Her ikisi için de çok çabalamıyorum açıkçası. Kendimi gayet düzgün ifade edebilen, anlaşılabilir biriyim. Anlaşılmadığımı gördüğümde bir kere daha açıklarım kendimi ama fazlasını yapmam. Defalar gerektiriyorsa karşımdaki beni anlamak istemiyordur çünkü ve bana böyle yaklaşan biriyle zaman kaybetmem. Başkalarından takdir görmek gibi bir beklentim yok. Ben istediklerim uğruna kimseye zarar vermeden ardımda keşkeler bırakmadan yaşayıp kendimle yeteri kadar gurur duyuyorum zaten, başkasının takdiri gerekmez.
Anlaşılmak takdir görmeye nazaran daha fazla önem arz ediyor benim için. Çünkü kimseden övgü almak zorunda değilim, bunu kendim de elde edebilirim. Anlaşılmak için önce anlatmak gerekiyor. Eğer anlatacak kadar önemli bir konu ya da kişiyse yanlış anlaşılmak çok canımı sıkar. Her zaman, ''kim ne anlarsa anlasın'' diyemem. Çünkü bazen gidiş yolumuzu ya da olduğumuz yolu değiştirebilen bir etkiye sahip. En önemlisi kendi açımdan kendimi nasıl gördüğümü değiştirmemeli.
Takdir edilmek ise bu kadar önemli değil benim için. Motive kaynağım takdir, bir söz ya da insan olmadı hiçbir zaman. Bir hedefim varsa onu hayal ederek motivasyonumu sağlarım. Böylesi benim için daha sağlıklı oluyor çünkü insanların düşüncelerini pek umursamıyorum. En mükemmeli bile eleştirebilecek potansiyele sahip bireylerin beni neyde tekdir ettiği, neyde ayıpladığı umurumda olmuyor. Çünkü bana göre samimiyetsiz bir şey.
Anlaşılma konusu tamamiyle düşünmediğim konulardan biri artık. Anlamak isteyen kendi kalibresi dahilinde bunu başarıyor. İşine gelmeyen de o şekilde davranıyor. Ben eylem insanıyım, insanların bana ya da yaptığım bir şeye yaklaşımlarını umursamıyorum. İstediğimi yaparım gerisiyle ilgilenmem.
Kişilik & Karakter konusunda 19,5b cevap paylaştı.
İkiside umurumda değil. Anlaşılmam için karşımdaki kişinin bana değer vermesi şart ve takdir görmem için karşımdakilerin bunu belirtecek kadar karakter sahibi olması şart. Bu sebeple anlaşılamadığım veya takdir görmediğim zaman bu kişilerin kapasitesini anlamış oluyorum.
Anlaşılmak.. yani bunu ne zaman düşünsem anlaşıldığımı hayal kırıklığı yaşadığım için anlaşılmayı ummayı bırakalı çok oldu.. Takdir görmek için hiç çabaladığımı sanmıyorum içimden geleni yaptım hep.. takdir edilse de edilmese de..
O kadar vurdum duymaz oldum ki son bir yıldır, hani dünya yansa geçer izlerim o derece. İnsanların da benim hakkımda iyi ya da kötü neler dediklerine pek değil hiç takılmıyorum. Beni seveni Allah'ta sevsin, beni sevmeyende sevmesin beni sevmek iman şartı değil sonuçta.
Sadece bazı en yakın gördüğüm, değer verdiğim insanlar tarafından anlaşılmak isterim, takdire gerek yok. Kendim ise herkesi anlamak isterim, takdir etmeme de gerek yok.
Duygularımı kendim anlamalıyım bilinmezlik hissi olmadan arada kalmamalıyım. Yaptığım işi veya davranışı kendim beğenmeliyim. Başkalarının ne düşündükleriyle ilgilenmem genelde
İllaki takdir görmeyi beklemem ancak anlaşılmak ruhsal ve psikolojik bir ihtiyaçtır. Bunun olmaması durumunda kişinin psikolojisi uzun vadede bozulabilir
Şöyle ki: insanlar tarafından kendini ifade etmeye çalıştığın doğrultuda ne eksik ne fazla tam istediğin şekilde anlaşıldığını bilmek ve yaptığın güzel şeylerden sonra bunun takdir edilerek sana gelmesi, seni motive edip, kendi potansiyelinin farkına varabilmenin verdiği o özgüven dolu duyguyu çokça hissetmek hayatında ne kadar önemli? Şu an hayatımın en uzun cümlelerinden birini kurmuş olabilirim.
Önemini kavrayamadım çünkü hayatımın bu güne kadar olan kısmında ne karşı cinsten ne de hemcinsimden övgüler almadım. Öncelikle nasıl bir duygu olduğunu bilmediğim için kesin bir şey söyleyemiyorum.