Ben susmaktan yanayım... konuştuğunu anlamıyorsa karşındaki en güzeli kendini dinlemektir bana göre... konuştukça kötü hissetmeye başlıyorsun zamanla...
Konuşmak mı size daha iyi hissettiriyor susmak mı?
Konuştuğumu anlayıp dinleyecek biri varsa karşımda, tabi ki konuşmak daha iyi hissettirir. Susmak her zaman iyi gelmiyor. İçinde biriktirmek, susarak anlaşılmayı istemek sadece kendini yormana neden olur.
Laz kızı derki;Bazen söylemek isteyip de söyleyemediğimiz ya da söylenmemesi gereken ne çok şey olduğunu fark ederiz. Söylesek bir dert, söylemesek bin dert olan. Hangisidir doğru olan. Kendine rağmen susmak mı. Yoksa hiç kimseyi düşünmeden, içinde kalmasındansa konuşmak mı. Hepimizin duyguları, sabrı, olaylara bakış açısı o kadar farklı ki bazılarımız her şeyi olduğu gibi, olduğu şekliyle kendini ifade etme çabasına girişirken, bazılarımız o kadar bıkmış ve yorgun ki bırak kendini anlatmayı istemeyi, karşısındakini dinlemeye bile tahammül edemiyor. Seni sadece gerçekten dinlemek isteyene ancak bir şeyleri anlatabilirsin. Ama daha sen anlatmaya çalışırken vereceği cevabı düşünüp hazırlamaya çalışan birilerine kendini anlatmaya çalışman sadece boşa kürek çekmek neden olur. Böyle durumlarda da susmak gerçekten en doğru yöntem bana göre. Ama sular durulduktan sonra ne olursa olsun konuşulmalı, bir şeyler içte kalmamalı, sorunlar, duygular hiçbir zaman halının altına süpürülmemeli. Çünkü bazı duyguları bastırmak, susmak, gerçekleri dile getirmemek hiçbir zaman var olmuş ya da var olan duyguları yok etmez. Olması gereken durumu sadece erteler. Düşünceleri hayal eden, yaratan, uygulamaya koyan, koymayan, korkan, adım atan ya da atmayan, doğruya, güzele yönlendiren veya çıkmaza sürükleyen bizden başkası değil. Her şey aslında farkındalığımızı çözene kadar problem oluyor. Geminin kaptanı olduğumuzu unutuyoruz çoğu zaman. Bazen bazı şeylerin o kadar yıkıcı olmasından korkuyoruz ki, çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Belki kendimizi bile bazı şeylerin yokluğuna inandırarak var olan duygularımızı yok sayıyoruz. Tabii ki her şeyi çözmek mümkün değil. Mükemmel değiliz. Ama en güzeli içimizi rahatsız eden ne varsa karşılıklı saygı çerçevesinde ve hoşgörünün sıcak tonlarıyla birlikte ortak bir çözüm yolu bulmak için konuşabilmek. Temelinde sevgi, saygı olan hiçbir konuşma, hiçbir zaman kırıcı olmaz. Yeter ki biraz empati ve hoşgörü ile harmanlanyalım. Ama yeter ki dile gelsin. Aslında bu kadar basit. Ne kadar güzel düşünürsek, her şey o kadar güzel olur. Ve her şey güzel olmaya başladıkça su akıp yolunu bir şekilde bulur. Gerektiği yerde asla susmamalı insan. Konuşmaktan çekinme ve korkma asla. Konuştukça güzelleşir insan. Şemsi Tebrizi'in söylediği gibi. Hayatımın altı üstüne gelir, mahvolurum diye endişe etme. Nereden bilebilirsin ki hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını. Belki konuştuğunda yepyeni, sapasağlam köprüler kuracaksın gönlünün uçurumuna. Nereden bilebilirsin ki. Güzel düşün, güzel olsun her şey. Konuşarak çözülmüyorsa işte orda susarım kendimi geri çekerim...😉
1
18 Yorumla
Soran
+1 yıl
Şiir gibi yazmışsın yine laz kızı emeğine sağlık :)
Çok doğru güzel bakmak lazım güzel görebilmek için... ne demişler senin penceren kirli olduğu sürece etrafındakileri pis görürsün mesele pencereyi temiz tutmak aslında :)
Bizi gerçekten dinleyecek birine denk gelirsek tabii ki de konuşmak daha iyi hissettirir. Ama maalesef bu pek mümkün olmuyor. En azından sürekli olmuyor. Bu nedenle susmak zorunda kalıyoruz, iyi hissettirmese de..
Şükrü Erbaş ustacığmız der ki ; kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki...
1
3 Yorumla
Soran
+1 yıl
Çok doğru susmak zorunda kalıyoruz bazen ama boş konuşmaktan iyidir herzaman susmak üstad çok doğru söylemiş...