Hani olur ya insanın hayatını bir belirsizlik kaplar, ne yapacağını bilemez... Geçmiş ile geleceğin sentezini yapamayıp kendine bir yön çizemez. Doğru karar verememekten korkar insan...Rabbim ahirette arafta kalanlardan eylemesin bizi...Sizin böyle hissettiğiniz zamanlar oldu mu? Bu gibi durumlarda nasıl hareket ediyorsunuz?
Arafta kaldığınızı hissettiğiniz zamanlar oldu mu? Böyle durumlarda ne yapıyorsunuz?
Böyle zamanlarda, geçmiş ve gelecek arasında sıkışmak gibi.. Bir dönem bunu yaşadım. An değil, gün değil haftalarca çektiğim bir sıkıntı idi. Gel zaman git zaman geçmişe de düştüm, çok bocaladım. Boşanma arifesi ve o zor süreçte çok ince ayrıntılar var epeyce derin konu. O belirsizlik, o rehavetli hava aklıma geldi şimdi soruyu okuyunca. Ne içinde olduğum an'a odaklanabildim günlerce, ne de geçmişte idim.. Arada bir yerde arafta... Şükürler olsun ki o ruh halinden sıyrıldım. Şimdi olmak istediğim yerdeyim, olmak istediğim gibi. Rabbim kimseleri bununla sınamasın.
Araf, ağır bir kelimedir... Eğer anlatılanlar doğruysa arada kalmış, sevabı günahı eşit, nereye gideceği dahi bilinmeyenlerdir. Düşünmek dahi sancılanmaya kafi... Allah düşürmesin.
Sessiz Tepe isminde bir film izlemiştim yıllar evvel, Araf kelime manasında da tepe anlamı çıkıyor alimlerce. O filmde de tesadüfen arafa düşen birinin yolculuğu anlatılıyordu, tüylerim diken diken olmuştu...
Madem konu '' arada kalmak '', o da en zor durumlardandır. Arada kaldığım zamanlar hep oluyor benim. Bir şey alırken, satarken, huy edinirken, sohbet ederken, kendi hayatım için kararlar verirken. Mevzu arada kalmak değil, arada kaldıktan sonra atılan adımlarda pişman olmamaktır. Allah pişmanlık vermesin, arada kalındığında çok ince düşünmek ve ona göre hareket etmek gerekir. Büyük pişmanlıklarım olmadığı için şükrediyorum ben geçmişe dair.
Bazen ne yapacağımı bilemediğim kararsız kaldığım zamanlar oluyor, hayatımla ilgili bir karar alırken bazen de gün içinde arada kalıyorum. Böyle durumlarda olunca acele etmemek gerektiğini düşünüyorum. Yani ne karar alacaksak iyice düşünüp doğusunu yanlışını tartıp ona göre sonuca varmalıyız.
Arafta kalanları Arafa düşenler anlıyor galiba.. Fiili veya kavli elimden gelen ilticayı Rabbime avuçlarımda, davranışlarımda gönderirim.
Çözmek için A, B planı belirlerim, beni tanıyanlara veya fikrini önemsediklerimin düşüncelerini sorgularım da belki araftan azat etmeme yardımcı olurlar.
Sonra beklerken hayatıma odaklanmaya devam ederim ve o arafın psikolojisinde kalmamak için mücadele ederim, kimi zaman çıkamasamda çıktıpım anları kâr bilip zorluğun miadının dolacağı günün sancısını çekerim.. 🌿
Arafta kalmak; arada kalmak, yetersiz kalmak, kararsız kalmak... Diğer bir anlamı ise cennet ve Cehennem arasında bir bölge... Bunu Kur'an'da ; Araf Suresi, 46. ayet: İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: "Selam size" derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır.'
Allah insanı; ne ahirette, ne bir işte, ne bir meselede, ne iki insan arasında, ne dünyevi meselelerde "arafta" bırakmasın...
Zor bir durum... En zoru da ahirette ki sanırım... Allah cümlemizi muhafaza etsin...
Arafta kaldığım mevzuya göre değişiyor bazen fikrine güvendigim dostlarıma danişiyorum bazen ise konuyu aklımda masaya yatırıp bana en mantıklı geleni seçiyorum bazen ise olayı kalbime bırakıyor onun istediğini yapıyorum (belli sınırlar içerisinde tabi) Kalbimde aklımda bazen yanlış seçimler yapabiliyor ama secimlerimden pişman değilim içimde kalıp keşke yapsaydim demek yerine yaptım ve yanildim demek bana daha çok şey kazandırıyor zannimca☺ Bu dünyadaki arafta kalmalar illa bir şekilde sonuçlaniyor Rabbim ahirette arafta bırakmasin bizleri.. Aminn🌺
Arafta kaldığım zamanlar, her insanın başına gelebileceği gibi benim de oldu evet.. Bu durumda yapılacak şey; alnı secdeye koyup, bizim bilmediğimiz her şeyi bilen, gören ve işiten Rab ile iletişime geçmek, en doğru olan şey.. Teslim olmak ve hakkımızda hayırlısını istemek.. Yapılacak bundan daha güzel bir şey olmasa gerek..
Boşanma karar aşamasına gelene kadar bu durumda kaldım. Aslında eşimin yaptığı her şey ortada ama hep acaba dedim. Yanlış bir karar Vebale girmek demekti. Rabbime çok dua ettim. Secdelerimde yalnızlığımda hem ağladım hem de dua ettim. Gördüğüm bir kaç rüyanın tesiri oldu bende. Kırılma noktası idi aslında. Hayatta en çok korktuğum şey Vebal' dir. Çok şükür bu konuda huzurluyum. Evlatlarımda ben de çok şükür mutluyuz.
Aslında tam da öyle bir zamandayim şu an. Derler ki, "En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir." Bu minvalde, kendimce halkı sebeplere dayandırdığım yolda ilerlemeye çalışacağım. Bu karar; doğru olursa mutlu, yanlış olursa tecrübelenmiş olurum. Hayatın bir gerekliliği sonucu üzülürsem de varsın üzüleyim... 🍂