Yaşadığımız hayata şükür mü , yoksa lanet mi ediyoruz? Önce " hayat nedir?" ve "hayatın anlamı nedir?" sorularınızı sormamız ve mantıksal sonuçlara varmamız gerekir. Hayat , evren olarak nitelediğimiz bir sistemde var olabilmektir. Nerede , hangi galaksinin hangi gezegeninde hayatta var olmaya başladığımız , önemli değildir! Önemli olan neden var olduğumuzudur! Milyarlarca galaksi olduğu gibi belki de milyarlarca evren de var olabilir. Aslında her şeyi merak ediyoruz , neyiz , kimiz , neden varız , daha önce neredeydik daha sonra nereye gideceğiz gibi bir çok yanıtsız sorularımız vardır! Bildiğimiz , içinde var olduğumuz evrenin 4 temel kuvveti olduğu , gözlemleyebildiğimiz kadarı ile canlı ve cansız her şeyin biribiri ile mücadele edip yok ettiğidir. Bu cümlede herşey çok daha önemli olan bir kelime yazdım. BİLMEK!! Nedir , bilmek? Algılarımızın , hafızamızda mukayese edilmesidir. Algılar ve hafıza! Algıladıklarımız nedir , ışık , ısı , ses , koku , daha aklınıza ne gelirse , evrensel sistemde var olan herşeyin ışımasıdır. Şeylerin ışıması olmadığı takdirde en hassas duyu organlarımız olsa da hiçbir şeyi algılayamayız. Peki algıladık ama hafızamız yok , neyi algıladığımızı , daha doğrusu algıyı , bilgiye çeviremeyiz. Demek ki böyle bir algıyı bilgiye dönüştüren bir evrensel sistem var! Yani daha doğrusu , bir iletişim ve etkileşim sistemi demek daha doğru olur. Sistemin amacı , evrende var olanların ışıması ve diğerlerinin bu ışımaları algılayıp hafıza sayesinde bilgiye dönüştürmesidir. Demek ki iletişim ve etkileşim sisteminin alınıp verilen materyali BİLGİ oluyor. Konu uzun , daha sonra devam edeceğim!!
Çok şükür taşa takılan bir ayağım var. Çok şükür nefes alabiliyorum. Çok şükür elim ayağım tutuyor. Çok şükür mevlam ne güzel nimetler vermiş. Göz vermiş görebiliyoruz çok şükür. Şükretmek için o kadar sebep var ki , lanet etmek hem cehennem kapısını açar , hemde nankörlük olur gelen Allah’tandır çok şükür 🤲
Her hale şükür... Yaşam bize verilmiş bir şans. İyi değerlendirmek gerekiyor. Gelen her şey Rabbimden, o beni neyle sınayacağını, nelerle mükafatlandıracağını bilir elbet. Lanet okumak müslümana yakışmaz. Nefes aldığım her an tövbe imkanım varken nasıl lanet edeyim hayata? Beni cennete götürebilecek bir yolda dümdüz yürürken neden ayağımın altina dikenler sereyim lanet ederek?
İnsan bir zaman sonra ister istemez isyan etmeye başlıyor. Küçüklüğümden beri hiç yüzüm gülmedi desem yeridir. Babam beni 5 yaşındayken terketti. 15 yaşındayken kansere yakalandım. Bana ilik verebilecek durumda olduğu halde bırakıp gitti. 2 yıl boyunca kanserle savaştım. Yaşadığım bunca şeye rağmen üniversite kazandım. Üniversite kazandığımda yalnızdım, yeni bir şehre giderken yalnızdım. 20 yaşımda hayatımda ilk defa birini sevdim. O da 2 yıldır oyalıyor. Akıbetim belli değil gerçekten. Fazlasıyla tükendim. Artık şükredemiyorum eskisi gibi.
Duruma göre çok degisiyor , bazen Allah'ı kendime çok yakın hissettigim zaman şükranlarımı sunuyorum ama öyle anlarda geliyor ki boyle yanliz ve çok bahtsız biri olduğumu hissettiğimde lanet olsun böyle kadere deyip bütün hayatıma isyan ediyorum , kısaca ruh haline göre farklılık gösteren bir durum
Şükür tabiki benim yaşadığım hayatı kim bilir binlerce insan yaşamak ister yanlış anlaşılmasın zengin felan deilim sağlığım yerinde bütün uzuvlarım tam anlamında hastalara Rabbim şifa versin
Yani ara sıra istediğim olursa mutlu olduğumu görürsem şükrederim. şükretmek devam ettirmek dir. Ama bazen de gün geliyor Bi bakıyoruz ulan nasıl bir hayat. (değişiyor ya zaman ve yaşantıya göre)
Elhamdulillah durumumuz iyi o yüzden her zaman ALLAHA şükretmişimdir bir şeyi becersem beceremesem bir yerim kırılsa kırılmasa her zaman ALLAHA şükretmek sevaptır ve ALLAH şükredenleri sever.
yaşadıklarımızın bize bir şeyler kattığını bunlardan ders çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. zorlukların üstesinden gelmek daha güçlü bi insan yapıyor bizi bence