Doğduğumuz ev kaderimiz mi? Evet bence çoğumuzun kaderi. Annenin kaderi kızın çeyizi, babanın kaderi erkeğin mirası derler. Öyle ya da böyle kişiliklerimizi, karakterlerimizi onlara bakarak şekillendiriyoruz. Bi gün bi bakıyoruz, hiç tasvip etmesek de onlar gibi davranıyoruz, onlar gibi bakıyoruz olaylara. Evlilik tercihlerimizi bile onların bize bıraktığı duygusal boşlukları tamamlamaya yönelik yapıyoruz. Yastık değişir kader değişmez derler. Degismicek olmasının nedeni aslida, bizim kafa yapimiz ve yine benzer özellikler taşıyan kisilere yönelicek olmamizda. Taaa ki kendimizin farkına varıp düzelme eğilimi gösterene kadar. Ben mi? Evet ben birebir annemin kaderini yaşıyorum. Ufak tefek farklılıklarla. Ve zinciri bozan halka ben olucam. Kızım benimkini yasamasin. Herkes kendi iradesiyle aldığı kararlarin, yaptığı tercihlerin dogrultusunda yaşasın kaderini.
Sen peki, kendi kaderini mi yasiyosun yoksa doğduğun ev kaderin mi?
Ikisinin de çok büyük hataları var zaten ayrılacakları evlnedikleri günden belliydi. Bunun dışında hayata bakış açıları birinin çok sığ kendi geliştirme adına hiç bir şey yok diğerinde ise toksiklik diz boyu sürekli olumsuzluk, fevrilik vs. bunların hiç biri de bende yok. Fevriliği gereksiz sinirlenmeyi aştım ve sürekli kendimi geliştirmeye bi sorun varsa sebebine değil nasıl düzeleceğine odaklanan biriyim. Mesela bunlar kardeşimde yok o babam gibi gelişme adına bir şey istemeyen tip. Bu yüzden doğduģun evin kaderin olması için konfor alanında kalıp gelişine vurman lazım diye düşünüyorum. Sorumluluk alıp kendi fikrinle ilerlersen kendi rotanı çizersin
Çok güzel bir soru ve açıklama kısmındaki detaylar da çok güzel ♥️
“Doğdumuz ev kaderimiz mi?” aslında hem evet, hem hayır. Çünkü zaten böyle gelmişiz böyle gider algısıyla yaşar isek evet geldiğimiz yerde bulunma konusunu kendimize empoze etmiş olur ve bunun için herhangi bir uğraş vermemiş oluruz. Benim geçmişim de böyle zaten deriz ve bişeyleri kabul etmiş oluruz. Ama diğer taraftan bunu kabul etmeyip farklı yönlere evrilen insanların varlığı da yok değil. Bunlardan biri de benim. Bu benim kaderim değil deyip kendimi soyutlayıp, ona göre bir yaşam mücadelesi verdiğim o kadar çok konu var ki...
İsteyip istememekle alakalı. ‘Kader’ diyip oturmak ta ‘hayır bu yazgıyı değiştireceğim’ demek te kişinin kendi elinde.
Doğduğumuz andan itibaren anne babamız ne yaparsa fotoğraf makinesi ile resim çeker gibi onların her yaptığının fotoğrafını çekiyoruz ve beynimize yerleştiriyoruz... Daha sonra büyüdüğümüzde ise, beynimizdekileri uygulamaya başlıyoruz.
Kısacası doğdumuzda, nasıl bir insan olacağımız aşağı yukarı belli oluyor...
Her çocuk, hemen hemen anne babasının kopyası olur...
İnsan ailesinden gördüğü yaşam tarzını ilk başlarda yanlış şeyler, zarar verici şeyler olsa bile doğru sanar. Bu “doğru” yolda ilerler. Zamanla aklı gelişen insan tercihlerini şekillendirebilme yeteneğini kazanır. İsterse o “doğru”lardan devam eder isterse yeni tercihlerinden. Kaderin büyük kısmı da bu tercihlerle oluşur. Yani doğduğun ev kaderin olabilir de olmayabilir de…
Şu an aileme bagli ve mecnurum, birgun onlardan ayrilmak icin bekliyorum, gercekten yoruyor. Kendimi yasitlarim gibi hissetmemeye basladim, omrumu yiyiyorlar. Insallah birgun basaririm. Sizede mutluluklar diliyorum:)