
İyi insan olmak, yürek ister vesselam.
Bir nevi karakter yansıması da denilebilir.

İnsanın yaradışı da bir o kadar hikmetlidir aslında. Sadece ceset taşımıyoruz orada ruh ta var. Ruh olmadan beden olur mu? Olmaz elbet. Beden sadece bir ceset. Ona kıymetini veren Ruh' tur o vakit.
Hakikatli bir söz. İnsan olmak derin meseledir. Neresinden tutsak kaldıracak gücümüz yok. Biz ne bilir ne de bilmediğimizi biliriz. Bilmediğimizi öğreten de O' dur. Yazacklarımı sabırla okur iseniz sevinirim vesselam.
İnsan bir kainat gibidir. İçinde tüm alemi içini alır da saklar. Çözülmeyen bir sırdır İnsan. Bütün kütüphaneler bir olsa yine de bir insan etmez. Yine onu izah edemez. Neden mi dersen o kitapları da yazan bir insan. Onları da biz yazmadık mı? bu kadar teknoloji, ilim, bilim, astronomi, fizik, kimya bunlar kendinden var olacak değil ya.
Elbette Allah var. O' nu inkar edemeyiz vesselam. Bunları da bilmediğini bilen insan O' ndan öğrendi. Şu Kainat kitabına insanlık şimdilik bu kadarını sığdırıverdi.
İnsanın fıtratı başkacadır. Hiç bir mahlukata benzemez.
Mesela Bülbül Kuşu. Ne kadar güzel öter dimi. Peki sesinin güzel olduğunu bilir mi ki. Ben bi şakıyım da alem beni dinlesin mi der. Demez elbet. O güzel öttüğünü bile bilmeyen aciz bir varlıktır. O aslında hakikati şakırdar. Allah' ı zikreder de kendi bilmez. Sevk-i ilahi ile Rabb' ini zikreder aslında.
İnsan öyle mi? Hiçte bile. Ne yaptığını bilir. Duyguları vardır. Etten bir kalbi vardır. Sadece nefes mi alıp verir. Hayat ta verir. Güneş gibidir her gönülü ısıtır isterse.
Kişi Mum' a benzer. Sadece kendi dibini ve etrafını aydınlatır. Yeterli midir. Değil elbet ama başkaca mumlarda yan yana gelir ise ortalık Fener Alayına döner.
Sen ne kadar ışık yayarsan, o kadar karanlığa hükmedersin.
İnsan olmak zor bir mesele. Alim de oluverirsin, Zalim de oluverirsin. Bir bakmışsın Firavun olmuşsun, bir bakmışsın Hz. Musa olmuşsun.
İnsanoğlu Buğday danesine benzer. Çileli bir yolu vardır. Bu yoldan geçmeyen adam olmaz. Yanmadan bu Han' dan göçülmez o vakit.
Dedik ya İnsan Buğday danesine benzer. Anlatalım o vakitte dinleyin canlar.
Buğdayın çilesi çoktur, meşakâtlidir, sabır gerektirir vesselam. Alırlar buğday danesini toprağa gömüverirler. "Hele sen şu kara toprağa bir uzanıver de biraz uyu. Ben ne ederim burada tek başıma. Korkar üşürüm" der. "Korkma bir senin yanındayız" derler. Tefekkür buya Allah' a teslim olur Buğday danesi. Ekim ayında toprağa verilen buğdayın üzerine yağmur yağar, kar yağar, ayaz olur, don olur. Kar da mübarek yağar da yağar. Bizim ki uyumuştur. Nasıl olsa beni gözeten var der. Çile aslında yeni başlar.
Bir vakit sonra yağmurlar tekrar başlar bizim ki uyanmaya başlar. "dışarı da ne olup bitiyor acep" der. "Hani gelen diden de yok" der. Aylar ayları kovalamış Bahar gelmiştir.
Buğday filizlenip toprağından çıkmaya hasret kalmıştır.
Filizlenen Buğday gökyüzünü görmüştür artık. Güneş ona gülümsüyor "hoş geldin, bu kadar uyku yeter. İşimiz ar seninle" der gibi bakıyordu. Artık Buğday danesi BAŞAK olmuştur. Bir daneden Kırk dane olmuştur artık.
Çile biter mi bitmez. Artık terlemeye başlamıştır. Temmuz sıcaklarında artık kavrulmaya başlamış. "Ya Rabb'i beni görmüyor musun. Ben susuzluktan kurudum artık" der. Her şey sabır.
Artık biçilecek kıvama, hasat kıvamına gelmiştir. Buğday danesini saplarından ayırıp Güneşin alnına kurutmaya bırakırlar. Buğday danesi artık kurumuştur. Aynı ceset gibi ama ruhu içindedir. Siz hiç isyan ettiğini duydunuz mu? Hayır elbet. Teslimiyet var işin içinde. Hz İsmail' e inen Koç gibi azizim.
Alırlar Buğday danesini Değirmene götürüler. Orada Un edeceklerdir. Alırlar değirmen taşına atarlar. "Bak seni nereye getirdik. Seni burada Makama ulaştıracağız. Kuru bir dane idin şimdi UN olacaksın. Peki ben bu acıya nasıl katlanırım. Bu zamana kadar nasıl sabrettin isen yine sabret. Biz seni daha da büyük makama ulaştıracağız. Azcık sabret" derler.
Buğday danesi artık olur UN. Çile yolculuk yine başlamıştır. Çuvala koyarlar Fırına götürürler. "Hoş geliverdin azizim. Bak burası senin son merteben burada Âli olacaksın. Nasıl olacak der. Un ufak oldum zaten. Sen merak etme seni şekle bürüyeceğiz. Biraz daha sabır" der.
Çile biler mi? Bitmez elbet.
Una suyu çalarlar Hamur ederler. Teknede yoğur Allah yoğur. Evire çevire Un' u Hamur ederler. Bizim ki hiç şikayet eder mi? Etmez elbet. Dedik ya Teslimiyet.
Hamuru alırlar bir parça beze yaparlar. Yine bizim ki der ki; "şimdi ne olacak, seni Ateşe atacağız." Bizim ki "ben orada yanar kül olurum" der. "Biz sana bu vakte kadar kötü bir şey yaptık mı? Hayır" der bizim ki. "Sen Allah' a güven. Biz seni 'Ali edeceğiz azizim"
Ağaç Küreğe koyarlar hamur bezesini. Harlayan Ateş' in içine koyarlar. Her şeyi küle çevren ateş Hamura özel ilgi göstermiştir. Hz İbrahim' i yakmadığı gibi hamuru da yakmamıştır. Ateşte yanan hamur Somun Ekmek olmuştur. Bir Nimete dönüşmüştür. Âli olmuştur.
"Azizim biz sana demedik mi bize güven, sana makam vereceğiz, seni âli edeceğiz diye. Bak küçücük buğday danesi idin, onca çileye rağmen isyan etmediğin için seni bu hale getiriverdik."
Bunda şaşılacak bir şey var mı azizim. Olduran da O, öldüren de O.
İşte Azizim İnsanoğlu da böyle bir Buğday danesi gibidir. Yanmadan Ekmek olunmaz. Yanmadan İnsan olunmaz. Yanmayan insan zaten bir hiçtir. Onun da bir faidesi olmaz azizim.
Bir "İNSAN" olmak var bir de "İNSAN MÜSVEDDESİ" olmak var... Ben hangisiyim bilmiyorum ama ufak bir harekette bile bir kutuptan diğerine hızla geçeceğimi biliyorum
İnsan olabilmek için vicdan, empati ve saygı olmalı yalnız bizim insanımız için çok zor. Ben bunları uygulamaya çalışıyorum, aşırı derecede çabalıyorum.
Cevap
4Cevap
Herkes insan olabilir ama insan kalabilmek herkesin harcı değil...
Güzel söylemiş. İnsana denk gelmek sorun oldu.
Kimileri merhametini vs kaybetmiş ve ondan dolayı bu kavram onlar için geçerli değil tabi.
Basitleştirme çok, özveri az... değer kıymet kalmadığı için insanlık can çekişiyor.
alçak gönüllülük tevazu kısmı yok bende
Kadın insandır, biz insanoğlu
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?