Kendinizi düşünmeye verdiğinizde en çok hangi konuların üzerine kafa patlatıyorsunuz?

Kendinizi düşünmeye verdiğinizde en çok hangi konuların üzerine kafa patlatıyorsunuz?

Ben hayatımda her şeyi sorguluyorum yani olan şeyleri olabilecek şeyleri bu yüzden de çok düşünüyorum her zaman. bazen hatta biraz fazla düşündüğüm de oluyor maalesef. bu yüzden de aslında kafamı dağıtmak için bazen kendimi farklı konulara veriyorum ayni şarkı dinliyorum yemek yiyorum oyun oynuyorum ayda burada sitede takılıyorum bunlar bana oldukça iyi geliyor. ama yalnız kaldığım zaman geçmişimi düşünürüm geleceğimi düşünürüm ya da şu an yaşadığım anı düşünürüm
Kolay olan şeyleri istemeden yaptığını söylese niye zora sokmak için ısrar eder?
her şey bu kadar açık ve net önüne dökülmüşken , elinin tersiyle itip sonunda ağlayacağı bir sona niye koşa koşa gider.
Acıya neden tutku duyar? Mutlu olmak istediğini ağzından düşürmezken.
Ya aslında 35 yaşına girmişim iki bir kadın iki bacağı arasında bu kadar muhtacım diye düşünüyorum ya Bu kadar mı değerli bir şey lanet olsun diyorum
Yaptıklarımı, yapamadıklarımı, söylediklerimi, söyleyemediklerimi ve bunların nedenlerini düşündükçe düşünüyorum içinden çıkılmaz bir hal alıyor
Cevap
11Cevap
Hesabı silsem mi, silmesem mi.
Hayat sorguluyorum. Bu ülkeye ve içinde yaşadığımız durumu sorguluyorum.
Kendimi, yaptıklarımı her şeyi. Bu yüzden pek düşünen birisi değilim, yoksa kafayı yerdim.
Tamamen geçmişte yaşadığım şeyler üzerine düşünüyorum, bazı ayrıntılar küçük olsa da etkilerini zaman dahi silemiyor sanırım ya da silmesine izin vermiyoruz demem daha doğru olur...
Arada bir sorguladığımız şeyler oluyor
ama genel olarak durup durup düşündüğüm sorguladığım bir şey yok
çok düşünmek erken yaşlandırır
En çok neden böyle üzgünüm ne canımı sıkıyor diye düşünüyorum ya da her şey niye bu kadar üst üste geliyor fkn diye
Geçmişi çok sorgularım neyi neden niçin yaptım vss diye ve hep keşkelerle dolu bir geçmiş çıkıyor önüme oyuzden şimdi adımlarımı daha temkinli atıyorum
Güvenmek biri hata mı yoksa her şeye rağmen verdiğim en doğru karar mıydı, emin olamıyorum. Pişmanlık ve gurur arasında bir yerlerdeyim.
Neden yaşadığımı sorguluyorum. Bu dünyada var olma amacım ne , nesen şeytanla daha iyi anlaşıyorum. Gibi sorular
Şimdi hayatının sırr-ı hakikatı şudur ki: Tecelli-i Ehadiyete, cilve-i Samediyete âyineliktir. Yani bütün âleme tecelli eden esmanın (Allah'ın isimlerinin) nokta-i mihrakıyesi (odak noktası) hükmünde bir câmiiyetle (toplayıcılıkla) Zât-ı Ehad-i Samed'e âyineliktir (Allah'ın varlığına ayna olmaktır).
Tecelli-i Ehadiyet: Allah'ın çoğu isim ve sıfatlarıyla her bir varlıkta kendini belli edip göstermesi.
Cilve-i Samediyet: Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmayın her şeyin her an O'na muhtaç olduğunun görülmesi.
Şimdi senin hayatının sureti ve tarz-ı vazifesi şudur ki:
Hayatın bir kelime-i mektubedir (yazılmış bir kelimedir). Kalem-i kudretle yazılmış hikmetnûma bir sözdür. Görünüp ve işitilip, esma-i hüsnaya (Allah'ın en güzel isimlerine) delalet eder. İşte hayatının sureti bu gibi emirlerdir.
Şimdi kendi hayatının mahiyetine bak ki, o mahiyetinin icmali (özeti) şudur:
Esma-i İlahiyeye ait garaibin fihristesi (listesi), hem şuun ve sıfât-ı İlahiyenin bir mikyası (Allah'ın işlerinin ve sıfatlarının bir ölçüsü), hem kâinattaki âlemlerin bir mizanı (terazisi), hem bu âlem-i kebirin bir listesi, hem şu kâinatın bir haritası, hem şu kitab-ı ekberin bir fezlekesi (kainatın bir özü), hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi, hem mevcudata serpilen ve evkata (vakitlere) takılan kemalâtının bir ahsen-i takvimidir. İşte mahiyet-i hayatın bunlar gibi emirlerdir.
(Bediüzzaman - Sözler, 129)
Senin hayatının gayelerinin icmali dokuz emirdir:
Birincisi şudur ki:
Senin vücudunda konulan duygular terazileriyle, rahmet-i İlahiyenin hazinelerinde iddihar edilen (toplanan) nimetleri tartmaktır ve küllî şükretmektir.
İkincisi:
Senin fıtratında vaz'edilen (koyulan) cihazatın anahtarlarıyla esma-i kudsiye-i İlahiyenin gizli definelerini açmaktır, Zât-ı Akdes'i o esma ile tanımaktır.
Üçüncüsü:
Şu teşhirgâh-ı dünyada, mahlukat (yaratılmışlar) nazarında, esma-i İlahiyenin sana taktıkları garib san'atlarını ve latîf cilvelerini bilerek hayatınla teşhir ve izhar etmektir (göstermektir).
Dördüncüsü:
Lisan-ı hal ve kàlinle (halinle ve sözlerinle) Hâlıkının (Allah'ın) dergâh-ı rububiyetine ubudiyetini (kulluğunu) ilân etmektir.
Beşincisi:
Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları, resmî vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifatat-ı âsârını (iltifat eserlerini) gösterdiği gibi, sen dahi esma-i İlahiyenin cilvelerinin sana verdikleri letaif-i insaniye murassaatıyla (insanî duygular süsleriyle) bilerek süslenip o Şahid-i Ezelî'nin nazar-ı şuhud ve işhadına görünmektir.
Altıncısı:
Zevilhayat (canlı) olanların tezahürat-ı hayatiye denilen, Hâlıklarına tahiyyatları; ve rumuzat-ı hayatiye denilen, Sâni'lerine tesbihatları ve semerat ve gayat-ı hayatiye denilen, Vâhibü'l-Hayat'a arz-ı ubudiyetlerini bilerek müşahede etmek, tefekkür ile görüp şehadetle göstermektir.
Yedincisi:
Senin hayatına verilen cüz'î (bir parça) ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük numunelerini vâhid-i kıyasî ittihaz ile, Hâlık-ı Zülcelal'in (Allah'ın) sıfât-ı mutlakasını ve şuun-u mukaddesesini o ölçüler ile bilmektir. Meselâ sen cüz'î iktidarın ve cüz'î ilmin ve cüz'î iraden ile bu haneyi muntazam yaptığından, şu kasr-ı âlemin (Alem sarayının) senin hanenden büyüklüğü derecesinde, şu âlemin ustasını o nisbette Kadîr, Alîm, Hakîm, Müdebbir bilmek lâzımdır.
Sekizincisi:
Şu âlemdeki mevcudatın herbiri kendine mahsus bir dil ile Hâlıkının vahdaniyetine (Yaratıcının birliğine) ve Sâni'inin rububiyetine (Sanatkâr'ının terbiyeciliğine) dair manevî sözlerini fehmetmektir (anlamaktır).
Dokuzuncusu:
Acz ve za'fın, fakr ve ihtiyacın ölçüsüyle kudret-i İlahiye ve gına-yı Rabbaniyenin (Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zenginliği) derecât-ı tecelliyatını anlamaktır. Nasılki açlığın dereceleri nisbetinde ve ihtiyacın enva'ı (çeşitleri) miktarınca, taamın (yemeklerin) lezzeti ve derecatı ve çeşitleri anlaşılır. Onun gibi sen de nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gına-yı İlahiyenin derecatını fehmetmelisin. İşte senin hayatının gayeleri, icmalen (özetle) bunlar gibi emirlerdir.
Sözler - 127
Akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um (kötü) ve müz'iç (bunaltıcı) ve muacciz (rahatsız edici) bir âlet olur ki; geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini (hüzünlü elemlerini) ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini (korkutucu hallerini) senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz (uğursuz) ve muzır (zararlı) bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki: Fâsık (günahkar) adam, aklın iz'ac ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar.
Eğer Mâlik-i Hakikî'sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan; akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.
Meselâ: Göz bir hâssedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan; geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad (günah aracısı) derekesinde bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni'-i Basîr'ine satsan ve onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan; o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalaacısı ve şu âlemdeki mu'cizat-ı san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu Küre-i Arz (dünya) bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.
Meselâ: Dildeki kuvve-i zaikayı (tat alma duygusunu), Fâtır-ı Hakîm'ine (Bilge Yaratıcı'sına) satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan; o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. Eğer Rezzak-ı Kerim'e satsan; o zaman dildeki kuvve-i zaika, rahmet-i İlahiye hazinelerinin bir nâzır-ı mahiri ve Kudret-i Samedaniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri rütbesine çıkar.
İşte ey akıl, dikkat et! Meş'um bir âlet nerede? Kâinat anahtarı nerede?
Ey göz, güzel bak! Âdi bir kavvad nerede? Kütübhane-i İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?
Ve ey dil, iyi tad! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede? Hazine-i hâssa-i rahmet nâzırı nerede?
Ve daha bunlar gibi başka âletleri ve a'zâları kıyas etsen anlarsın ki: Hakikaten mü'min Cennet'e lâyık ve kâfir Cehennem'e muvafık bir mahiyet kesbeder (kazanır). Ve onların herbiri, öyle bir kıymet almalarının sebebi: Mü'min, imanıyla Hâlıkının (Yaratıcı'nın) emânetini, onun namına ve izni dairesinde istimal etmesidir (kullanmasıdır). Ve kâfir, hıyanet edip nefs-i emmare hesabına çalıştırmasıdır.
Sözler - 27
Insan denilen Homo Sapienslerin evriminin gunumuzde nasil geriye gittigini. Ozellikle Turkiye olarak bilinen cografyadakilerin
Evren beni bazen çok düşündürüyor o kadar küçük kalıyoruz ki kainatta bunu hatırlayınca tuhaf hissediyorum.
İnsanlar hakkında düşünüyorum insanlıktan çok uzaklaşmışız gibi geliyor bana çok yabancı hissediyorum
Hayatı aga, ne için çalışıyoruz. Neden varız. Neden insanlar birbirine bu kadar sert. falan filan işte :)
Neden? Her şey güzelken neden böyle oldu? Neden hayatım bu kadar bo*tan bir hale döndü?
Ben neden yaşamayı beceremedim hayata uyum sağlayamadım hayatımı kazanamadım diye sorgulayıp duruyorum
Hayatımı uzun vadede bir 10 yıl daha mahvetmis gercegini
Geçmişte yapmış olduğum hataları insanlara gereğinden fazla değer verişimi ve karşılığını alamamışlığımı
Ben olmak. Aynaya baktığında gördüğüm yüz ben miyim? Yansımaların içindeki görüntüm nasıl? Toplum çukurunda neredeyim? Ben benimle anlaşabiliyor muyum? Kendimi seviyor muyum?
Şu aralar böyleli şeyler.
Aklımda biri var sürekli düşünmekten durup düşünemiyorum ki soegulama yapayım.
Beş kuruş değeri olmayan insanlara değer verdiğim için
Hayatı. Yaşamak gerçekten gerekli mi ölsem daha mı iyi olur diye sorguluyorum
Neden bu dünyadayım? Öleceksem hayattaki amacım ne? Gibi sorular.
belkide en güzel günlerimizi nasıl harcadığımızı daha doğrusu bize nasılda gencliğimizi ziyan ettirdiklerini.
Bahtsızlığımı..
Hayatımın güzel bir düzeni varken neden bir insan hayatımi mafedip böyle oldu her şey diye sorguluyorum
Sorgulayacak çok şey var
Simülasyonda mi yaşıyoruz diye düşünüyorum
deprem, gelecek hayatım ve eşim olacak kimse
Niye böyle canım yaptığımı.
hayatı sorgularım.
Bu hayati
Hatarimı
Pişmanliklarimi...
Neden şu an olduğum yerde olduğumu
Hayat üzerine ne olacak bu halimiz diye
Bazı seçimlerimi
Bu kadar borcu nasıl hafifleteceğimi
Zamanı nasl degerlendirdigimi sorgularm
Hayatın amacını ve anlamını
Çok keşkeler ve nedenler var
Neden bu ülkede yaşadığımı...
Benim kupamın orada ne işi var 😡
He tm buradaymis benimki.
https://www.hizliresim.com/l7m94y3
Artık pek düşünmüyorum
geçmiş yapmadıklarımı
Yasliligimi , ilerleyen yılları
Kimi zaman 1/2 saat düşünüyorum
Dinimi
Hayallerimi 🤍
Bu yol nereye gidiyor?
hayatı ve yaşamak istediğim anıları
Hayatımı
Hayatı sorguluyorum neden boyle neden diye
Varoluş
Kendimi
Yaşamı ve yaşantımı.
Kendimi
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?