Mutluluk aranmaz. Mutlu olunur. Mutluluk anlıktır. Huzur süreklidir.
İnsan sevdiği bir şeye ilk sahip olduğu dönemde mutluluk hisseder. Sonraki süreç alışma evresidir.
Huzur dediğimiz şey ise hırslarımızdan, arzularımızdan arındıkça yaşadığımız derin ve uzun süreli rahatlık hisseder.
İnsan metabolizması 7/24 mutluluk duyacak formatta değildir. Çünkü fazla dopamin bir aşamadan sonra uykusuzluk, stres ve öfke kontrol problemine yol açar. Eğer böyle olmasaydı dünyanın en mutlu insanları uyuşturucu bağımlıları olurdu.
İnsanın hayatta en mutlu anlarından birisi orgazm anlarıdır. Lakin orgazm bittikten sonra beyindeki dopamin düzeyi düşer. O kadar düşer ki ardından ikinci postaya geçip tekrar boşalsa bile beyin kısa vadede önceki dopamin düzeyini yakalayamadığı gibi dopamin seviyesi ikinci orgazmdan sonra önceki orgazm sonrası seviyenin de altına düşer. Ardından ya partneriyle sohbet eder ya uykuya dalar ya da kahve veya sigara içer. Çünkü düşük dopamin seviyesinin getirdiği yoksunluk hissi kişiyi dopamin düzeyini normalleştirmek için başka bir aktiviteye iter.
Demek ki neymiş mutluluk anlık ve geçiciymiş. Belli bir aktiviteyle sürekli mutlu olmak mümkün değil. Onun için mutluluk belirli şeylerde aranmaz. Esas olan şey zihnen ve ruhen kaygılarımızı, korkularımızı minimize edecek ortamlara girip kendimizi huzura taşımaktır.
Kişilik & Karakter konusunda 203,8b cevap paylaştı.
İnsanda mutluluk bırakmadılar maalesef.. ama ben yine de sevgiden vaz geçmem. çünkü benim inancıma göre insan sadece sevilirse ve severse hayatında sevgisini paylaşacağı birisi olursa mutlu olur. ama tabi şimdiki insanlar böyle düşünmüyor.. mutluluğu genelde parada ararlar ama haklılar da bu ülkede paran yoksa bir hiçsin maalesef.. değerin olmuyor..
Harici olarak doğada arıyorum. Yazın denize girmek, diğer mevsimlerde sahilde yürüyüş yapmak da bana zevk veren şeyler. İmkânım olsa, annem evde köpek beslemeye laf etmese aslında köpekleri de seviyorum. Gerçi onu da anlıyorum bir yerden sonra. "Köyde yaşıyor olsak laf etmezdim." demişti. Apartmanda köpek beslemek de sıkıntı. Onu eğitene kadar artık evi b. k götürür. Köpekler kokuyor da. Bizim evin alt katı boş ve babam oraya bir keresinde getirmişti. Mesela alt kat köpek kokmuştu. Annem de onu gece uyumamış ve sokağa salmıştı. Gerçi ne kadar seversem seveyim ben de elimi yıkamadan vücuduma değersem kaşınmaya başlıyorum. Onun için köyde dayımın yanına gittikçe veya bir arkadaşın köpeği falan olunca ancak sevebiliyorum. Yani öyle.
Ağabeyim Türkiye'ye geldiğinde her ne kadar düzenim de bozulsa, bir yerden sonra yorsa da yiğenimle oynarken de mutluydum gayet. Evde çocuk kesinlikle neşe. Dershaneden eve geldiğimde kapıyı açıp "ala ala" diye seslenmesi, kapının önüne gelince direkt kucağıma atlaması hâlâ aklımda. Yerim onu ya. 😍😍
Sevgi de lazım lakin tek başına kâfi değil ki, sevginin içeriğinde dayanışma, kenetlenme, paylaşım, karşılıklı fedakarlık gibi unsurlar olursa hayat güzelleşir, kolaylaşır. Elbette ki para da mutluluk getiriyor, paranın gücü yadsınamaz bir gerçek, lüksü ve konforu sağlıyor para, terapi almanı sağlıyor, terapi de iyileştiriyor, bunlar da para sayesinde oluyor, paran yoksa ilaç alamazsın, su bile alamazsın, para olmadığı vakit geçimsizlik oluyor, geçim olmayınca da kişiler birbirini yiyor. Bazı kişiler de el ele verip parasızlığın, zorluğun üstesinden geliyor birlikte çalışarak lakin şu da bir gerçek ki, daha huzur dolu bir hayatı seçmek varken neden zorluklara sürüklesin ki insan kendini, insanın seçme şansını da para çoğaltabiliyor, en çirkin adam bile parasıyla en güzel görünüme kavuşabiliyor, kendini güzel gören de iyi hissediyor, para her şey demek değil lakin çoğu şey demek.
Sevgide arayan kişiler neden azalmış, insanlar kendine neden yönelmiş sebebi gerçekten mühim. Bana kalırsa bu sonuçlar maddiyata dayalı ilişkilerde bir noktaya gelinememesi , sevgiye aşka dayalı ilişkilerde beklenen sonuçların alınamaması ile oldukça yakından ilgili. Kısacası insanlar yoruluyor ve vazgeçiyor, aman be ne varsa bende var diyorlar.
Sevgide bulunur mutluluk bence de ama sevenimiz yok Şu an . Ben de şarkilarda dansta gezmekte kitaplarda filmlerde falan buluyorum boyle de guzel mutluyum ama bir yanim eksik gibi sanki
Herkes zihni ve bedeni sağlığına şükretsin.. hayat zaten istisnasız herkese mutluluğu da mutsuzluğu da bir şekilde bir zaman diliminde bir yerde veriyor..
O da benim suçum değil sitenin suçu Hiçbir şeyi kabul etmiyor ki anamızın kızlık soyismine kadar yazalım mı ne istiyorlar çözemedim 🤦🏻♀️ zaten hangi hesabı açsam kapatıyordum bunu kapatamıyorum
Eskiden böyle bir insan değildim. Ben de yazardım ama bir gün kendime olan saygınlığımın azaldığını farkettim. Ruhen yıpratıcı bir süreç. Karşı tarafı da rahatsız etmek olmaz. Eksi yönümü olumlu bir yöne çevirdim. Hatalarımdan ders çıkardım. Bu şekilde eğittim kendimi ve olgunlaşma sürecine katkı sağladım. Şimdi bakıyorum da daha güçlü hissediyorum. Karakter olarakta daha iyi hissediyorum. Uzak durmak can sıkıcı olabilir ama bu şekilde karşı tarafa da olumlu bir izlenim bırakmış olursun. Bazen özenmiyor değilim ilişki yaşamaya ve ilgi görmeye. İnsanlar şanslı bence.
Sevmek, sevilmek özenilecek bir şey elbette. Fakat aynı değeri gördüğün insan ile yaşamak çok başka. Ondan gelen en saçma mesaj bile yüzünü güldürebiliyorsa o zaman olmuşsunuz demektir. Bir ilişki insana huzur vermeli, güven duymalı insan. Arkanı döndüğünde acaba diye sorgulamamalı. Onunla iken kendini bile unutabiliyorsan değerli her şey. Öteki türlü en ufak tadı bile olmaz.
Bizim hikâyemiz bambaşka biraz. Sıradan bir şekilde başlamadı. Sıradan bir şekilde de devam etmiyor. Çoğu insanın yapmayacağı şeyi yapıyor gibiyiz manyakça. Sevmek ve ya sevilmek demedim cümleye dikkat edersen. İlişki ve ilgi dedim. Acı çekmeye mecbur gibiyiz ama. Neden diye düşünüyorum. Bir kaç cevap geliyor aklıma ama kendisine sormak isterdim diye düşünüyorum ama soramıyorum. Öyle istiyor. Ben de uyuyorum. Bizim bir ilişkimiz yoktu ama huzur duyduğum oldu. Kendimi kaybettiğim anlar olmadı. Derdimi unuttuğum anlar oldu. Kendimden geçtiğim anlar oldu. Güven desen zor oluşan bir şey. Böyle dediğine göre onu yakalamışsın. Ne mutlu sana. Benim için güvenmek çok zor. İlk kez birisine güvenmeyi denedim. Güvenim paramparça edildi ama ben oradaydım. Güvenin kırılırken neden oradasın diye soruyorsun değil mi? Öyle olmadığını hissettim. Bu konuyu onunla konuşamıyorum ama bak hâlâ oradayım. Yine de her zaman bir acaba'yı kenarda tutarım. Bana yapılan şey sana yapılsaydı kestirip atacağından adım gibi eminim. Çok acımasızcaydı. Çok acımasız bir intikam. Ona rağmen sessizce beklemeye devam ediyorum. Sessizce beklerken güvenebilir miydin?