"Nesneler bizim onlara verdiğimiz değerlerden ibarettir, insanlarda öyle" John Berger
Bu konuda siz ne dersiniz?
Bu konuda siz ne dersiniz?
Tabirî caiz ise, 5 para etmez bir toprak parçası için, çocukları yıllarca beraber büyüyen birkaç kardeşin, resmen arasının soğudunu, neredeyse birbirlerine gireceklerine şahitlik ediyorum. Düşünsenize kıraç, verimsiz, hiçbir amacı olamayacak olan bir toprak parçası için 60 yıl birlikte zamana dem vurmuş insanlar nasıl olur da birbirine girer? Ben izah edeyim. İnsanlar ne için yaşarlar? İnsanlar atalarına bağlılıklarıyla, yetiştiği ve anılarının olduğu yerlere duyduğu saygı, uzaklaştığında da oralara duyduğu özlemle yaşarlar. Bu o kadar kaliteli bir kıymettir ki verilen, 30 yıl sonra baba toprağına dönünce burunlarının direği sızlar. Hayatlarının oraya ait kısmına dair bilinçaltlarında ne kadar özlem, sevgi, neşeli ve harika zamanlar varsa tek tek film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerler. Öyle enteresandır ki, doğduğu toprağa 40 sene sonra dönen bir adam, seneler evvel vefat eden annesinin yaptığı gözlemenin kokusunu anında burnunda hisseder. Yahut, çocukluğuna dair belki küçük ve kıymetsiz ama o kişi için "anı" içeren bir küçük zaman dilimini anında hayal eder, anında gözlerinin önünde canlanır. İşte zamanın kırıldığı andır bu, bu tılsımı hiçbir bilim izah edemez. Bu ancak, Allah'ın bizlere bahşettiği mükemmel ve kusursuz ruhânî zenginliklerden bir tanesidir. Ama insanların atladığı bir durum daha vardır. Nesneye, olaya yahut yaşanmışlığa kıymet verip anılarımız için dünyayı bir kenara itebiliriz. Fakat, unutulmamalıdır ki, Rab nasıl ki rûha mâna verdiyse, zamana da mâna vermiştir. Zaman da "zamanla" değişebiliyor. Öyle ki, zamanında kıymet verdiğin zamanlardaki zamanın akışı ve insanların zihni ile şimdi asla bir olmaz. Hele ki aile büyükleri de göçüp gidince, saygı ve hürmeti akan zamana kurban eder insanlar, akarsuya düşen yaprak misalî akar da gider... Unutmamalıyız ki o tılsımlı zaman da akıyor ve değişen kıymetlere, değişen zamana ve insanlara asla aldanmadan içerisinde bulunduğumuz zamanın hakkını verebilmeliyiz. Yoksa bir vakit sonra bugüne de pişman olacağız, bu aşikârdır. 30-40-50 yılı hiç'e sayanlar mı? Onlar zaten ahir zamanın yegâne kaybedenleridir.
Bilseydik keşke ömür denilen sayılı nefes, bilseydik keşke incittiğimiz kalplerin sızısı geçmez yürekte, bilseydik keşke dünyalara sığamayıp da toprak için birbirine kıyan kardeşler iki metre toprağa sığacaktır nefes adedi bitince...
Mânanın kıymetini bilip de, mânaya mâna katan yüreklerde soluklanabilme dileğiyle inşaAllâh🥀
Eyvallah
Sana bi hikaye anlatayım:
Bir gün ormanda araştırma yapan Fizikçi, Matematikçi, Kimyacı, Jeolog ve Antropolog yağmura yakalanmışlar. Hemen yakınlarındaki bir orman evine giderek yardım istemişler. Ev sahibi misafirlerini güzel karşılayarak ikram hazırlamak için mutfağa geçmiş. Bu sırada ekiptekilerin gözüne evdeki soba borusu takılmış. Soba yerden bir metre kadar yukarı konularak, altına taşlarla destek yapılmış. Bunu gören ekiptekiler bu konuda kafa yormaya ve yorumlamaya başlamışlar. Kimyacı,”Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış” der. Fizikçi, “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş” diye yorumlar. Jeolog, “tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın ihtimalini azaltmayı amaçlamış.” der.
Matematikçi, “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.” derken; Antropolog, “Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha soyut biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş” diye değerlendirir.
Bizimkiler aralarında böyle konuşurken orman köylüsü içeri girer ve hep birlikte ona sobanın böyle yukarıda olmasının nedenini sorarlar. Adamdan çok manidar bir cevap gelir :
– Boru yetmedi :):)
Demem o ki; herkesin ne yapmaya çalıştığına kafa yormayın, bazen sadece boru yetmez...
"Boru yetmedi" 😂
Peki mana verdiğiniz insan veya nesneden o verdiğiniz değeri kısa sürede çekebilirminiz?
Çok güzel bir yaklaşım.
yani anlamlaştırmadığımız şeyleri kavramak zor aslında kavramak için bir anlam vermek gerekiyor diye düşünüyorum ben..
Anlamsız olsaydı belki de dikkatimizi çekmezdi anlam vermemiz onları kavramamıza sevmemize kabul etmemize neden oluyor yani hayatı daha yaşanılabilir kılmak daha mutlu hissetmek ya da mutsuz hissetmek için duygular için buna ihtiyacımız var..
Ve anlamların peşine düşmek anlamları anlamak anlamları yaşamak dahası mutluluğun anlamını aramak o evrede düşmek kalkmak hayat anlamına geliyor ya da başka bir anlam peşinde koşanlar için o anlam önemli..
Çok güzel bir yaklaşım.
Kesinlikle çok doğru.
Herkesin baktığıyla, görüp anlamlandırdığı farklıdır. İnsanlar olsun, nesneler ya da duygular olsun fark etmez.
Onlara anlam veren biziz.
Çünkü bu hayatı yaşanılabilir, en azından katlanılabilir kılar.
Biz insanlar başka hiçbir canlının sahip olamadığı trajik bir bilgiye sahibiz. Ölecek olduğumuz bilgisine.
Bu da her şeyi bir anlam içine sokma ihtiyacı doğuruyor.
Sonu mezarda bitecek bir yolculuğun biraz olsun katlanılır olması ancak böyle mümkündür çünkü.
Çok güzel bir pencereden bakmışsınız, ölüm var ve bu sbeeple değer dediğimiz en güzel şeyi gelişigüzel vermememiz lazım.
Cevap
9Cevap
Kesinlikle her şeye değer veren önemli kılan, önemsizleştiren sadece bizleriz.
Kimi için doğduğu ev, kimi için büyüdüğü mahalle, kimi için ilk aşık olduğu kadın yahut erkek, kimi için aile bireyleri, kimi için arabası, kolyesi vb. bir şey ne varsa bu hayatta nesnel yahut duygulara bağlı olan biz değerli kılıyoruz.
Kimi için el sıkışmak önemli, kimi için önemsiz.
Kimi için bir merhaba, bir hoşçakal önemli ama kimileri için önemsiz.
Hayatı bizim değer yargılarımız ve tutumlarımız manalı yahut manasız kılıyor.
Bir siyasi parti için, bir futbol takımı için yahut başka bir cemaat için (dini olarak algılamayın, birleşim bir topluluk amacı ile söylüyorum) ölebilecek insanlar varken kimileri için ise hiç bir önemi olmayabiliyor.
Tutkular, hazlar, değerler, acılar, tatlılar, yaşanmışlıklar bir şeylere mana vermemizi sağlıyor yahut sağlamıyor.
Harika bir yaklaşım olmuş, teşekkür ederim.
Rica ederim.
Olaylar önemli değil, nasıl algıladığımız mühim..
Kişilerin bize nasıl muamele ettiği önemli değil, bizim onlara verdiğimiz anlam önemli..
Anlam verdiğimiz kadar kıymetli her şey, herkes.. Layık olmayanları anlamdırdığımız gibi anlamsız bırakmakta bizim elimizde.
İşte anlamsız bırakmamız gerekiyor ise bunu hemen yapmalıyız.
Nesneler için manayı biz verebiliriz ama insanlar için mana verirken tam ehliyete sahip olmadığımızı düşünüyorum. Cansız varlıklar bizim bakış açımız ile hayata gelirken, kişiler bizim istemlerimiz doğrultusunda olmayabilir. Burada ölçüt bizdeki anlam ve duygulardır. Karşı tarf ile denklik yok ise yapılacak şey kendinden mahrum bırakmaktır. Ama bu demek değil ki kendinizde de hemen biter. Zaman bunun için var.
Evet, çok güzel bir betimleme olmuş. Teşekkür ederim.
Doğrudur. Bizler yapıyoruz bunu. Ama belli bazı ahlaki kurallara göre yapıyoruz.
Nasıl ki , altın çöpe de düşse değerini kaybetmez, değerli gördüğümüz kişi , davranış , eylemler de , oldukları sürece, biz önemsemesek de, manası veya değeri eksilmez.
Haklısınız. Hatamız ise parlak tenekeye bazen altın değeri vermek.
Öyle... İnsanoğlu kendisini zehirleyen ilişkilere eğer son vermezse, kendisine en büyük kötülüğü yapmış olur.. Hayat oldukça kısa, elimizde olan değerli zamanımızı hak etmeyen insanlara heba edersek sonuçta biz hüsrana uğramış oluruz... Bilinçli olmak, bu bana iyi geliyor mu? Gibi soruları sormak gerekir...
Harika bir yaklaşım, olması gereken herşeyi güzelce özetlemişsiniz.
Teşekkür ederim ayrıca şuna da dikkat çekmek istiyorum, beyin kolayca kandırılabilen manipüle edilebilen bir organ;yani demek istediğim yanlış bir insan ilişkisi içindeyken bunu kanıksamış olup realist bir muhakemeden uzak olabiliriz.. Bunun için çokça okuyup, kendimizi çokça geliştirmeliyiz.. Gerçekten cehalet her türlü kötülüğü doğuruyor, aleyhimize olan felaketler yumakları içerisinde bocalar dururuz da sorunu çözmeyi bırak dünya böyle bir yerdir zannederiz bir süre sonra, artık kurban rolüne bürünülür, kader mahkumu vesair jargonlar söylenir sonra da.
Sözün bittiği yer, çok çok güzel bir anlatım.
Herseye önem vermek, anlam yüklemek, bence kararında olursa takıntıya dönüşmryecek güzel bir kişilik özelliğidir.. çünkü sebepsiz hiçbir sey yaratılmadığı gibi hiçbir durumda tesadüf değildir.. insanladın kisilik özelliklerini tanıdıkça; çocukluklarında neye manâ yükledilerse yetişkin olduklarında da o durumlar ile iç içe olduklarını görüŕüz.. Belki yokluk hallerinden, belki de değişik travmalardan hatta ailedeki değer verme önceliğinden hep bir baskın düşünce kalmıştır iz olarak..
Mükemmel bir yakjlaşım. Aynen öyle, ederinden eksiği veya fazlası hatadır.
😉😊
Bu soru beni çok derine götürdü ne kadar doğru bi söz. Ben bi hayatımı gözden geçircem sen devam et 😃
Bence acilen yapman gereken bu ☺️
Evet oyle katılıyorum... öyledir ki kani beş para etmeyecek kişiler , sayemizde kendilerini adam zannediyorlar bence en güzel örneği bu
Saygılar hocam ☺
Çok haklısınız.
Saygılar bizden.
Yaşadığımız herseye her olaya her nesneye her kişiye bir anlam ve değer yükleyen
Olumlu veya olumsuz hisleri aklımıza alan bizleriz
Düşündüğümüz kadar acı çekiyoruz
Düşündüğümüz kadar özlüyoruz
Düşündüğümüz kadar mutsuzuz
Peki kendimizi yıpratmak yerine hayata dönüşümüz elimizde iken bunu neden yapmayız?
Yapamayız bazen duygular engel olur akıldan atmaya
Bazen bağlılık alışma duygusu
Kaybetme korkusu
Çocukluk travmaları sağlıklı vir psikolojide olamamak
Ve bu saydıklarınızın farkına varabilir isek, o ipleri kendi ellerimizle çözebiliriz.
Umarım çözeriz ben hayatıma uygulamaya çalışıyorum bunu☺
Bu kadar bilinçle kolaylıkla yapabileceğinize inanıyorum.
Ne kadar değer verirsen o kadar değersizsin onun için hiç kimse veya hiç bir nesne değeri haketmiyor 😉
Bu konuda hak veriyorum size. Peki biz acaba yanlış şeylere ve kişilere değer veriyor olabilirmiyiz?
Hata bizde dedikten sonra aynı hataya düşmemeliyiz.
Çok doğru bir söz.
Bu yüzden en büyük önemi kendimize vermeliyiz. Bu kulağa bencilce gelebiliyor ama yapılması gereken en doğru harekette bu gibi.
Bu bencilce değil, hayatın gerçeğidir. Her insan kendi hayatının tek gerçeği ve merkezidir.
Kesinlikle öyle bizim için çok anlaml, hiçbir şeye değismeyeceğimiz eşya ya da insan başkası için hiçbir şey ifade etmez
Anılarımız ve emeklerimiz olduğu için anlam yüklüyoruz
Yüklediğimiz anlamları hak etmeyenlerden o anlamları geri almayı bilmeliyiz.
Ama emek verdiğin birinden yüklediğin anlamı almak zordur ama ben bu konuda aniden silebilirim sağım solum belli olmuyor
Silmek en güzeli.
bu biraz karşık ve kişisel değişkenli durum.
mana verebiliyorsak güzeldir aslında manasız anlamsız bırakmamak lazım hiç birseyi
Neye ne anlam yüklüyorsak bizim için öyledir tabi.
Çok teşekkür ederim üstadım, değişik bir pencere daha açılmış oldu.
Çok doğru.
İnsanı vezir de eden, rezil de eden yine insandır.
Çok haklısınız.
Her şey manalıdır, biz görür veya görmeyiz. Bizim verdiklerimiz de oluyor tabii ama bu onun sahip oldugu anlamina gelir
Bir ürün düşünün. Sahibi 100 lira der ama size göre 5 lira eder. Bu durumda o ürün size göre kaç liradır?
Her mana bir bedeldir, eşyaya parayla insana canımız ve hayatımızla bedel öderiz.
Teşekkür ederim.
Evet
Doğamız gereği herseye bir mâna yükleriz.
Bu anlam yüklemelerimiz kimi zaman yanlista olabilir doğruda.
Yanlış mana vermiş iseniz hemen bu değeri geri çekebilirmisiniz?
Aslinda bu duruma gore degisir.
Herseyi bir kalemde silip atmak kolay degil.
Nesnel seylerde olabilir ancak.
İnsan dilediği zaman herşeyi bir kalemde silebilir.
Doğru demiş John Berber...
Bir şeye ne kadar değer verirsen, o kadar güzel ve önemli olur gözünde...
Peki aldığı değerle sizi değersizleştirmeye çalışırsa ne yaparsınız?
Evet, günümüzde bunu yapan da çok var; iyi niyet ve verilen değer suistimal edilebiliyor...
Suistimal edenler, geldikleri yere geri dönüyorlar maalesef ki...
Bence maalesef değil :)
Doğru..Çoğu zaman gerektiğinden fazla mana yukledigimiz için hayalkırıklığına uğramıyor muyuz?
Evet, verdiğimiz aşırı değer ve mana bize aşırı acı ve hayal kırıklığı olarak dönüyor.
Özne olarak sen nesneye neyi yüklersen o olmaktan başka bir işe yaramaz.
Çok çok doğru.
Yüzzde 80 katılıyorum ama her zaman yüzde 20 ötede kaldın🙂
%20 teminat iyidir :)
Önce kendine, sonra herkese ve her şeye değer vermeliyiz diye düşünüyorum.
En doğru düşünce modeli bu.
Kesinlikle öyle. Kimini umursamazsın, kimi senin kalbin gibidir.
Umursamayan veya kalbimiz gibi kabul eden biziz. Bu duyguları iki taraflı oalrak kullanırsak soruın kalmayacak.
Her şeye anlam katmaya çalışırız ama bana göre anlam diye bir şey esasında yoktur. Sadece bir şeylere tutunma ihtiyacından doğan ölene kadar kendimizi avutma şeklidir ve iyi hissetirir.
Bu muhteşem bir cümle. İyi hissedebiliyorsanız doğru şeylere tutunmayı biliyorsunuz demektir.
Evet, tamamen dogru tespit.
Aynen. Değeri veren bizken verdiğimiz değeri geri çekmeden neden zorlanırız?
İnsan kendi kendine bunu çok yapıyor
Maalesef, çoğunlukla bu hatayı yapıyoruz.
Biz anlam yükleyince anlamı oluyor
Çok çok doğru bu. Şımardıkları anda o anlamı geri almalıyız.
Dünyayı kendi bakış açımızla görüyoruz
Bu kadar net. BAkış açımızın yelpazesi dar ise hata yapıyoruz.
Evet
Bu çok doğru, peki neden manasız şeyleri gözümüzde büyütmeye devam ederiz?
Öyle tabii ki
Peki siz verdiğiniz değeri geri çekmede ne kadar başarılısınız?
Ne kadar başarılı olabilirseniz o kadar mutlu ve huzurlu olursunuz.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?