Aynı yerden acıtmazlar yanlış biliyorsun. O yeri unutma diye ziyaret ederler sadece. O yüzden kötü dediğin kader değil sendeki... Bırak artık diye uyarılmandan sadece. O kaderi yazana küsersin ya öyle anlarda. O da kızdığından değil, nazından. Çünkü; Naz etmek en çok yaralı insanlara yakışır. Acıya düşmemişlerin ki şımarıklığındandır! Sev o acıyan yerleri en azından acıtana ! Kızdığın zamanlarda emanetine sarılırsın...
Canınız yandığında, acıdığında nasıl davranırsanız? İnsan içine mi karışırsınız? Yoksa kendinizi soyutlayanlardan mısınız?
Çok fazla soyutlarım, her şeyden, herkesten… Tamamen kabuğuma çekilirim ve kendi kendimi dinlerim, düşünürüm, bir şeylerin üstesinden gelene kadarda çıkmam o kabuktan. Kimsenin gelmesine de, yalnızlığımı bozmasına da müsaade etmem çünkü başka türlü kendime gelemiyorum. Bunu ancak kendi içimde çözebildiğim zaman normale dönüyorum. Bu bazen çok zamanımı alıyor, bazen daha kısa sürüyor. Tamamen yaşanılan olaya ve ruh halime bağlı bir durum…
Şiir çok güzel bana gelince uzun zamandır yok saymaya çalıştım ve yok sayıp görmezden geldiğim her duygu beni perişan etti artık kabul ediyorum acıyı ve sevinci olduğu kadar olduğu gibi gelsin diyorum kendi kendime bazen kalabalık bazen yalnız olması gereken gibi yaşıyoruz işte öylesine.
Bu kadar mı tevafuk olur? Aklımdan geçen , belki aynı değil ama aynı hisleri veren bir soru idi.. Kendimi soyutlarım , bu soyutlama aslında yapılan veya gösterilen iyi niyetin suistimal edilmesinden mütevellit olur. İnsanlar içindeyimdir ama sadece standart davranışlar ile. Mevcut sıcaklığımı geri çeker , öyle devam ederim.
Çünkü gösterilen sıcaklık ve samimiyet daima kullanılır.. cepte görülür.
Ben sana sözünü içtenlikle paylasmanı bana anlamı olduğunu paylaşmak istersen yakınlıgida severmisin derken niyetimde farklı olanı sohbetteki senin uzaklıkla saklanmayi benimde yakinlikla paylasmayida istersen derken o tür seyi düşünmedim aaa ne kadar hoşş adamsın kız senn dedim doğrusu bu
Acıyan yerlerimi alırım acıtanın ellerinden, dönerim içime, sokulurum iyice ve dalarım derinlerime. Ama severim acılarımı çünkü acıyorsam yüreğim var demektir, duygularım var demektir. Ruhsuz değilim en azından, yüreksiz değilim diye düşünürüm. Ve mazoşist değilim ama bazen acıların verdiği tadı hiç bir şey veremez bunu düşünürüm. Öyle bir kat daha dalarım acılarla yoğrulan derunuma.
Ben biraz vahşi hayatçıyım ya. İnsanlar bişey yapıyorsa yapabildiği için yapıyordur. Birini bişey yapıyor diye ayıplamak saçma bence yapmasına engel olmak daha mantıklı. Engel olamıyorsan da hiç söz söylememek lazım. Benim canım öyle hassas yürekler gibi herşeye yanmıyor.
Soyutlanmaya çok eğilimli bir insanım. Kırıldığım zaman, üzüldüğüm zaman ya da Huzursuz olduğum zaman o kişide o mekanda duramıyorum. Öyle ki ne oldu sana hiç sesin soluğun çıkmıyor diye soruyorlar. Bana iyi gelmeyen hiç bir şeye katlanmaya tercih etmiyorum.
Ben pek dışarı ile bağımı ilişki hali dışında, koparamayan birisiyim. Sohbeti takılmayı severim ama yalnız başıma kaldığım zamanda en güzel ortamı yaşarım. Buna soyutlanma denir mi bilmem. Genelde kötü bir şey olacağını önceden sezerim zaten bana göre herkes sezer. Bunu sezdigim andan itibaren mantıklı olup kendimi sakinleştirir duruma hazırlıklı hale gelirim. Zamanla da nerede ne yapmam gerektiğini her türlü insan ilişkilerinde çözdüm sayılır. Duygusuz derler bana ama taniyanlarim bilir beni.
Asla kaçarak savaşmam! Yaralarımı gizlemem tedavi ederim. En iyi tedavi yöntemi de seni yaralayan merminin ne taraftan geldiğini iyi analiz etmiş olman. Bu sayede aynı noktadan vurulma ihtimali çok düşük bir ihtimal haline gelir. İşte bu yüzden her yara insanı daha da güçlü hale getirir.
Merhabalar.. Bazen insanlardan, olaylardan ve hatta kendimden bile kaçasım gelmiyor değil açıkçası ama benim mücadele eden ve hırslı tarafım galip geliyor böyle durumlarda.. Bir de insan kendi yaşamı boyunca bir çok şeyi tecrübe ettikten sonra ve birtakım kayıp ve kazançlar sağladıktan sonra sanırım kolay yıkılmıyor.. Dirayetli ve pozitifim başıma gelen her olaya karşı.. Dünyanın sonu gözüyle görmüyorum bir çok olayı inanın bana sonu olmuyor çünkü.. Yorgunluklar, kırgınlıklar bazen çöküyor odamın duvarlarına.. Ya da durduk yere somut bir sebep yokken ağlamak istiyorum.. Bana kalırsa sulu göz olmak istemem evet ama zaman zaman dolup dolup sonra bir anda boşalmakta insanı rahatlatan şeyler.. Çok daralırsam, delirirsem gittiğim belli mekanlar var.. Tek başıma gidip soyutlanabildiğim kadar soyutlanıyorum.. Keyifli akşamlar..
İstediği kadar yansin canim ve etrafimda dunya kadar insan olsun belli etmem acimi ben yarami kime gösterdiysem birde onlar kanatti o yüzden ne yarami gösteririm nede acimi
Soyutlarım çok ciddi dereceye geldi artık aileme karşı bile böyleyim kimse tarafından anlasilmadigimi düşünüyorum beni mutlu eden tek birsey vardı o da gitti kimse yok artık