Yaşamaya olan isteğim her gün geçtikçe daha fazla azalıyor. Kimseye tahammül edemiyorum. Hatta bazen kendime bile. Kendime 'iyi misin ' diye soramıyorum. Alacağım cevaplar beni korkutmaya yetiyor. Eski neşeli benden geriye hiçbir şey kalmamaya başladı. Çok çabuk sinirleniyorum mesela. Hatta bugün olduğu gibi kriz bile geçirir oldum. Zaman geçtikçe ben, ben olmaktan çıkıyorum sanırım. Kendime dair her şeyi kaybediyorum. Ve bütün bunlar olurken hiçbir şey olmamış gibi davranıp gülümsüyorum. Mutluymuş gibi davranmaya devam ediyorum. Sanırım en çok da bu yıpratıyor beni.
Olaylara, insanlara olan tahammülüm gittikçe azalıyor. Eskisi gibi kolay kilo veremiyorum. Etrafımda fazla insan istemiyorum. Yalnızlık beni sıkmak yerine artık mutlu ediyor. Beklentilerimin azaldığını fark ettim. Olacak olan olsun kafasına girdim. Bazı şeyleri zorlamayı bıraktım. Annemi daha iyi anlamaya başladım. Gençliğin kıymetli olduğunu ve iyi değerlendirmek gerektiğinin bilincine vardım. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini, ne kadar değerli olduğunu da anladım. Bu şekilde şimdilik. Bakalım ilerleyen senelerde daha neler değişecek varsa ömrümüz göreceğiz.
İnsanları kafamda çok büyütmeyi sanırım başarmaya başladım. Başkalarınin mutluluğunu değil de önce kendi mutluluğumu düşünebilmeyi artık ogreniyorum. Bunca yıl alttan aldığım insanlar, kendimi uzdugum her şey, uzuntulerim, stresim ahh meğer ne de boşmuş. Kendimi daha çok sevip kendimi önemsiyor ve aslında sevilmesi gereken, mutluluğunu düşünmem gereken önce ben'misim bunu öğreniyorum. Bir de yaş aldıkça "az insan , çok huzur" ve "carpe diem" felsefesini edindim ! Başarıyla uygulanıyor 😘 Ve bir şarkı🎶🎵🎶
Eskiden detayları önemsiz bulurdum genç iken sonuca ulaşmak için her şeyi mübah sanırdım ancak hayatın dengesini öğrendim zaman içerisinde bir şeyler yaparken dengeyi gözetmen gerekiyor.. elde ettiklerinin o zaman anlamı oluyor.. buda işte sakinlik sabır anlayışla mümkün oluyor
5 sene önce abim ve 2 arkadaşımla beraber 17 yaşındayken çekildiğimiz bir fotoğrafın altına yazdığım bir cümle vardı. Bir zamanlar çocuktuk ve çok büyük hayallerimiz vardı, lakin şimdi hepimiz büyüdük ancak hayallerimiz ufaldı. Büyüdükçe arzularımız küçüldü, şaşkınlıklarımız küçüldü, beklentilerimiz küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldük ki içimizde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadık, 30 kilo aldık ve dünyadan vazgeçtik.
Hız, hareket, dakiklik, hafıza, güç, saçlar, cilt... En çok da yürekte oyle bir sızı oluyor ki, pişmanlıklar, travmalar, koskoca bir boşluk.. Düşündükçe kederden ölesi geliyor insanın. Ve bir ayet
Valla şöyle kendime bir bakıyorum.. Ben erken yaşta büyük kayıplar veren biriydim aile bireylerimden yana.. Sanırım o sebeple olsa gerek bi yanım o gün büyüdü.. Bir yanım çok olgun çok düşünceli zaten uzun zamandır.. Ama kendimi bildim bileli bir yanım da hep deli hep çocuk.. Benim renkli bir kişiliğim var ve sanırım bunu yaşanmışlıklarıma ve beni yetiştiren insanlara borçluyum.. Hayat benden çok şey almış olsa da çok şey de kattı.. Keyifli geceler..
20 yasimdaki benle suanki (30) ben arasinda daglar var bea bikere ciddi anlamda kiskanclik krizim azaldi hayata bakis acim degisti zaten pek sinirlenen biri deilim mac haric simdi nerdeyse hic yok hep biriyle tartisma aninda ne gerek varki sanki dunyayimi kurtarioz sanki bi insanin hayatinimi kurtarioz diyip tartismayi bitiren taraf oldum iyice kotu yaniysa saclar dokuluyo sakallarda beyazliklar basladi gobis cikti
Bu dünyaya ölmek için geldiğimizi daha iyi kavrıyorum ve ufak tefek şeyler için kendimi ve çevremi üzmemin ne kadar saçma olduğunu fark ediyorum yaş aldıkça. Gereksiz şeylere daha umursamaz, gerekli şeylere daha ilgili oluyorum. Zevklerim ve fikirlerim değişiyor. Kısaca hayata bakış açımız gün geçtikçe farklılaşıyor.
Güvenli alanımdan sıyrılıp hayatın tam ortasına düştüğümde hâlâ her şey çok güzel sanıyordum. Beklentisiz, hesapsız yaklaştığım birçok şey; bana toz pembe gözüken dünyanın aslında siyahlara bulanmış olduğunu gösterdi. İyi niyetimin kötüye kullanılıp sadece kendime yetecek kadar bırakacaklarını bilemedim. Ve sonrasında saf ayağına yatan uyanık oldum, herşeyin farkında ama eski saflığından eser kalmamış birisi olarak.
Daha sakinim özellikle "artık kırk yaşındayım "deyip olaylara bodoslama dalıyorum. Daha çok düşünüp daha az uyuyorum, bahçe bağ işlerine de ağırlık verdim ve kendimi daha çok yalnızlaştırdığımı farkettim. Panik atak krizlerimi kendimle konuşarak aşmayı, dinlemeyi ve dinlenmeyi öğrendim. Hayatımda seyri değişen o kadar çok durum var ki aslında şimdilik bu kadar diyeyim.
Galiba tükeniyorum. Tüketiyorlar. Belki de bir daha benim gibi seven insanı bulamayacaklar, ona üzülüyorum. En çok neyden korkuyorum biliyor musunuz? Sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyenlerin kapısında yata yata aşkın ne demek olduğunu bilen ve saf seven insanlara sevgimi vermeye gücüm kalmayacak diye korkuyorum. Çok korkuyorum...
Küçük şeylerle insanları mutlu etmek, anlık olarak davranışlarım, hoşuma gidiyor. Hayatı yaşam olarak görüyorum. Teşvik edici şeyler üzerine kuruyorum, geliştirilmesi gerekenler üzerine bir hayat kuruyorum kendime
Daha oturaklı ağırbaşlı oldum. Sinirimi kontrol etmeyi öğrendim. Ve dünyadaki herşeyin ne kadar değersiz olduğunu anladım. Önemli olan iyilik sadece. Bunu öğrendim en güzeli.
En çok farkında olduğum hayatımda neleri istemediğim konusundaki netliğim oldu sanırım. Gereksiz fedakarlıklar yapmamaya, önceliği kendime vermeye başladım.
Daha hoşgörülü, daha iyilik sever, daha tahammüllü, olumsuz yasantilardan bile olumlu çıkarımlarda bulunan, mütevazı ve anlayışlı oldum. Galiba yaş almak bana yarıyor
Peygamber sabrımın tükendiğini ve bazı konularda artık umursamaz olduğumu Kendimi üzebilecek her şeyden/kiiilerden ne olursa kim olursa olsun uzak durduğumu
Eskiden aşka hevesim yokken ev alma hayalleri vardı. Evimi aldım, aşka hevesim artsa da arkadaş ortamım hevesimi bitiriyordu. Şimdi krizden hevesim tavan yaptı.
Olgunlaştıkça fikirlerimin görüşlerimin değiştiğini farkediyorum ve seçici oluyorsun aslında insanların ya da kadınların ne kadar sahte yalancı olduğunu ve onlara güvenilmeyeceğini anlıyorum
Doğduğun andan itibaren sisteme köle olarak yetiştirildiğimi. Uçurumların büyüdüğünü. Şu kısacık bloktan hayatta başkalarının mutlu olması için çabaladığımı
Peki biz ne kadar iyiyiz? Fert duzelirse dünya düzelir diyerek önce aradığımız insanın vasıflarını kendimizde oluşturmaya çaba göstermeliyiz değil mi 🙂
İyi insan olmak. Erdemli insan gibi davranabilmek bence felsefi bir mesele. ama biz mutlak doğrular ile yaşayan bir canlı değiliz. İnsan algıların da ne iyi ne kötü.. ya da ne bize uygun ne değil. Bu ayrımı kendimiz de oluşturmak yerine bizim karakterimiz ile doğal olarak uyuşma ihtimali olan birisiyle denemek daha mantıklı diye düşünüyorum. fedakârlık, değer verdiğimiz birisi için yapıldığı zaman anlamlı. Ama 180 derece değişmek bence kimse için mümkün değil.
Evrensel ahlak ilkelerine uygun ve inancımızın doğru kabul ettiği insan olmak yeterli diye düşünüyorum. Tabiki yüzde yüz bu doğrulara sadece peygamberler sahip olmuşlardır. İnsan , nisyan kelimesinden gelir. Nisyan ise unutmaktir. İyi insan olmayı bazen unutacağız bazen yerine getireceğiz. Önemli olan bu yolda kararlı bir duruş sergilemek
Kesinlikle insan sevgim. Eskiden yalnızlıktan hiç hoşlanmazdım , kalabalık çevresi olanlara özenirdim. Şimdi 5 kişiden fazla insan istemiyorum çevremde.
Tabiki her insan eğerki önem gösterirse zamanla daha çok bilgi sahibi oluyor... pek çok değişmedim ben... sadece daha akıllı oldum elhamdulillah ve kimin ne mal olduğunu fark ettim o kadar 😁😂