Bir orta boy yoğurt almak istediğimiz zaman orta boy yoğurdun ne olduğunu bilebilmek için onu zihnimizde büyük boy ve küçük boyla kıyaslamamız lazımdır.
Yani kıyas teknik bir beceridir.
Ancak bunu insanlar ve olaylar için kullanmaya başladığımız zaman iş biraz ilginçleşmeye başlar.
Güzel ve çirkin, iyi ve kötü kavramları oluşturmaya başlarız ve bu kavramların merkezinde de egomuz bulunur. (yani bize göre iyi veya bize göre kötü)
Kıyas tuzağına düşmemek için olayları daha geniş gözle bakmaya ve egonuzu mümkün olduğunca dinlememeye çabalamak önemlidir. Buna "hikmetli bakmak" denilebilir.
Örneğin evde sakin bir ortamda güzel bir müzik dinlerken sokaktan üç tane ambülans siren çalarak geçerse egonuz hemen "bu ne kardeşiiim yaa" diyerek ayaklanır. Çünkü onun için kendi rahatı daha önemlidir.
Ancak hikmetli bakan birisi o ambulansların içinde birilerinin zor durumda olduğunu veya zor durumda olan birilerine yetişmeye çalıştıklarını. Şu an kendi durumunun rahat olmasının buna empati duymasına engel olmaması gerektiğini düşünür ve bırakın rahatsız olmayı içinde "Allah kim zor durumdaysa yardımcısı olur inşallah" diyerek geçirir. Kendi içinde bulunduğu rahat duruma şükreder.
Ya da akşam arkadaşlarıyla bir kafede otururken (şu aralar oturamıyoruz ve ne büyük nimet olduğunun farkına varıyoruz) yanınızdan geçen garson koca bir bardak sıcak çikolatayı üzerinize döktü ve tüm elbiseleriniz çikolataya bulandı üstelik de yandığınız için canınız acıdı.
Ego burada çıldırır "Arkadaşım dikkatli olsana, aptal adam, yaktın beni elbisem de mahvoldu. Şimdi ne yapacağım bu halde. Şikayet edeceğim sizleri. Mahvedeceğim. Siz kimsiniz benim üzerime çikolata döküyorsunuz" diye ortalığı birbirine katar. Hem kendi akşamı hem de tüm kafedekilerin akşamı rezil olur.
Ancak hikmetli bakan şu şekilde düşünür. "Allaha şükür çok yanmadım. Olur böyle şeyler. Oldukça da komik olmuşum yahu. Demek benim kazağın çikolata içmesi gerekiyormuş. Garson acaba çok mu yorgundu? Neyse Allah'tan benim üzerime geldi ya şu yan masadaki bebeğin üstüne gelseydi. Neyse önce bir garsonu sakinleştireyim kim bilir o da utanmış ve korkmuştur. Sonra da gidip üstümü bir temizleyeyim. Üstümdeki desenler ilginç olacak ama olsun. Bu da değişik bir akşam oldu" der.
Konuyu arkadaşlarıyla eğlenceli bir sohbet vesilesi yaparlar, garsonun gönlünü alırlar. Üstelik kafe sahibi gelip hem özür diler hem de onlara güzel kahveler ve özel tatlılar ikram ederler. Akşam olduğundan daha eğlenceli bir hale dönüşür.
Kısacası sevgili dostum, kıyastan kaçamayız. Ama kıyaslarımızı hikmetli bir şekilde yaparsak dünyamız güzelleşir.
Yok edilemez. Dogadaki herseyi kiyaslariz malesef. Bir seyin tatli oldugunu anlamak icin aciyla, yumusagi sertle, yuvarlagi dikdörtkenle, inceyi zayifla, büyügü kücükle vs. kiyaslar dururuz. Kiyaslamadigimiz nesne ve canli yoktur dolayisi ile kendimizide kiyaslariz- mesela insanin kendine iyi demesi icin kötü insanlarla kendini kiyaslamasi lazim vs. Dis görünüstede öyle bu yüzden güzellik göreceli cünkü herkesin güzel anlayisindaki baz aldigi güzel farklidir ona görede kiyas yapar. Dis etkenler yüzünden mesela bazen kendimizi buna mecbur hissede biliyoruz aile, arkadas, toplum yüzünden kendimizi kiyaslar dururuz bu kiyas öyle bi hal alir ki kendimizi kiyasladigimiz insandan nefret ederiz ve ister istemez ona hayranlik besleriz- bu iki sey cok zittir aslinda ama o insan artik bizim olmak istedigimiz insan haline gelir ve ona nekadar yaklasirsak toplum icinde o kadar kabul görecegimizi düsünürüz. Komik olan ise kendimizi kiyasladigimiz insanda kendini baskasi ile kiyaslar. Bunu herkes yapiyor ister istemez ama bazisinin dozu az bazisinin dozu cok. Ayarlamak ise özgüven isi.
Hayatı bir yarış olarak görmekten vazgeçmesi gerekiyor öncelikle. Yaşıtlarım şunu yaptı, bunu yaptı ben hâlâ yapamadım kafasından çıkması gerekiyor. Benim 30 yaşımda sahip olduğuma bir başkası 50, bir başkası 15 yaşında sahip olabilir.
Hayat adil değil. O nedenle bu hayatın sadece bizim olduğunu ve bizim de kendimize göre bir zamanımızın olduğu idrak etmekle yok edilir.
Kıyaslama yapan kişinin kuvvetle muhtemel özgüven ve takıntı gibi problemleri vardır. Öncelikle kendine güvenmesi ve biraz umursamaz olması lazım. Bunun yanında da kendiyle barışık olursa sorun büyük ölçüde ortadan kalkar.
Kişilik & Karakter konusunda 204,1b cevap paylaştı.
Kendini severek ve değer vererek. bir insan sürekli kendini başkalarıyla kıyaslıyorsa öz güveni çok düşüktür. şahsen kendini seven ve ne kadar iyi olduğunu bilen biri başkalarını önemsemez zaten kendisinin iyi olduğunu bilir karşılaştırmaya gerek duymaz.
Selam, kıyaslama alışkanlığı bence yok edilemez ama aza indirebilir. İnsan düşük olan taraflarını kıyaslar ve iyi olduğu tarafları kıyaslamaz. Bizlerde düşük olan taraftarımızı saptayıp, buna göre hareket edersek bence en aza indirgeyebiliriz diye düşünüyorum.
Kendisinden daha zor ve daha kötü olan insanlara bakarak. Başkası ile sadece başarı yönünden kıyaslamak güzel olabilir. Bir hedef ve istek uyandırır insanın içinde. Diğer geri kalan konularda ise yıpratır çok gereksiz çünkü. O yüzden sahip olduklarına odaklanmalı ve kendi yerinde olmak için can atan insanların farkına varmalı. Özellikle sağlık olarak.
Kendine güvenle alakalı olduğunu düşünüyorum. İnsanın kendine güveni inancı tam değilse başka birileriyle kıyaslama ihtiyacı içine girer. Bu durumu atlatmak yine insanın kendi elinde olan bir şeydir. Kendini daima motive etmeli, kendine yapamazsın başarısızsın gibi kelimeler kullanmamalı ve her yakaladığı fırsatı lehine çevirmeyi bilmelidir.
Merhaba, Bu sefer uzun uzun yazmıyayım. İnsan fikir düşünce daha doğrusu insan beyni karşılaştırma, mukayese etme güdümlüdür. Başarı ve amaçlar bu mukayese sebebiyle sağlanır. Kontrol edilebilir ama sorudaki gibi yok edilemez.
Kıyaslanma alışkanlığı özgüvensizlikten kaynaklandığını düşünüyorum kişi özgüvenini geliştirir ise bu durumda ortadan kaldırılır.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Bunu bizzat yaşamış birisi olarak söylüyorum ; belki tamamen yok edemez ama en azından kendini olduğu gibi kabul ederek bu durumu en aza indirir. Örneğin evimiz ya da burnumuz gayet güzel olsa da bunu sürekli başkaları ile kıyasladığımız zaman elbette eksik yönlerimizi fark edeceğiz, yoksa dahi gözümüzde var olacak. Bu nedenle en güzeli insanın kendini olduğu gibi kabul etmesidir. Eğer değiştirme imkanımız yoksa çok da düşünmemek lazım. 🌟
Ben bunun biraz da ailelerden kaynaklandığını düşünüyorum küçükken sürekli yaşıtlarıyla kıyaslanan, yarıştırılan çocuk bunu zamanla alışkanlığa dönüştürürüp büyüyünce de devam ettiriyor yani ben belli bir saatten sonra bunun değişeceğini sanmıyorum
En çok sevmediğim durum bu. Her insan kendine göre özellikleri vardır. Parmak izleri nasıl farklıysa. Bu durumu ortadan kaldırmak için kendinden pay biçmeli insan.
Kimseyi kıyaslamassın olup biter, hiç bi beyi kafaya takmaya değmez hayat kısa , yaşa hayatını gelişine göre, kıyaslamak mutsuzluk getiren bir, pusikolojik, saplantı dır
Tamamiyle yok edilemez. Bunun iç güdüsel birşey olduğunu düşünüyorum. Kusurlarımızla barışık olarak, kendimizi severek bu durumu az'a indirmemiz mümkün.
Bence psikolojik destek almalı. Benim bir benzerimin olamdığı gibi bir başkasınında bir benzeri olamaz her insan irade, fikir her şeyi ile bir birinden fakrlıdır bunu düşünse bile böyle bir kıyaslamaya girmenin ne kadar anlamasız ve gereksiz olduğunu görecektir.
Ya zaman zaman bunu herkes yapar ama bokunu cikarmamak lazim. Dusunsene dunyada ne ust duzey insanlar var, onlari tanımıyorsun bile, yanindakileri olcut aliyorsun. Mesele daha iyi olmaksa senin özendiğin kisi de pek onemli olmayabilir bu bakımdan.
İddiacılık ve kendini övme gibi huyun varsa yaptıklarını övüyorsan bu gibi şeyleri yapmayarak başlayabilirsin. Övgü başkası tarafından yapılırsa övgüdür. Kişi kendi kendini övmesi hakimsiz mahkeme sonuçlamak gibidir.
Yok edilmekten ziyade en aza indirgeyebiliriz o da nasıl olur. Olanı kabul edip onu parçamız kabul ederek istemediklerimiz dışlayarak beğenmediklerimizi iteleyerek değil onların da bizi biz yapan olduğunu özümsediğimiz zaman olur...
Kendini her halinle ssevmeyi öğren ve şükret nasıl mı şükredim dersen bı hastaneye git cerrah paşa olabilir oradaki insanlara bı bak emin ol kurtulursun bu durumdan:)
Selamlar,
Kıyaslama beynimizin bir ölçme biçme aracıdır.
Bir orta boy yoğurt almak istediğimiz zaman orta boy yoğurdun ne olduğunu bilebilmek için onu zihnimizde büyük boy ve küçük boyla kıyaslamamız lazımdır.
Yani kıyas teknik bir beceridir.
Ancak bunu insanlar ve olaylar için kullanmaya başladığımız zaman iş biraz ilginçleşmeye başlar.
Kısacası sevgili dostum, kıyastan kaçamayız. Ama kıyaslarımızı hikmetli bir şekilde yaparsak dünyamız güzelleşir.
Sevgilerimle.
Görüşünüz için teşekkür ederim :)