Ben sana bunun için gelmemiştim oysa. Bunun için vurmamıştım kapına durmadan. Bağışlamamıştım tüm geçmiş sevgileri.
İnsanı 7:30’larda boğmak değil de ne bu? Sensizlik çıkmazına uzanması değil de ne kollarımın? Ben sana bunun için gelmemiştim. Hayata seninle başlamamıştım.
Aynı şeyleri duyup söyleyememekti belki bu. Belki de sen değildin bendeki sen… Tanrı ve şiir de yetmiyor bir yerde görüyorsun. Ve tutup susuyorsun ve susuyorsun. Ve yok oluyorsun ve gidiyorsun. Ben sana gitmek için gelmemiştim.
Şiir gibi ağrılı bir şeydi içimde. Seni tutamayacağım artık. Gözlerim yanıyor, bin türlü yalan geliyor aklıma. Sonra sen … Ben sana bunun için gelmemiştim. Bunun için yitmemiştim, içinde gözlerinin. Işık ışık kaldırımlara dökülüşümüz bunun için değildi. Bu değildi sencil evrenine ulaşmak mutlulukların. Ben sana bunun için gelmemiştim. Bunun için yakmamıştım sahil fenerlerini. Bunun için beklememiştim. Ben sana bunun için gelmemiştim.
Kaç sözcük şimdi kalan dudaklarımda? Bir eski şiir müsvettesi gibi yırtılıp atılan. Harap bir şehirden kalan eğlence yerleri gibi. Her gece, her gece izmaritlerle göz göze. Her gece, aynı yerde, aynı sandalyenin beni beklemesi. Seni bunlar için yaşamamıştım ben. Bunlar için istemedim. Ben sana bunun için gelmemiştim.
Şimdi bir ömre yetecek unutmak olacak aradığımız. Kendimizden başkasını öldüremeyiz aslında. Yalan o! Işığına eğildiğimiz gözler sönüyor görüyorsun. Gözlerinsiz de oluyor, bir yerde bakıyorsun. Bir yerde sensiz bile, senin sevgilerinsiz bile … Bu mutsuz, bu Tanrısız, bu kapkara, bu sen… Ben sana bunun için gelmemiştim. Ben bütünümle geliyordum, geliyordum gelirken.. Mutluluğu bölüşmek vardı oysa.. Akşamları bölüşmek, gözlerini bölüşmek, dudaklarını bölüşmek... Bir yerde ölümü bile bölüşmek vardı.
Ben sana bunun için gelmemiştim. Direklerin altında oturmak insanca değil. İnmeye başladık merdivenlerden ama doluyum. Ellerim yadsıyamaz, avuçlarım yadsıyamaz. Bir soluk alıp vermekti, bir yaşamaktı, Bir arzulamak, alışmaktı aslında. Biraz da.. Basit şeylerdi, büyütüyorduk gözlerimizde. Küçücük sonuydu başlangıcımızın. İşte küçücük, işte bitti merdivenler. İşte içindeyiz o büyük akıntının istemesekte. Gidiyoruz, uzaklaşıyorsun, küçülüyorsun, basitleşiyorsun. Tutamıyorum seni. İşte ellerim boş! Onlara benziyorsun, önleyemiyorum. Ben, bunun için gelmemiştim sana. Ben, bunun için gelmemiştim. Bunun için gelmemiştim.
Kişilik & Karakter konusunda 18,4b cevap paylaştı.
Severim. Görmeliyim seni. Yolu yok. Her haline tanığım sesinin. Ama kızınca mesela yüzünün aldığı şekli görmek istiyorum. Gülerken (nasıl da güzelsin).. Ağlarken (hiç ağlama diyeceğim ama ağladığın zamanlarda olacak elbet) görmek istiyorum seni (o zaman da çok güzelsindir). Soğuk havalarda dışarı çıkarsın. Kat kat giyinip, katlı bahar çiçeği gibi salınıp yürürken görmek istiyorum seni (ah nasıl da yakışır sana her ne giyiyorsan). Öpsem seni, gözlerini kapatır mısın mesela? Göz kapaklarını görmek istiyorum. Şarap içersin bazı akşamlar, gözlerini devirip devirip gülersin, olsam ya ben de onların devrildiği yerlerin birinde (nasıl da güzeldir seninle şarap içmek). -Otlar toplamak istiyorum sana, salataya katmak için- Sonra geç kalırsın ya sen bazen işe. Telaşlanırsın. Telaşla hazırlanırken bir şeyleri unutursun, unuttuğun şeyleri hatırlatmak istiyorum sana (Telaş bile öyle yakışır ki sana). Ellerin, ayakların, saçların.. Her birini ayrı ayrı sevmek istiyorum. Ayrı ayrı sevmeliyim her birini. Seninle dolmuşa binmek, seninle sokaklarda dolaşmak, seninle yapılabilecek her şeyi yapmak ve yapacak başka hiçbir şey kalmadığında, sarılıp sana, huzur içinde, usul usul uyumak istiyorum. Görmeliyim seni
Demem o ki, beni biraz anla… Öpüyorum alnının tam ortasından, kaderine teğet geçsin dudaklarım. Bir gün benimle de dans et istiyorum. Sadece sus ve dans et. Soru sorma, bırak bütün acemiliğimi ayaklarına basarak atlatayım. Avuç içim avuç içinle birleşsin. Sonra öpeyim avuç içini, huzuru garantilerim, anlık da olsa… Ayaklarımızı uzatıp Küçük Prens’i okuyalım ne de olsa “İnsan üzgün olunca gün batımının tadına daha iyi varıyor.” Biz üzgün olmayalım ama. Berecebilirsem şayet, tırnaklarına oje sürmeyi öğret bana, uğur böcekleri konsun parmak uçlarına. Öyle süper güçlerim yok benim. Yorgun bir günün ardından ayaklarına masaj yapabilirim, sana bilmediğin hikayeler anlatırım, inan bana hepsini uydururum. Sırf sen istiyorsun diye aptal bir diziye sabredebilirim yüz yirmi beş dakika, saçlarına fön çekebilirim, bigudilerini saçlarından seni incitmeden çözebilirim. Neyse canımın içi, bitirmem gerek. Niçin bitirmem gerek onu da bilmiyorum. Sadece uzamasını istemedim. İstersen daha da uzatırım. Hatta sen bir kitap bile olabilirsin farkında olmadan…
Benim onu sevmemin nasil bir mucize oldugunu bilmiyor… Bilse yakar mıydı içimi.. Hep aynı acımasızlık. Herkeste gördüğüm rastladığım bu. Ben de mi öyleyim yoksa… Hepimiz mi kaybettik merhameti ve sevmeyi. Bilinci nasırlaşmış bir kalp hastasıyız hepmiz. Solumuz hasta, aklımız firarda. Ne yana tutunacağını şaşırmış kimseleriz sadece. Yine de bil isterdim, hiç kolay olmadı; sevmek seni ve özlemek geceler boyu
Asla başka birine aşık olmayacağım demiştim. Asla Kimseye bağlanmayacaktım, bir yere ait olmayacaktım. Elimde hiçbir şey kalmadı. Ben de yaşıyormuş gibi yapmaya karar verdim. Bunca zaman beklediğim tek şey buydu. Yaşayabileceğim bütün hayatlardan tek bir hayat için vazgeçtim. Seninle olmak için. Ama artık buna alışkın değilim. Sevmeye yani. Seni tekrar kaybetmekten korkuyorum. Tekrar sensiz yaşamak zorunda kalmaktan korkuyorum.
Merhaba, sesine, gülüşüne, bakışına en çok da yüreğine aşık olduğum kadın. Bugün sabah ilk işim seni tekrardan sevmek oldu biliyor musun? Üşenmedim hiç, tekrar tekrar aşık oldum.. Düşündüm sonra, nasıl ne zaman girdin hayatıma da en değerli kişi oldun benim için? Tam yere düştüğümde, tam her şeyden vazgeçtiğim an sen çıktın karşıma. Ellerini uzattın, hiç tanımadan sarıldım sana bende. Bilmiyorum, belki de o an ihtiyacım vardı sana, inan gerçekten hiç bilmiyorum. Öyle bir vakitte çıkıp geldin ki, ben ilk defa zaman ilerlesin istedim. İlk defa tüm zamanımı sana harcamak istedim. İlk defa sahiplenildiğimi, ilk defa bu kadar sevdiğimi fark ettim. Söylesene, neden geç geldin bu kadar? Neyse, önemli değil zaten ne zaman geldiğin. Gitme sadece, bunu istiyorum senden. Hep bende kal. Sımsıkı sarılırım sana, hiç bırakmam inan ki. Benimsin sen sevdiğim, Hadi şimdi sus ve sarıl bana, ve öyle kal.
Korkuyorum yokluğumda , Bir başkasının avuçlarına sığınırsın diye Kanayan yanlarımı alıp gitmeyi istediğim anlar oldu seni severken. Bu tıpkı ” ne olacaksa olsun artık ” deyip ölüme yürümek gibi bir şeydi. Koskoca bir erkek değil de , ilgi bekleyen bir çocuk olup çıkıyorum her defasında karşına. Ve ne zaman azarlasan beni, yine sana koşma isteğiyle baş başa kalıyorum. biliyorum çünkü , yine sen sarabilirsin , kanattığın yaraları..
Bütün hikayeler tek kişiliktir, içine aşk karışana kadar. Ben kendimi seninle tanıdım, ne kadar çok sevebileceğimi sen öğrettin bana. Çok şey öğrettin aslında... Kimsenin sana benim kadar güzel bakamayacağını biliyorum mesela.
Bildiğim birkaç şey daha var. Adını biliyorum, kokunu biliyorum, gülüşündeki çocuğu ve gözlerini kaçırışını biliyorum. Başka da bir şey bilmiyorum, bilmeyi de istemem zaten.
Seni en güzel ben severim. Hem de bu korkak kalbime rağmen!!!
Bir sigara yaktım, saatin kaç olduğu umrumda bile değil. Ama sanırım gece yarısı, radyoda biraz da sen ağla şarkısı çalıyor, ben sen ağlama diye senin yerine de ağlıyorum. Her şey üst üste gelir derler ya, sıradaki parça birden yüreğimi deşercesine bana geliyor. herkes gider mi? herkes gider mi? diye soruyor, ben senin gidişini düşünmeyeyim diye şarkıyı kapatıyorum. Bu dandik radyoda hep insanın içini acıtacak şarkıları nasılda bulur gecenin bu saatinde bilmem diyerek, radyoyu kapatmayı düşünüyorum. Ama sezen aksu'ya ihanet olmasın diyorum ve dinlemeye başlıyorum. Beni unutma, unutma diyor sezen aksu. Zaten unutmak istesem de unutamam diyorum kendi kendime.
Bu şarkıların gözü kör olsun diyorum; Nasıl da, insana hatırlatıyor unutamadığını. Nasıl da acıtıyor insanın içini, sorma..
Sorma ne haldeyim. Sorma kederdeyim, sorma yangınlardayım, deyince de yine arayıp sorasım geliyor seni. Ama telefon meşgul çalar korkusuyla kapatıyorum. Zaten kontürümün de fazla olmadığı aklıma geliyor.
Saat sabahın 6 buçuğu; sabahı öptüm gözlerinde. Geceyi yaktım.. Ben seni uzaklarda, Ben seni tuzaklarda, Ben seni yasaklarda sevdim
derken, bitirmek isterdim yazıyı
ama bak ne diyor son çalan şarkıda;
‘Çoktan unuturdum, ben seni çoktan.’ Ama şarkılar izin vermiyor işte. Ne diyeyim?
Çok severim 🦋Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konulabilir bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine. Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemeninve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğimanlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla Sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan” kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok
Akıp giden zamanın bıraktığı tortudaKök salmış büyüyen, inatçı asmalar da varKadim geçmişin hüzün dolu masalındaBizden de bir parça, kana doymuş bir yer var Her rüzgâr sevda kokusu taşımaz ki bağrındaGonca gül dallarını savuranı, kıranı da varBırak efsaneler anlatsın imkânsız aşklarıYollar uzun olsa da her hasretin bir sonu var Lâl’ın tadında arama büyüyü, rengindedirDaha değmeden dudağa, mest edeni de var. Ninova’nın öksüz çocukları gibiyiz hepimizPeşimizde fermanlar, düşümüzde dağlar var. Selahattin Demirtaş.
Hep duyduğumuz, ama çoğumuzun bilmediği hikayesidir bu Lavinia’ nın…LAVİNİAsana gitme demeyeceğim. üşüyorsun ceketimi al. günün en güzel saatleri bunlar. yanımda kal. sana gitme demeyeceğim. gene de sen bilirsin. yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, incinirsin. sana gitme demeyeceğim, ama gitme, lavinia. adını gizleyecegimsen de bilme, lavinia. Özdemir ASAFLavinia; hayalimdeki muhteşem sevgili demektir ve bir çiçek cinsidir, ölüm çiçeği…karaaslanmetin. files. wordpress. com/.../... csh1. jpg 298w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" style="vertical-align: middle; float: left; max-width: 100%; margin: 7px 24px 7px 0px;">Ve aynı zamanda, lavinia, shakespeare’in titus andronicus isimli eserinde, Roma imparatorluğunun baş komutanı olan titusun güzeller güzeli kızıdır. Tamora’nın iki oğlu tarafından tecavüze uğrar ve babası Titus tarafından öldürülür. Ve Hilmi Yavuz’ dan:‘sana da yas yaraştığı söylenir, öyle değil! .. birden bir dal kırılır, hani düşer ya suya, sen o akarsusun… akma! .. kendine eğil, orda gördüğün dalı, ey solgun lavinia, sanki tanır gibisin… belki eski yerindengöçmüş bir yaz sözünde unutulan zakkumuusulca büyüttündü, akarak tâ derinden;anımsa, öpüşlerdeki taşı, çakılı, kumu…nerde bir yaz olduysa o dalı taşır şimdi;âh! al götür, al götür… bırakma bir kuytuda;sen onu bıraktıkça ona yaraşır şimdiyas… ansızın köpüklerle sevişen bir duyguda…kırık… o yaz aynalarda durulsun diye güyâsana yas değil elbet, yaz yaraşır... LAVİNİA…’Hilmi Yavuz
Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör-meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz dü-şünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış, böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir? Şükrü Erbaş - Güz geldi Ömür Hanım Yine aynı şiirden bi alıntı " ... Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?"Açıkçası şiirin tamamı muhteşem..
Yine huzuruna çıksam yaradanımın, gereğini yapamamanın ezikliği ve utangaçlığımla Bir sabah namazı vaktini seçsem tövbeye.. Sende benimle olur, alnımı koyduğum Seccadem olur musun?
Ben bir yanım agrıdımı ona yönelirim hep.. Onsuz kelimelerimden utanmışlığım vardır.. Geceyi ve iki damla gözyaşımı da şahit katarım yanıma.. Ve yakarırım en içtenliğimle, dualarımı sunarım âcizane. Şimdi senide kattım içine Dualarıma âminim olur musun?
Bir şiir olsam, umuda ve hasrete dair.. İçine de seni gizlesem, Özlemle yazılmış cümlelerle donatsam, ünlemi de vuslat olsa Okuyanım olur musun?
Beni öyle sev ki.. Açsam doyayım, susuzsam kanayım.. Beni öyle sev ki sevgiyle dolayım, ne açlığım kalsın ne de susuzluğum.. Kimseden sevgi beklemeyeyim, başka bir şey de istemeyeyim. Öyle sev ki kalbime güven, ruhuma huzur dolsun.. Gidince gözüm arkada kalmasın.. Seninleyken seni özleyeyim, sen yokken yolunu gözleyeyim.. Öyle bir sev ki hayatımda hiç boşluk kalmasın. Başka bir şey gelmesin aklıma, seninle dolup taşayım. Öyle sev ki ölünce ben de öleyim. Hemen yanına geleyim. Öyle sev, öyle sev ki kabirde sorgu melekleri seni sorguya çekerse hepsine ben cevap vereyim. Mahşerde suçun olursa, beni atsınlar ateşe.. Öyle sev ki beni tam hissedeyim, emin olayım, ezilmeyeyim, üzülmeyeyim.. Her şeyim ol benim, herşeyin olayım senin. Beni sev öyle sev ki hiçbir şeye ihtiyaç duymayayım..
Araftan uçurtmasını kaldırmaya çalışan bir çocuk azmidir benimkisi. Ki haberi yok çocuğun, neşesi delinmiş iki yerinden. Essede rüzgar, gülerken ağzından kaçıveriyor hüzünler... Gereğinden fazla, inanmak ile tapmak arasında sevdim seni. Bakamayan değil de göremeyen insanlar gibi...
Bir Başka Tepeden Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer. Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görülür dünyada, Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan. Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Yahya Kemal Beyatlı.
"Yalnızlık kötü değildi O benim dostum idi Sen girdin kalbime o terk eyledi sandım beni Sen göçünce anladım yalnızlık denen dostu O aslında ne çok canımı yakan bir kene idi" Kaynak ( birtaraflarım) hiç sevmem anlamam şiiri yazdığımdan karalamadan da anlaşılacağı gibi
Aşk ile gönlünü Kaptırdıysan Leyla'ya. Gün gelir Onun yüzünden bulaşırsın bir belaya.. Bugün seni seviyorum deyip atlarsa boynuna.. Yarın olmasada bir gün mutlak diyecektir haydi gülüm başka kapıya.. Sen sesimi duyan yok mu diyerek İsyan ederken Dağlara.. Dağlar sana diyecekki eyy insan Dönde Bir bak aynaya.. Pişman olup başladığın zaman kafanı taşlara vurmaya. İşte o zaman anlayacaksın dostum gerçek aşk Leyla'ya değil yalnızca MEVLA'YA
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesindenen güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum... re-state://background_color_rgb (255, 255, 255), font_color_rgb (51, 51, 51), justifyLeft, pre
Şiir, başlı başına bir felsefe benim için yemek içmek, nefes almak gibi. Okumaktan ziyade yazmayı en sevdiğim yazının en güzel hali şiir , onu anlatmaya başlasam bitiremem ki... Yazsam roman derlerdi inanmazdın.
Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları 🌻
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Severiz tabii ki Benim ki İmkansız bir Aşk hikayesi hayallerimde yaşıyor kendisi adını bilmediğim afetin ta kendisi gülüşü görenin ömrü uzar dişleri inci tanesi kendisi tam bir iffet abidesi Adını bilsem keşke bir tanesi Sevdim seni @kimimbenburasineresi