Bana sorarsanız, bir kaç ülke, bir çok şehir değişmiş, ve bir çok insanlarla yola çıkmış biri olarak, diye bilirim ki; yol değil, yolda değişenler yorar insanı. Ya siz nasıl düşünüyorsunuz? Yol mu yorar insanı yoksa yolda değişenler mi?
Ben bu olaya şöyle bakıyorum. Hayatı bir yol gibi görüyorum. Uzun ve meşakkatli bir yol. Bu yolda gelip geçenlerde, yolun kendisi de yoruyor. Çünkü durmadan yürüyor, mücadele ediyor ve çabalıyor. Çok az dinlenip, çok fazla çalışıyorsun. Bana göre iki olguda yoruyor insanı. Yolun kendisi de. Bu yolda sana eşlik edenlerde.
Kendi sorup kendi cevaplayan tipler. Sürekli memnuniyetsiz, her şeyden şikayet eden tipler. Her şeyden ama ve şikayet ettikleri şey yine kendileriyle alakalı şeyler, beni asla ilgilendirmeyen ve benim değiştiremeyeceğim şeyler. Sürekli pozitif olalım, spor yapalım hayat çok güzel, hayat kısa modundaki insanlar. Başta kendine olmakla birlikte, diğer tüm canlılara saygısını yitirmiş insanlar. Sadece insanlar.
Merhametsiz insanlar yorar. Çünkü hiç çekinmezler kalp kırmaktan. Bu bir gerçek kim hayattan daha çok darbe yiyorsa o kadar merhametten yoksun oluyorlar. Umarım kalbi güzel olan her insanın karşısına merhametli kişiler çıkar.
Vardığın yer beklediğin gibi degilse yolda yorar... Vardığın yer beklediğin gibiyse hiç kimse yormaz... Vardığın yer önemli degil.. Önemli olan yolda olmaksa yanındakiler yorar... Gibi gibi