Senin bir suçun yok;ama senden şüphe ediliyor, aslında konuşulsa her şey açığa çıkacak.. Bunu sen hissediyorsun ama gelip sana sözlü olarak bir şey söylenmediği için gidip bir şey de diyemiyorsun kendini aklamak için vs. vs....
İtham altında kalinca kendinizin suçsuz olduğunuzu kanıtlamak için uğraşır mısınız?
Kime neyi kanıtlayacağıma göre değişir. Karşımdaki gerçeği öğrenmeye değmeyecek düşüncesindeysem ve benim için hiç bir değeri yoksa “öyle mi düşüyorsun, iyi o zaman öyle düşün” derim çoğu zaman. Değer vermişsem ve vakti zamanında karşımdakinden de değer görmüşsem yapılan ithamlara karşı bir kanıtlama çabasına girerim ama. Bu tamamen karşımdakinin benim için ne ifade ediyor oluşuyla alakalı. Benim çabam karşımdakinin değerine göre şekillenir açıkçası. Bu uğurda bişeyleri düzeltip düzeltmemek beni iyi bilip bilmemesi onun benim için ne ifade ediyor oluşuyla alakalı.
Kişilik & Karakter konusunda 11,4b cevap paylaştı.
Normal şartlarda iftira atanın kanıtının olmasını gerektirir adalet inancı...
Gülüp geçersin kendinden eminsen diyenler olur. Gerçeği haykırırsın iftira atana diyenler olur. Gerçek elbet ortaya çıkar.
Bunların hiçbiri bu çirkinliğe çare değildir. İftira atılma amacı zaten pes ettirmektir kişiyi.
Pes etmemek lazım. Doğru olandan şaşmamak, mücadele etmek lazım.
İftiraya uğrayan kişi sindikçe bu çarpık düzene hizmet etmeye devam ettiğini bilmelidir. Kendine inancı tam olan kişinin olayın sonucunu polyanna'ya bağlaması tam olarak adalet inançsızlığının kanıtıdır.
Doğru tektir. Doğrudan şaşıp mücadeleden vazgeçmeyin. Belki de iftiraya uğrayan kişiyi bu noktaya getiren şey tam olarak bireysel haklarını bilmemesindendir.
Dinlemeyi bilmeyen insanlara bir şey anlatmam. Yargısız infaz yaparlar ama dinlemeyi beceremez. Herkesi kendileri gibi gördükleri için, dinlemeyi zerre kadar bilmiyorlar. İnsan bir sorar neden diye, beyin ve anlayış yok işte. Bu olayı tam da dün yaşadım. Mikser çok ya, ilk defa böyle bir olay yaşadım bir de. İsteyen istediğine inansın, Allah görüyor sonuçta. Zerre kadar da umurumda değil kimse.
Böyle bir durumda asla susmam. Haksız olanın kim olduğu ortaya çıkana kadar çenemle mahvederim herkesi 😄 Neden sebep olmadığım bir şey için suçlanayım ki. Susup da nasılsa haklı olduğum anlaşılır diye bekleyemem. O zaman insanlar bunu bir kabulleniş olarak görür.
Bana çok mantıklı gelmiyor açıkçası o durumda susmak.. Haksızlığa karşı sessiz kalamam.. Bir de burada olayın kahramanı bensem, mutlaka açığa kavuştururum olayı.. "Ben kendimi biliyorum, kim ne düşünürse düşünsün" demek saflıktan öte bir şey..
İkili ilişkilerde belki bu olabilir.. Çok güvendiğimiz veya onun bize güvendiğini bildiğimiz birinin, bizi suçmalası sonucu kendimizi o suçu işlemediğimize dair ifade etmemiz bazen ağır gelebilir.. O durumda konuşmak ve ona kendimizi ispat etmek, susup cezayı çekmekten daha ağır..