Bakmak'taki kıstasım, aynada görünenden değildir aslen. Bakmanın da manaya meyli olan kısmından bahsediyorum.
Kendinize bakar mısınız hiç?Genelde insan olarak görünene odaklanırız. Nedendir bilmem daima görmeyi, duymayı, hissetmeyi ve bilmeyi arzularız. Burada farkında olunmayan bir bencillik söz konusudur. Çünkü bir kişi sadece kendi penceresinden görmeyi, duymayı, bilmeyi ve hissetmeyi istiyorsa bu '' ben '' demenin de tavra yansıyanı olacaktır.
Peki ya bizlerin ruhundan ne yansıyor karakter aynasına? Hiç düşündük mü bunu?
Aslında hal ve hareketlerimize geriden bakabilsek, '' acaba ben nasıl görünüyorum, ben bunları talep ediyorum ama ben ne yapıyorum ki? '' sorunsalını aklımıza getirsek bambaşka ufuklar açılabilir önümüzde. Çünkü her şey karşılıklı, her şey uyumlu ve ortak olunca keyifli, sürekli ve kıymetli olur.
Bazen düşünürüm ben neler konuşuyorum, nasıl davranıyorum, neler yapıyorum. Düşündükten sonra kendime telkinlerde bulunuyorum. Bundan sonra şunu yapmayacağım, şöyle etmeyeceğim diye. Ama grnrldr şunu fark ettim insanlara kırıldığım zaman bunu düşünüyorum. Daha ciddi olacağım, çok fazla konuşmayacağım gibi. Benim kendime bakışım, insanlara kırıldığımda daha çok ortaya çıkıyor. Aslında sizin sormak istediğiniz başka manada bakmak. Yani neleri kötü yapıyorum, neleri kötü söylüyorum, kırıcı mıyım, davranışlarımı nasıl daha iyi bir hale getiririm? Sizin demek istediğiniz bu manada insanın kendisine bakması. Bunu nadiren yapıyorum. Yapmak gerek ama şöyle de düşününce bu kadar çok bencilin yaşadığı bir dünyada insanın bunu yapası da gelmiyor.
Açıkçası sizin son cümlenizde bahsettiğiniz durumu düşünüp de '' ee, kimse bir şeyi hak etmiyor, kimseye de iyi davranma o zaman '' gibi düşünceleri zaman zaman hissettim ben de. Sonra baktım, ne geçecekti ki elime? Bir de şu var, gece yatağa yattığımda ne kadar olumlu yaptığım şey varsa, tartıda da ağır geliyorsa o zaman huzur buluyorum. Elimden ne gelirse iyiye, doğruya, olması gerekene sarf ediyorum ben. Çünkü gerçekten hayat çok kısa, '' vermekten '' yana kaybetmez insan.
Bizi hak edenlerin yanında, kıymet bulduğumuz düzlemlerde tercihlerimizi kullandığımızda da daha huzurlu ortamlara merhaba diyebiliyoruz elhamdülillah.
Son cümlem ruhumdaki isyankar kısımdan çıkmış olabilir. Asarım keserim desem de yapamam ben de zaten. Yani insanlara bazen ne kadar kızsam da, ciddiyetimi korusam da insanları seviyorum aslında. Tabi biraz da nabza göre şerbet. Hak etmeyen insana da iyilik yapınca seni sömürmeye kullanmaya kalkışıyorlar. İnsan iyilik edeyim derken kendini ahmak duruma da düşürmemeli.
Tabii ki insan her şeyden önce kendisine bakmalı. Ben neyim ki eleştiriyorum, ben ne yaptım ki yapmasını bekliyorum, ben kimim ki onu aşağılıyorum... Bu böyledir, kişi kendisine kesinlikle bakmaz ama kendisine bakmadan karşısında ki kişiye noktayı koyar. Kişi kendisine bakmalı ve tanımalı. Durduğu yere, hayatına, yaşantısına, ne olduğuna, kim olduğuna, ne yapmak istediğine, çabasına, özverisine, beklentileri karşılayabilirliğine... Sanmıyorum ki kendilerini tanıma cesareti gösterecekler. O farkındalığa sahip olsaydık dünya da akan bir gözyaşının sebebi dahi olmazdık.
Aslında bu biraz empati, biraz öz eleştiri, hatta öz saygı ve insanlığa sırf insan olduğu için kıymet vermekten de ileri geliyor ve '' ben ''den sıyrılmak demek oluyor. Ama '' ben '' diyenler hiç bakmazlar kendilerine, onlar ya zaten dünya ehli (yaşamı dünyadan ibaret sananlar) olanlar...
Sürekli kendime bakarım her açıdan yanlış anlaşılmasın istiyorum , ben de sürekl başkalarına bakan ve onları görebilenlere şaşırıyorum. İnsan kendini ne çabuk halledip gözünü dışarıya çevirebiliyor diye düşünmeden edemiyorum.
Bakış açısı çok önemli... Her kes bakar ama bazı şeyleri göremez, kaçırır.. Bu da farkındalıktır.. İnsan öncelikle kendini tanımalı, bilinçli olmalı, düşünceli olmalı.. Hani kimileri der ya "Aman ne düşüneceğim, aklıma ne gelirse yaparım".. İşte bu hareket insanı çıkmaz hataların içerisine sürükleyebileceği gibi, bu tarz bir bakış açısı adeta gelişigüzel bir hayat çizgisidir.. Peki gelişigüzel değil de belli bir çizgide hayatını idame ettiren kişi ne olur? Öncelikle vah tüh diyerek pişman olacak şeyler yapmaktan uzak durur.. Kişisel saygınlığı artar.. Kendinden emin olur ve yanlıştan yanlışa sürüklenmez.
Bilmem ki kendine bakmayan insan başkalarını ne derece tanıyabilir, ne derece insanlarla ilişkilerini doğru bir düzleme yerleştirebilir... Oluru yok bence bunun. İnsan durup "ne yapıyorum ben? kimim? aciz bir varlık olduğumu idrak edebildim mi?" gibi sorular sorup kendini sorgulamalı. Vicdan süzgecinden davranışlarını geçirmeli. O zaman insan olmanın farkına varabiliriz. Ben mi? Bunları yazabildiğime göre bazı şeylerin idrakindeyim Elhamdülillah ama hiçbir zaman tam birisi değilim. Hâlâ yol kat etmeye devam ediyorum...