" Gözyaşları hayal kırıklığının işaretidir, kaybetmiş olmanın değil. Asıl önemli olan geleceğe olan umudunuzu kaybetmemek, devam edebilmek ve o an olmasa da sonuç olarak kötü durumları aşabilmektir. " . . .
Kendinizi duygusal açıdan güçlü hissediyor musunuz?
Bu aralar duygusal olarak güçlü olmaya çalışıyorum. Zor zamanlardan geçiyorum, ağlamaktan yoruldum üstüme gelinmesinden yoruldum, biraz anlayış istiyorum, her zaman herkese yetişmekten yardım etmekten yoruldum. Mola istiyorum. Ama arayan arayana bana ulaşamayan eşimi arayıp soruyor oysa bazen insan dinlenmek istiyor alışkanlıklar dışına çıkmak istiyor ama olmuyor ve o öyle yapmazdı diye sorgulanıyor olmak bile mutlu olma dinlenme çabalarımı baltaliyor.
Güçlü veya güçlü olmadığım tartışılır ama kendimde sevdiğim bir şey var ki istersem yerin dibini göreyim karşımdaki ben izin vermedikçe bunu hayatta anlayamaz. Gülüşlerim her durumu örter, sağ olsun.
İnsanın başına her şey gelir.. Düşer de kalkar da.. Önemli olan yılmamak, tekrar kalkabilmek. Ki insanın yaşadıkları şeyler insana güç katar, tabiri caizse mukavemet kazanır. Kendi adıma bu soruya cevap vermem gerekirse "Elhamdülillah"...
Duygusal olarak size zarar veren durumlar 0 etkiyle mi sonuçlanıyor? Ya da bir kaç gün etkisi sürüyor mu? Ruhsal durumunuzu etkiliyor mu? Bende ki etkisi kısa süreli olmuyor. Sizlerde durumlar nasıl onu merâk ediyorum aslında.
Geriye kalan 0 etki oluyor diyen, doğru demiş olmaz. Ben yaşamış olduğum tüm moral bozuklukları demeyeyim ama hatırı sayılır şekilde canımı sıkan ve çok kısa sürmeyen bu durumlardan daima dersler çıkartarak, daha olgun biri olarak çıkmayı hedef edinmiş biriyim, öyle de oldu hep. Yaşarım, üzülürüm, sıyrılır ve sonra daha olgun, ders almış devam ederim. Sonuçları olur yani...
Bir dönem evvel, elde olmayan sebeplerden ötürü sadece üzüntüden ötürü pek de hafife alınamayacak bir hastalık geçirdim. O günden sonra uzun süreler ağır üzüntülere kapattım kendimi, çünkü anladım ki maalesef bunların getirisi bize daima olumsuz oluyor. Peki ne mi yapıyorum olumsuz durumlarda? Hemen çözüm üretme derdine düşerim. Çözüm için telkin ederim karşıdakini, konuşulabiliyorsa konuşup çözme tavrında olmak isterim. Karşı taraf esnemiyor, çözmek istemiyor ise de işler maalesef değişir. Sessizleşir, anlaşılabiliyor olup olmadığıma bakarım. Burnunun dikine giden biri varsa karşımda, kaybeder beni. Eskiden böyle değildi, üzülürdüm...
Üzüntüden hastalanan tek kişi ben değilmişim. Çok geçmiş olsun. Tekrar yaşamayız İnşaAllah.
Sizin de dediğiniz gibi çözmek için çok uğraşırım baktım olacak gibi değil yol alıyorum ben de ama yine de beni yaralıyor. Böyle durumlarda güçsüz olduğumu anlıyorum. Kendimi motive etmeye de çalışıyorum ama sanki hiçbir şey iyi gelmiyor gibi tek bir şey hariç. Şükrediyorum bunun varlığı için. Çok uzattım kusura bakmayın 😅
Azdır hastalanan... Amin amin, Rabbim daha da göstermesin. Dönüm noktasıdır bana o zaman, durup çok düşünmüştüm ve sonra üzüntünün bir şey getirmediğini, neleri götürdüğünü görünce sinir, stres, değersizlik ve üzüntü verebilecek şeylerden zamanla uzaklaştım elhamdülillah.
Herkes güçsüzdür bir nebze, dünya vatanımız değil ki yaralanmayalım. Mevzu, ne kadar ders alıp, ne kadar '' daha iyi ''ye yürüdüğümüzdür... Yerinde saymak bir insanın başına gelebilecek en vahim şeylerdendir inanın ve bizlere iyi gelen şeylerle haşrolduğumuzda huzura ereriz... Estağfurullah, iştirak güzeldi.
Tabiiki bazen zayıf noktalarımızı keşfedemiyor ve olmayacak şeyleri alttan alıyoruz. Ancak insanların bizi ne kadar düşündüğünü ve önemsediğini bilemeyiz. Bu yüzden bizim görevimiz zayıf noktalarımızı güçlendirmek ve "izin vermemektir"