ve boşgörü akan insanlara zor tahammül ederim. Senide Allah kurtarsın güzelim.
Yüzüme ciddiyet maskesini takıp herkese sadece nazik davranarak yaşıyorum. Ne gülüyor, ne ağlıyorum dışarıda. Etrafıma çizdiğim sınırı kimsenin aşmasına izin vermiyorum, yaşadığıma dair bir belirti göstermiyorum çünkü burada hayatta olan biri var dediği an birisi, herkes kırmak hayallerimi yıkmak için gelecek biliyorum. Herkesten uzakta, karanlıkta saklanarak yaşıyorum.
Çıkar ilişkileri üzerine bir düzenek kurmuşlar;çok can sıkıcı! Eskiden komşuculuk vardı ve insanlar temizdi, şimdi komşuculuk değil sadece çıkarcılık (sahtekârlık) ilişkileri favori, kimse dost istemiyor. Su aksın yolumuzu görelim kafasındalar…
Gerçekten bu durum üzücü bir durum herkes çanta değiştirir gibi sevgili değiştiriyor kimileri görgüsüz, yüzsüz gibi 2 kişiyle birlikte olmaya çalışıyor doyumsuz gibi. Allah korusun bizi bu gibilerinden.
Akıllı insan arayışı seziyorum. Akıl bilgiyle doğru orantılı artmakla beraber doğuştan gelen kabiliyet ister. Doğruyu yanlışı ayırt edebilme, sezgili olma falan ama evvela bilmek ister. İnsan anca o zaman sevdiklerini kaybetme korkusuyla dünyasını daraltmayı bırakır. Münakaşa edilecek insan var, edilmeyecek insan var. Zamanla seçersin. Muhatap olmamak genellikle tek çözüm.
Yiyordu, içiyordu, uyuyordu, uyanıyordu ama yaşamıyordu, sanırım yaşadığımız hayatın özeti bu herkes özgürlüğü sigortalı bir iş karşılığında kiraya vermiş, piramitleri yapan kölelerden hiçbir farkımız yok.
Gene zarafer ve öncelikle hayatta kalıyorum.. Onlardan bir talebim yok. Onlar gibi olma ihtiyacimda yok.. Zaten sana yakın düşünenler denk gelirse. Güzel bir ortam kurup kendini soyutlamayi başarıyorsun :)
Kendimi onlardan soyutluyorum. Bu yüzden tek başıma sinemaya gitmeye, tek başıma oturmaya, yüzmeye gitmeye vb. birçok faaliyeti tek başıma yaparım kafam rahat olur.